İkiyüzlülüğün Gölgesinde Bir Nefret Hikâyesi

Adım Selin, otuz iki yaşındayım. Dört yıldır evliyim ama tüm bu zaman boyunca içimde bir yük taşıyorum çünkü aile hayatımızı zehirleyen bir kişi var: kaynanam Nevin Hanım. Onun nasıl bu kadar ikiyüzlü, yapmacık ve bir yandan da “mübarek” bir kadın rolü oynayabildiğini anlamıyorum.

Yüzüme gülüyor, “Aferin kızım,” diyor, güzel göründüğümü, yemeklerimin lezzetli olduğunu söylüyor. Ama ardından… Komşulardan, kayınpederden veya akrabalardan duyuyorum ki, oğluna layık bir eş olmadığımı, ev işlerinden anlamadığımı, bilerek çocuk yapmadığımı, hatta “menfaat için” evlendiğimi fısıldıyor. “Onun gibileri uzak tutmalı,” diye ekliyor.

Sebep mi? Boşanmış olmam. Evet, daha önce evlendim. İlk eşimle liseden sınıf arkadaşıydık, ailelerimiz yakındı. Gösterişli bir düğün yaptık: gelinlik, limuzin, fotoğraf çekimleri… Sonra gerçek hayat başladı. Üç ay içinde kavga edip ayrıldık, iki ay sonra da resmen boşandık. Gençlik hatasıydı, ciddiye bile almıyorum.

Ama Nevin Hanım’ın gözünde “kusurlu”, “geçmişi lekeli”, “ikinci sınıf”ım. Şimdiki eşimle evlenmeden önce ona bile engel olmaya çalışmış: “Oğlum, düşün,” demiş, “sen genç, gelecek vaat eden bir adamsın. O, fazla yük getirir. Tertemiz birini bul.”

Neyse ki eşim annesinin söz dinleyen biri değil. Evlendik. İlk zamanlar kaynanamın kabulleneceğini sandım. Yanılmışım.

Görünüşte “nazik” davranıyor: Bayramlarda arar, turşu kavanozları, yağlı köfteler, beş çeşit etli çorbalar getirir. Her defasında kibarca reddediyorum:
“Teşekkürler, ama yemiyoruz. Beslenme düzenimiz farklı.”

O ise ısrarla: “Oğlum bunları çok severdi! Küçükken hep böyle yedirdim!” diye diretir.

İşte bu yüzden şimdi gastrit ve şişkinliklerden yakınıyor! Bitki çayları, hafif sebze yemekleri hazırlıyorum, sizse tuzlu, yağlı şeyler dayatıyorsunuz. Sonra niye sizin sofraya uğramadığına şaşırıyorsunuz?

Dayanamayıp patladığım oldu:
“Nevin Hanım, lütfen artık kesin. Yetişkin bir kadınsınız ama davranışlarınız çocukça. Oğlunuzun annesi olduğunuz için size saygı duyuyorum ama arkamdan yalanlar konuşmanıza tahammül etmeyeceğim.”

Sonrasında haftalarca ortadan kayboldu. Ama yine aramaya başladı: dizilerden, sıradan dedikodulardan bahsediyor. Nezaketen dinliyorum ama samimi değil. Aramızda hiç ortak nokta yok.

Artık telefonlarına çıkmıyorum. Eşim biliyor. Araya girmiyor. Yorgun. Onu seviyorum ama bu annesi—sınır koyamıyor. Anlıyorum. Zorlamıyorum.

Tek istediğim, beni rahat bırakmaları. Samimiyetsiz ilgilerini dayatmamaları. İyi olacaksan dürüst ol, değilsen uzak dur.

Hakkım olan tek şey saygı. Kimseyi küçümsemiyor, hayatına karışmıyorum. Ama ikiyüzlülüğe de boyun eğmeyeceğim.

Söyleyin, haksız mıyım? Kendi sınırlarımı koruma hakkım yok mu, bu kaynana da olsa?

Rate article
Lifequest
İkiyüzlülüğün Gölgesinde Bir Nefret Hikâyesi