Yalnız Değilsin, Kızım

Sen Yalnız Değilsin, Kızım…

— Çocuk emzirmeye getireyim mi sana, Aydın?
— Hayır, daha önce söyledim. Vazgeçeceğim.

Hemşire başını sallayıp çıktı. Zeynep duvara dönüp ağlamaya başladı. Odadaki diğer anneler birbirlerine baktılar ve bebeklerini emzirmeye devam ettiler.

Zeynep gece doğum sancılarıyla hastaneye gelmişti ve hızlıca doğurmuştu. Erkek çocuğu, 3.5 kilo. Sağlıklı ve güzel. Ona baktığında, yeni anne ağlamaya başladı, ama sevinçten değildi.
— Her şey yolunda, niye ağlıyorsun? Yakışıklı bir oğlun var, güçlü bir delikanlı. Kız istiyordun galiba? Merak etme, bir dahaki sefere kızı olur.
— Onu bırakacağım. Alıp götürmeyeceğim…

— İlahi… Sebep ne ki? Delilik etme, zamanın var düşünmeye, bu senin çocuğun, nasıl acımaz?

Zehra, Zeynep’in odasındaki komşusu, koridorda eşiyle oturuyordu. Kızlarının ne kadar komik bir şekilde burnunu kıpırdattığını anlatıyordu, birlikte gülüp eğleniyorlardı. Bir kadın, elinde bir poşetle gelip Zeynep’i çağırdı.

Zehra odaya gitti ve Zeynep’i getirdi.
— Kızım, nasılsın? Oğlun nasıl? Adını düşündün mü?

— İsmi yok.. Yeni ailesi ne isterse onu koyar. Onu bırakacağım, anne.. Dünyada kimseye gerek yok, yalnızız…

Zeynep yüzünü elleriyle kapadı ve hıçkıra hıçkıra ağladı. Zehra böyle bir sahnede bulunmaktan rahatsız oldu, kocasıyla vedalaşıp gitti.
— Yalnız değilsin kızım, ben buradayım. Veli hain biri, ne diyeyim. Aşığı söylediyse ki çocuk ondan değil, gezdin dediyse, o yüzden sinirlendi. Ama aklı başına gelecek ve geri dönecek. Sana hediyeler getirdim, ye ki sütün besleyici olsun. Oğluna ad olarak Ali deriz.

Zeynep odaya girdi ve paketi komodine koydu. Koridorda bebek ağlaması yankılanıyordu, dayanılmaz bir şekilde. Zeynep koridora çıktı.
— Bu ağlayan benimki mi?
— Evet, seninki…
— Hadi getirin de emzireyim…

Hemşire hemen Ali’yi getirdi. Oğlan canhıraş bir şekilde ağlıyordu, yüzü kıpkırmızı olmuştu.
— Sakın öyle ağlama. Annen şimdi seni besleyecek.

Zeynep beceriksizce ağlayan çocuğu göğsüne yaklaştırmaya çalıştı. Zehra yanına gelip ona yardım etti. Çocuk sustu, emzirme başladı. Zeynep’in yüzünde bir gülümseme yayıldı, ne kadar komikti bu küçük bebek, nefes nefese emerek çaba gösteriyordu. Artık her emzirme zamanı Ali’yi annesine getiriyorlardı. Zeynep onun küçük burunuyla, çatık kaşlarını incelemekten hoşlanıyordu.

— Zeynep, sana gelen annen miydi? Hoş bir kadın.

— Hayır, kayınvalidemdi. Annem ben küçükken öldü, babam alkolikti, teyzem büyüttü beni. Sonra evlendim, kocamın evine taşındım. İyi yedik, içtik, taki o başka bir kadınla ilişkiye başlayana kadar. Ona gitti ve beni tanımadı. Bu haberle yıkıldım ki sancılar başladı…
— Peki çocuğunla şimdi nereye gideceksin?
— Kayınvalidem benimle yaşamak istiyor, o da yalnız, kocası yok, tek oğlu da kaçtı.. İyi bir kadın, beni her zaman iyi karşıladı.

— Öyleyse git onunla yaşa, torununa bakar, yardım eder. Kocan da aklı başına gelirse döner…

Zeynep öyle yaptı. Emine Hanım her konuda yardım etti, torununa deli gibi düştü. Ali bir aylık olduğunda babası ortaya çıktı. Zeynep evde yoktu, alışverişe gitmişti.
— Anne, Ayşe ile kuzeye taşınıyoruz, orada iş teklifi aldım. Geldim ki veda edeyim, ve… biraz da para ihtiyacım var, ne verirsen alırım…

— Yazık. Hamile bırakıp, karını bıraktın, nearly çocuğun terk ediyordu. Ah, sen… Baba olsaydı, seni fena döverdi böyle şeyler için. Para yok. Torunum var, ona lazım. Sen çalış ve kazan.

