Kayınvalidemde Dört Gün: Bir Daha Asla Yapmayacağım Hata
Hayatımda yaptığım en büyük aptallığı yaptım — bir buçuk yaşındaki oğlumuzu sadece dört günlüğüne kayınvalideme bıraktım. Her şeyi düşündüğümü sanıyordum: evde bebeğe nasıl bakılacağını detaylarıyla anlattığım, dört sayfalık A4 formatında bir talimat hazırladım. Gerçekten her şey vardı — tariflerden nasıl giydirileceğine, yürüyüşler, hijyen ve tabi ki uyku kurallarına kadar her şey detaylı bir şekilde yazılıydı. Hatta çocuğa kesinlikle verilmemesi gereken yiyecekleri bile belirttim, gözleriyle tabağa ne kadar masum bakarsa baksın. Ne tür kelimeler bildiğini, hangi resimleri göstermeyi sevdiğini, kedi ve köpeği nasıl taklit ettiğini bile yazdım. Gülüyorsunuz değil mi? Abarttığımı mı düşünüyorsunuz? Belki de. Ama kayınvalidem de bir âlemdir ve her şeye hazırlıklıydım. Ancak, görünen o ki, her şeye değil.
Herhalde Tanrı, ona annelik içgüdüleri verirken, endişeyi kayıtsızlıkla karıştırıp, üzerine bolca kaos ekledi ve bunu “Getirin, çok mutlu olacağız!” cümlesiyle tamamladı. Biz de getirdik. Çocuğu bıraktık, kılavuzu verdik. Sonrasını sanırım şöyle oldu: Talimatlarımı açtı ve kapattı. Kayınvalidem el salladı: “Biz dördümüzü büyüttük, hem de kâğıtsız, bir şey olmaz!” diyerek, kendi mantığıyla hareket etti.
Oğlum evde istediği gibi dolaşırken, o her adımında peşindeydi: “Aman, şimdi düşer! Aman, başını vurur! Aman, balkonu kapatın, yoksa uçar! Şunu kaldırın — keskin bu!” Çocuğa, yediğimiz her şeyden verdiler. Kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeği — hep aynı. Yemek saati düzenli değil, “Yemesin de uyumasın mı? Ye, yavrum, dinlenmek sonra!” mantığıyla veriliyordu.
Çocuk gündüz hiç uyumadı. Çünkü neden uyusun ki? Ama akşam geç saatlere kadar süren bir çizgi film maratonu vardı. O kadar özenle kurduğum düzenim iki saat ileriye kaydı. Şimdi her gün, onu ağlatmadan uyutabilmek için üç saatlik “animasyon programları” düzenliyorum. Çocuk doğum günü partisine bir animatör lazımsa, bana başvurun, tecrübem var.
Sonuç basit ve trajik: Kayınvalide doğuştan kurnaz biri. Asla “hayır” demeyecek ama her zaman bildiğini yapacak. Çocuk uyku yerine bir tabak makarna daha alıyor, düzen yerine kaos geliyor ve her adımda kayınvalidenin “Aman!”ları ve “Ah!”ları eşliğinde dolaşıyor. “Yazık, yesin bari!” diye tekrar tekrar yemek yediriliyor.
Biliyor musunuz, bu söz benim için artık bir lanet gibi: Çocuğumu bir daha asla kayınvalideme bırakmayacağım! Ne bir saat, ne bir gün, hele ki, dört gün asla. Beni panikleyen, aşırı sorumlu bir anne ya da sadece bir cadı olarak adlandırabilirsiniz, ama benim çocuğum, kayınvalide deneyleri için bir denek tavşanı değil. Düzen, ilgi ve sevgiye ihtiyacı olan küçük bir insan, sürekli aşırı yeme ve “gece yarısına kadar çizgi filmler” değil.
Peki ya siz? Çocuklarınızı kayınvalidenize sık sık emanet eder misiniz? O sizin dileklerinize saygı gösterir mi yoksa “ben daha iyi bilirim” prensibiyle mi hareket eder?




