Sırrımızı Yalnız Biz Saklıyoruz

Бundan yıllar önce, bu olayı düşünmeden önceki acıyı hissetmeyi ve o zamanlar anlamasam da utancın ve minnettarlığın karışık duygusunu geride bırakmam gerekti. Artık otuzlarımdayım, evliyim, bir kızım var ve hayat çoktan rayına oturdu. Ama hala onunla birlikte sakladığımız o sırrı, kendi hatalarımın bir hatırası olarak taşıyorum… ve yanınızda sizi kurtaracak birisinin olmasının ne kadar önemli olduğunu kendime hatırlatıyorum — başkalarından, dünyadan ve en önemlisi kendinizden.

On sekiz yaşındayken Fikret’e, babamın en iyi arkadaşına, sırılsıklam aşıktım. Benden neredeyse yirmi yaş büyüktü, akıllı, sakin ve entelektüeldi. Tipik bir geçmişi olan adam: uzun süre önce boşanmış, İzmir’de ilçe idaresinde çalışıyordu, her zaman iyi bir parfüm ve kahve kokusu vardı.

Benim gözümde o, filmden çıkmış gibiydi: nazik, ilgili, alçak sesli ve gözlerinde kaybolabilirdiniz. Ona hayrandım, günlüğüme soyadını kendi adımın yanına yazarak onunla ilgili hayaller kuruyordum, kitaplarda anlatılan o aşkın bu olduğunu sanıyordum.

Ama o… Olan biten her şeyi gördü. Ve çok şükür ki, hislerime ne flörtle, ne bir hareketle, ne de en ufak bir ima ile karşılık vermedi. Son derece nazikti. Hiçbir zaman kendine fazladan bir şey yapma izni vermedi, ben gençlik hormonlarıyla delice davranıp onu kışkırtmaya çalıştığımda bile.

Onun uzak durması beni gücendirdi. İntikam almak istedim — o zamanlar bana öyle geliyordu. Ve kendimi herkesin tanıdığı Mert’le ilişkiye soktum: ailesinde alkolikler olan, serseri, laf ebesi biriydi. Ailem ondan uzak durmamı istiyor, annem ağlıyor, babam bağırıyordu. Hatta Fikret bile müdahale etmeye çalıştı, uçuruma doğru gittiğimi açıklamaya çalıştı. Ama ben… Sinirlenmiştim. Onun kıskandığını sanıyordum. Beni kontrol etmek istediğini düşünüyordum. Herkesin beni ‘iyi bir kız’ yapmak istediğini sanıyordum.

Herkesi görmezden geldim. Ve kısa sürede hamile olduğumu öğrendim.

Mert bunu duyar duymaz ortadan kayboldu. Korkmuş, kızgın ve aşağılanmış bir şekilde yalnız kaldım. Anneme söyleyemezdim — o zaten bir uçurumun kenarındaydı, babam ise o zamanlar kalp hastasıydı. Herhangi bir haber onu tamamen yıkabilirdi. Geceleri yastığa başımı koyarak ağlıyor, nereye gideceğimi bilemiyordum.

Bir gün cesaretimi toplayarak Fikret’in kapısına gittim. Kapıyı açtı ve ben kapısındaki eşiğinde ağlamaya başladım.

Hiçbir şey sormadı. Sadece dedi ki:
— Gel, bir çaresini buluruz.

Ve gerçekten bir çaresini bulduk. Bir zamanlar eleştirdiğim eski eşi, harika bir kadın çıktı — altın elleri olan bir kadın doğum uzmanı. Beni ilk ultrasonumdan son ana kadar, maalesef benim için bu bir düşük sonucuydu, yanımda oldu.

Fikret her şeyi kendi ayarladı: randevuları organize etti, ücretleri ödedi, yanımda oldu. Beni yargılamadı, azarlamadı, ders vermedi. Sadece her gün yanımda oldu.

Biliyorum ki, o asla aileme tek kelime etmedi. O beni ve ailemi dehşetten, acıdan, utançtan ve kederden kurtardı. Onurlu bir insan gibi davrandı. Gerçek bir adam gibi.

Birkaç ay sonra beni bir kafeye götürdü. Sessizce oturduk, sonra da sessizce dedi ki:
— Babanın durumu çok kötü. Doktorlar umut vermiyor. Donör bulunsa bile, kalbi ameliyatı kaldıramaz.

İçimde bir şeyin öldüğünü hissettim. Babam bir hafta sonra vefat etti. Ve tüm bu süre boyunca Fikret yanımızdan ayrılmadı. Benim yanımdaydı, elimi tutuyordu, annemle konuşuyordu, cenaze işlerine yardım ediyordu. Benim acımdan korkmadı. Benimle birlikte ağladı.

Yıllar geçti. Fikret çoktan taşındı, Antalya’ya gitti, ikinci kez evlendi. Artık iletişim kurmuyoruz, ara sıra birbirimize kısa mektuplar yazıyoruz sadece. Ama onun sessizliğini asla unutmayacağım. Korumasını. Benim gençlik aşkıma boyun eğmediği ve hayatımı mahvetmediği için.

O zamanlar nasıl bir hayal kurduğumu bilmiyorum. Belki onda babamı arıyordum, belki bir kahramanı. Ama o, beni yüzüstü bırakmadı. Hem kendi onurunu hem de benim saygınlığımı korudu.

Ve hala bu sırrı onunla birlikte saklıyoruz. Kimse bilmiyor. Ne annem, ne kocam, ne de en yakın arkadaşlarım. Sadece o ve ben.

Bazen bu dünyada hala Fikret gibi insanların sayesinde ayakta duruyoruz diye düşünüyorum. Sessizliği, anlayışı, affetmeyi ve yanında olmayı bilen insanlar. Acıma değil — sevgiyle. Gerçek. Gerçek — romanlardaki gibi değil. Hayat kurtaran bir sevgi.

Bu hikaye beni mahvedebilirdi. Ama sonunda beni daha güçlü yaptı. Sadece insan kalmayı seçen birisi sayesinde.

Rate article
Lifequest
Sırrımızı Yalnız Biz Saklıyoruz