O sırada Ali ağlamaya başladı, Emine Hanım beşiğe koştu.
— Hadi, oğluna bile bakmayacak mısın? Tıpkı senin kopyası.
— Ne o benden, ne de benim oğlum. Zeynep başka biriyle yaptı onu, neden bana lazım?
— Ahmet, sen aptalsın. Git, beynin olmadan yaşa.

Emine Hanım emekli oldu, yerine Zeynep çalışmaya başladı. Ali kreşe gitti, üçü birlikte mutlu yaşıyorlardı.

— Emine, neden gelinin hala gitmek istemiyor? Nerede görülmüş, kaynana geliniyle yaşıyor, ama oğlunu kovuyor.
— Zeynep oğlanımdan daha değerli — aptal şey, ve en sevdiğim torunum. Onlar için yaşıyorum, Fadime. Aman diline sahip olsan.

Komşu Fadime başını sallayıp kendi işine gitti. Emine’nin davranışını anlamıyordu; onun için oğlan her zaman ilk sıradaydı. Babası alkolikti, ama kader böyleydi.

Emine Hanım, Zeynep’in süslenip püslediğini ve akşamları bir yere gittiğini fark etti.

— Zeynep, hani adı neydi?
— Kimin, anne?
— Gittiğin adamın… Anlat kızım, merak ediyorum.
— Aman, sadece geziyoruz… Asker, buraya akrabalarını ziyarete geldi, tesadüfen tanıştık.
— Peki, Ali’den haberi var mı?
— Elbette, hepsini biliyor…
— Peki, tanıştırsana beni, saklamanın manası yok. Iyi bir insansa, bu böyledir…

Zeynep’in yeni tanıştığı kişi, Burak, bir sepet dolusu meyve ve halası pişirdiği börekle geldi. Ali’ye oyuncak bir araba ve futbol topu hediye etti. Akşam eğlenceliydi, Burak’ın anlattığı komik hikayelere Zeynep içten gülüyor, Emine Hanım da gözyaşlarına boğularak gülüyordu.

Misafiri uğurladıktan sonra, Zeynep hemen sordu:
— Nasıl buldunuz onu, anne? İyi biri, öyle değil mi?
— İyi, kızım… Saygılı, ilginç, iyi yetişmiş. Ve hepsinden önemlisi seni seviyor. Kaybetme bu fırsatı!

Bir ay sonra Burak, Emine Hanım’dan Zeynep’in elini istedi.
— Merak etmeyin, Zeynep’i ve Ali’yi asla üzmeyeceğim. Aydın’daki evimize taşınacağız, orada büyük bir evim var. Birbirimizi seviyoruz, Ali benim gibi bir oğul. Bize destek olur musun?

Emine Hanım Zeynep, Burak ve Ali’yi uğurladı. Taşındılar, yazacaklarına ve ziyaret edeceklerine söz verdiler. Peki şimdi onlar olmadan burada nasıl olacak…

Bir yıl sonra Ahmet, oğlu geri geldi. Pis ve bakımsızdı.
— Aman Tanrım, ne hale düşmüşsün, Ahmet? Kızın giysilerini yıkamıyor mu artık?

— Of… Artık Ayşe yok. Başka bir adama gitti, parası olan birine.. Bizim paramızı bitirdik, hiç bir şey kalmadı.. Aklıma geldi, benim annem var, ölye mi?.

— Zamanında geldin, uzun zamandır seni hatırlamıyordum, iyi olup olmadığımı merak etmiyorum…
— Ve o çocuğu ailesinden koparmak için söylediğini, ona inandım. Şimdi oğlumla tanışmak istiyorum.. Nereye gitti oğlan?
— Şansını kaybettin. Zeynep iyi biriyle evlendi ve mutlu. Ali onun adına kayıtlı, senin oğlun yok. Ve ben de eşyalarımı topluyorum ve onlara gidiyorum. Zeynep bir kızı oldu, yardım etmek istiyorum, torunumla vakit geçireceğim. Sen burada kal, eve iyi bak, anlaşıldı mı?

Emine Hanım trenle giderken düşündü, hayat nasıl da ilginç bir şekilde değişiyor. Kime ihtiyaç duyulursa, kime destek olursa ne büyük bir mutluluk. Zeynep’i desteklediği gibi. O gün yardım edilmeseydi, her şeyin nasıl gelişeceğini kim bilir…

Rate article
Lifequest
Yalnız Değilsin, Kızım