Ben benden 25 yaş büyük bir adama aşık oldum. Ve bundan bir an bile pişman değilim.
Murat’la ilk tanıştığımda, bunun hayatı sonsuza dek değiştiren rastlantılardan biri olduğunu düşündüm. İzmir’in merkezindeki küçük bir çiçek dükkanında, kız kardeşim için buket seçerken dalgınlaşmıştım. Onun bakışı — sıcak, derin ve açıklanamaz bir bilgelikle dolu — beni hazırlıksız yakaladı. Gözlerinde, yaşıtlarımınkine alışkın olduğum boş koşuşturmaca yoktu. Tebessüm etti ve hafifçe kısık gözlerle, “Çiçekleri seçerken sanki dünyanın kaderi buna bağlıymış gibi görünüyorsunuz,” dedi. Böyle hafif ve sıcak bir tonda bir söz beklememiştim; güldüm. Hikayemiz böyle başladı — bir şaka, bir bakış, bir kıvılcımla.
Kendimden 25 yaş büyük bir adama aşık olabileceğimi hiç düşünmemiştim. İçimdeki her şey, “Bu doğru değil! Bu sana göre değil!” diye haykırıyordu. Toplum, arkadaşlar, hatta sağduyum, hepsi aklımı kaçırdığımı söylüyordu. Fakat kalp — her zaman kendi kurallarına göre oynar ve ben teslim oldum. Murat sadece bir adam değil, benim için bambaşka bir dünya oldu. Dikkatli, sabırlı ve en inatçı güvensizliğimi bile eritebilecek ince bir espri anlayışına sahip. Onun yanında ilk kez kendimi gerçek, canlı, özgür ve sevilen bir insan olarak hissettim.
Yaş farkı? Oh, o hemen göz çarpıyordu. İstanbul’da, taşınmadan önce yaşadığım arkadaşlarım bana bunu hatırlatmaktan bıkmıyordu. “Merve, buna neden ihtiyacın var? Kendine yaşlı bir adam alıyorsun! Sen genç ve güzelsin, o ise geçmişte kalmış! Bir düşün, on yıl sonra onun bakıcısı olacaksın!” Sürekli savunma yapmaktan, onun yanında maske takmadığımı, kendim olmak zorunda olmadığımı anlatmaktan yoruldum. O, beni korkularım, hayallerim ve zayıflıklarım ile kabul ediyor. Yargılamıyor, beni parçalamıyor. Onunla mutluyum — ve nokta.
Murat da endişeleniyordu. Bir akşam, onun eski verandasında otururken, uzaklara bakarak “Merve, korkuyorum. Bir gün uyanıp benim senin için çok yaşlı olduğumu anlayacağından korkuyorum. Senden gençliğini, başkasıyla yaşayabileceğin fırsatları çaldığımı” dedi. Elini tuttum, yorgun ama tanıdık olan o gözlere baktım ve “Bana kimsenin veremediği şeyleri verdin. Güven, sıcaklık ve beni açan bir sevgi… Bunlar, her türlü fırsattan daha değerli.” dedim.
Ama dürüst olmak gerekirse, her şey o kadar da kolay değildi. Her gün yargılanma ile karşılaştım. Sokaklarda insanlar arkamızdan bakıyor, fısıldaşıyor, yan bakıyordu sanki kutsal bir yasağı çiğniyormuşuz gibi. Bir gün mağazada, kasada dururken genç bir satış görevlisi küstahça “Bu babanız mı?” diye sordu. İçimde kanım kaynadı ama Murat sakinliğini kaybetmeden gülümsedi ve “Hayır, sadece dünyadaki en mutlu insanım” dedi. O sırada şunu anladım: Onunla olma hissini başka hiçbir şeye değişmem, tüm dünya bize aşağılayarak baksa bile.
Evet, ilişkimde zorluklar var. Gerçeklerden gözlerimi kapatmıyorum: Murat daha yaşlı, ve birlikte yolumuz ne uzun ne de kolay olacak. Zamanın acımasız olduğunu ve bir gün yanımda olmayabileceğini biliyorum. Ama her sabah o uykulu gülümsemesiyle bana çay içerken baktığında, bunun değer olduğunu anlıyorum. Bana kimse lazım değil. Sırtımdan konuşan arkadaşlar, hepsi gereksiz. Tek ihtiyacım olan o — bana hayal bile edemeyeceğim bir hayat veren adam.
Benden 25 yaş büyük bir adama aşık oldum ve kader bana her şeyi yeniden yaşamam için bir şans verse, onu yine tereddütsüz, şüphesiz seçerdim. Çünkü yaş sadece kağıtlardaki rakamlar, onun içimde uyandırdığı duygular ise, ruhumda sonsuza kadar yanacak bir ateş.”




