Bir Bakışın Boğucu Dalgasında Kaybolan Aşk

Emre, ölesiye âşık oldu. İlk boğucu dalgayı o kadını gördüğünde hissettiğinde, bunun arzusunu tatmin eder etmez geçecek anlık bir zaaf olduğunu düşündü.

Fakat ilk temasın ardından, içinde nükleer patlama gibi büyüyen bu tutku, çevresindeki her şeyi silip süpürdü.

Aslında her şey yolundaydı ama Emre o sırada mutlu bir evlilik sürdürüyor, uzun yıllar beklediği kızı Ece ile oğlu Alp’i büyütüyordu.

Yalan söylemek ne Emre’nin huyundaydı ne de niyetindeydi. Tutkunun nesnesi olan kadın, boşanıp kendisiyle evlenmezse onu hayatından tamamen sileceğini söylüyordu.

Sersemlemiş halde, on yıldır neşeyle doldurduğu evinin kapısını açtı. Sevdiklerine acı gerçeği anlatacak, bavulunu toplayıp çocukları saracak ve bu karanlık tutkunun peşinden koşacaktı.

Günlerce bu kabusa hazırlandı. Elif’in yıkılışını, çığlıklarını, gözyaşlarını hayal etti. Kendini nasıl tepki vereceğine şartladı. Nihayet içeri girdi.

Elif, kısa bornozuyla koltukta oturmuş, ince bir sigara tutuşuyla telefonda kahkahalar atıyordu. “Ne kadar güzel, canımın içi,” diye geçti Emre’nin aklından. Yine de telaşla yüksek dolaptan dev bavulu indirdi, gardırop kapaklarını çarparak ofis çekmecelerini karıştırdı… Karısının neşeli sohbetini duydukça şaşkınlığı arttı. Sonunda eşyalarını toplayıp montunu giyerek eşine yaklaştı:

“Böyle… oldu canım, başkasını seviyorum… Elimde değil… Anlasana… Affet,” diye kekeledi solgun Emre. Elif ise telefonundaki arkadaşıyla cıvıl cıvıl konuşmaya devam ediyor, trajediyi fark etmiyor gibiydi.

“Senden ayrılıyorum! Anlamıyor musun?!” diye çığlık attı terler içindeki Emre.

“Anlıyorum,” diye gülümseyerek karşılık verdi Elif. “Selin,” diye mırıldandı telefona, “Şimdi bizimki başka kadına gidiyor, sonra konuşuruz.”

“Güle güle, canım,” diye fısıldadı donakalan Emre’nin kulağına, yanağından öpüp kapıyı çarptı.

Emre, kapı önünde bekledi. Karısının arkadaşıyla çocukları, giysileri, dizileri, siyaseti tartıştığını duyuyordu… Her şeyi, ama onu değil.

Bavulunu koridora bırakıp sokağa çıktı, sevgilisine aradı.

“Eee, sevgilim?!” diye tiz bir ses yükseldi telefondan. “Tamam mı? Artık benimsin! Bekliyorum!”

“Bekleme,” diye kuru bir cevap verdi Emre. “Seni sevmiyorum. Karımı seviyorum.”

Onuncu sigarasını yaktı, sıcak evine nasıl döneceğini düşünürken…

“Dediğiniz her şeyi yaptım!” diye bağırdı Elif terapistine. “Yine de gitti!”

“Yüzünü yıka, gülümse,” diye telkin etti terapist. “Şimdi dönecek…”

Rate article
Lifequest
Bir Bakışın Boğucu Dalgasında Kaybolan Aşk