Meyve Satıcısı Kutuyu Açtı: İçeriden Dev Korku Dolu Gözler Bakan Bir Yüz Ortaya Çıktı

Meyve satıcısı kutuyu açtı. İçeriden bir yüz belirdi. Kocaman korkulu gözler, sanki ikisi de büyük damlalar gibi aşağı akacak.

— Hiçbir şey yemiyor, büyük ihtimalle annesinden koparıldı ve atıldı. Tüyleri de şeftali kasasında yaşadığı için birbirine yapışmış durumda.
Müşteri kadın, hiçbir şey demeden ayrıldı. Adam üzüntüyle başını salladı: “Kadınlarda bile merhamet kalmadı.” Ama bir süre sonra kadın geri döndü. “Kediniz aklımdan çıkmıyor,” dedi ve bir bez uzattı:
— Sarın “ürünü”.

— Alacak mısınız? — diye heyecanlandı adam. Kediyi dikkatlice sardı ve bir çocuk gibi kadına teslim etti.
— Allah razı olsun, Allah razı olsun. Size karşılığını verir, — diye tekrar etti.
Kadın hoşgörüyle gülümsedi: — Hayırsever bulmuşum da haberim yok. Daha eşimin bu “hediyeye” nasıl bakacağını bilmiyorum. Yoksa beraber sokakta kalırız.
Gerçekten de öyle oldu. Kedi evi benimseyemedi. Yıkanmış, taranmış ve doyurulmuş olmasına rağmen, hâlâ zayıf ve bakımsız görünüyordu.

— Bu da ne biçim yaratık böyle? — kedi, bacağına tırmanmaya çalışınca koca iğrenerek geri çekti. Kedinin tırnaklarının çıkardığı ses dizi izleyen çiftin dikkatini dağıttı. Yeni, pahalı duvar kağıtları tehlikedeydi.
— Farelerle mi başın dertte? Neden bu kediye tek odalı evimizde ihtiyacımız var ki? — eşine çıkıştı adam.

Adam kediyi ensesinden tutarak şaşkın ve iğrenmiş bir şekilde elinde çaresizce asılı duran hayvana baktı:
— Yarın burada olmasın.
Zehra, bulduğuna artık pişmandı. Ama aşağıdan kendisine bakan gözler-yaşlar ve çaresizce bacağını yoğuran küçük patiler ona acımadan kendini alıkoyamamıştı. Eğildi, okşadı.

Şefkatle cesaretlendirilmiş kittik adam ellerine tırmandı, burnunu sıcak avcuna bastırdı. “Merhamet eden aziz olur,” dedi annesinin sözleri aklına gelen Zehra ve yaptığını haklı bularak içini rahatlatmaya çalıştı.
Telefon çaldı:
— Anneanne, çaya gel!

Zehra, kocasını dizisinden rahatsız etmeden sessizce kapıdan çıktı.
Oğlu yakınlarda, yolun karşısında oturuyordu. Ayşe evinin önünde duruyordu ve neşeyle el sallıyordu. Aniden büyük bir siyah araba kaldırıma çıktı. Çocuğun vücudu savruldu. Zehra taş kesildi. Ne bağırabildi, ne de kımıldayabildi.
Sadece gözleri, yavaş çekim bir film gibi her kareyi içine çekti: bir kadın küçük kızı kaldırmış. Küçük eller kadının boynuna sıkıca sarılmış. Yaşıyor! Adam zorlukla arabadan indi. Sarhoştu. Oğul, üniformasıyla koşarak yanındaki adama doğru gidiyordu.

Titreyen ellerle silahını kınından çıkarmaya çalıştı ve aniden bir çığlıkla durdu:
— Hayır!!!
Anne yolun karşısında duruyordu, ama ona, oğlunu öne uzanmış elleriyle ittiği gibi gelmişti.

İnsanlar yaklaştı, önüne geçip sarhoş şoförü götürdüler. Zehra bacaklarının farkında değildi. Ama yürüyor muydu… yoksa taşınıyor muydu? Ayşe’ye doğru! Doktor zaten muayene ediyordu, her kemiği dikkatlice kontrol ediyordu:
— Her şey normal. Kırık yok. Ciddi darbe yok.
— Ama neden sessiz?! — gelinin vücudu titriyordu.
— Korktu. Onu oyalamak gerek, — dedi doktor.
— Hemen, şimdi.

Zehra eve koştu. İçeri girip kucakladı kediyi, olanları kocasına anlatırken. Yetişti. “Ambulans” henüz hareket etmemişti. Çocuğun gözlerinde korku yüzüyordu. Ellerini yavaşça açıp kediyi verdi. Ayşe ona baktı. Parmakları hareketlendi, yumuşak tüyleri okşadı. Karşılığında nazik bir “Mır-mır-mır” duyuldu. “Muro,” dedi sessizce küçük kız. Doktor rahat bir nefes aldı. Zehra gözyaşlarını serbest bıraktı — şimdi serbestti.

Ayşe kediyi ellerinden bırakmadı. Geceyi hastanede geçirdiler. Sabah, “Kız çocuğu şanslı doğmuş,” raporuyla eve gönderildiler.
“Merhamet eden aziz olur,” diye mırıldandı Zehra…

Rate article
Lifequest
Meyve Satıcısı Kutuyu Açtı: İçeriden Dev Korku Dolu Gözler Bakan Bir Yüz Ortaya Çıktı