Çocuk Sahibi Olmamayı Seçtiğim İçin Mutluyum: 70 Yaşında Pişmanlık Yok

Ben, çocuk sahibi olmamaya karar verdiğim için mutluyum. 70 yaşındayım ve bundan hiç pişman değilim.

Adım Ayşe Yılmaz, ve Eskişehir’de yaşıyorum; burası, tarih kokan sokaklarıyla içimi huzurla dolduruyor. Geçenlerde bir dermatoloğa gittim ve koridorda sıramı beklerken yanımda oturan zarif bir kadınla tanıştım. Samimi bir gülümsemesi vardı. Sohbetimiz sırasında, diğer insanlar hakkında düşündüklerimi sorgulatan hikayesini bana anlattı.

İlk dikkatimizi çeken, onun bakımlı elleri, özenli saçları ve sanki özel dikim gibi duran kıyafetleriydi. 50’li yaşların başlarında olduğunu düşündüm. Ancak, 70’i aştığını söylediğinde şaşkına döndüm. Ne yüzünde bir kırışıklık ne de gözlerinde yorgunluk belirtisi vardı. Yaşıtlarından farklı olarak, dik, canlı ve parlayan bir enerjisi vardı; gözlerimi ondan alamadım.

Hayatını içtenlikle ve samimiyetle anlattı. İki kez evlenmiş, fakat şimdi yalnız yaşıyor. İlk eşi Levent ile genç yaşta boşanmışlar. Sebep, onun çocuk istememesiydi. Evlenmeden önce Levent bunu biliyordu, ama o, 30’lu yaşlarına geldiğinde “Tam bir aile olunmalı, artık düşünmenin vakti” demeye başlamıştı. Oysa Ayşe, anne olma içgüdüsünü hiç hissetmemişti. Kendi isteğine aykırı bir şeyi yapmak, kendine ihanet etmiş gibi geliyordu. Sonunda yolları ayrıldı; boşanmak, kendini kandırmaktan daha kolaydı.

İkinci evliliğini Ali ile yaptı; ilk evliliğinden bir kızı olan, artık daha fazla çocuk istemeyen bir adamla. Bu onları birbirine yakınlaştırdı. Çocuk konusu açılmadan huzur içinde yaşadılar. Ali, kendi fikirlerini paylaştığı için mutluydu. Ne yazık ki bir trafik kazasında hayatını kaybetti. Ayşe yalnız kaldı, fakat bu yalnızlık onun için bir özgürlük oldu. “Mutluyum, kimseye uyum sağlamak zorunda değilim, kendim için yaşıyorum,” dedi, gözlerimin içine bakarak. Ne bir pişmanlık ne de hüzün vardı; sadece güç ve huzur.

Çocuklarına bel bağlayan arkadaşlarından bahsetti; oysa şimdi çoğu, çocukları büyüyüp kendi yollarına gittiğinde yalnız kalan ebeveynlerdi. “Biz yaşlandıkça çocuklar bize ihtiyaç duymaz,” dedi. “Bunu gördüm ve bu yüzden hiç istemedim.” Hayatı dolu dolu geçti: Seyahat, kitaplar, sabah yürüyüşleri… Çocuksuzluk, ruhunda bir boşluk değil, onu hayatta tutan kanatlar olmuştu.

“Yaşlandığında sana kim bir bardak su verecek?” diye sordum, eski bir sözü hatırlayarak. Güldü: “Ne açlıktan ne de hastalıktan öleceğim. Arkadaşlarım çocukları için her şeylerini harcarken, ben biriktirdim. Artık yaşlılığımda bana bakacak kadar birikimim var.” Sözleri, topluma değil, çocuklar olmadan hayatın anlamsızlaşacağı korkusuna bir meydan okumaydı. Oysa 70 yaşında hayatının tadını çıkarıyordu, kimsenin minnettarlık beklemeden.

Ona baktım ve düşündüm: Ne sıklıkla toplumun beklentilerine sıkışıp kalıyoruz? O, çocuk sesleri olmayan bir yaşamı seçti, ve bu seçim onu özgürleştirdi. Hikayesi, “olması gerekene” boyun eğmeyen kadını yansıtıyordu. İlk kocası gitti, ikinci eşi öldü, fakat o yılmadı. Kendine iyi gelen bir hayat kurdu. Arkadaşları çocuklarının ilgisizliğinden şikayet ederken, o sabah kahvesini huzur içinde içip güne gülümsüyordu.

Şimdi kendi kendime soruyorum: Belki de o haklıdır? Onun sözleri içimi derinden etkiledi. Yalnız kalan tanıdıklarımı gördüm; kimi, çocukları tarafından unutuluyordu. Oysa o, 70 yaşında, kimseden yardım beklemeden, geçmişe özlem duymadan ve olmayanın yasını tutmadan yaşıyor. O, Boğaz’ın üstündeki rüzgar gibi özgür ve bildiğim herkesin aksine sonsuz mutlu.

Siz ne düşünüyorsunuz? Böyle bir seçimi onaylıyor musunuz? Hayatı, klişelere meydan okuyan, mutluluğun çocuklarda değil, kendimizi dinlemede olduğunu kanıtlayan bir yaşam. Poliklinikten, onun gülümsemesi ve kendi arzularımdan korkmamam gerektiğine dair bir düşünceyle ayrıldım. O, hiçbir şeyden pişman değil ve bu, bana tüm inandıklarımı sorgulatıyor.

Rate article
Lifequest
Çocuk Sahibi Olmamayı Seçtiğim İçin Mutluyum: 70 Yaşında Pişmanlık Yok