Kayınvalidem çocuk bakımı için yardım teklif etmişti, ancak gerçek niyetini sonradan anladım
Emre’yle oğlumuz doğduğunda, kayınvalidemden fazla yardım beklemiyordum. Kendi başımıza idare edeceğimizi düşünmüştük. Yorgunluk, uykusuz geceler… Hepsi bizim tercihimizdi. Kaynana ara sıra birkaç saatliğine uğrar, ev yapımı börek getirir, nazikçe gülümseyip giderdi. Bu mesafeli ilişkiye alışmıştım.
Ta ki bir çarşamba günü telefonuma gelen o beklenmedik mesaja kadar:
“Yarın ya da hafta sonu bebeğe bakabilirim, istersen.”
Neredeyse telefonu düşürüyordum. Öncesinde en ufak bir ima bile yoktu. Hep mesafeli, resmi bir nezaket… Şimdi bu ani ilgi neden?
Kabul ettim; hem minnetle hem endişeyle. Acaba yakınlaşmak mı istiyordu? Yoksa değişmiş miydi?
Cumartesi günü oyuncaklar, bebek bezleri ve hatta mama kavanozlarıyla geldi. “Çok özlemiştim,” diyordu. Kulaklarıma inanamadım ama rahatlamaya çalıştım. Aylar sonra ilk kez tek başıma sokakta yürüdüm, ciğerlerime temiz hava doluyordu.
Ziyaretleri düzenli hale geldi. Haftada bir, sonra iki… Kendisi arar, tarih ayarlar, ev yapımı mercimek çorbası getirirdi. Emre mutluydu: “Gördün mü, aramız düzeliyor.” Ama içimde bir kuşku vardı. Her şey fazla kusursuzdu. Sevgi dolu bir nine rolünün ardında başka bir plan varmış gibi.
Gerçeği bir akşamüstü öğrendim. Mutfaktayken cep telefonu salonda ışıldadı. Ekranda “Emlakçı Selim” yazıyordu. Merakla dinledim:
“Evet, evi gösterebilirsiniz. Tek şartım, torunumu baktığım günlerde olsun. Anahtarlar bende, rahatça giderim.”
Donakaldım. Her şey anlam kazanmıştı. Onun “yardımı” samimiyet değil, kurgulanmış bir bahaneydi. Boş eve alıcı getirmek için torununu kullanıyordu.
Sonra Emre’ye sakince sordum:
“Annen ev mi satıyor?”
Omuz silkti:
“Galiba. Ya daha küçük bir eve geçmek istiyor, ya da bize yakın…”
İşte böyle. Sevgi değil, hesap. Biz çocukla birlikte onun lojistik planının bir parçası olmuştuk. Aile değil, iş kolaylığı.
Ağlamadım. Öfkelendim. Çünkü inanmıştım. Aile olduğumuzu sanmıştım. Oysa bizi “emlak çizelgesine” not düşmüşlerdi.
Ertesi gün kibarca reddettim: “Teşekkür ederiz, ama artık iyiyiz.” Uzun zamandır ilk kez oğlumla baş başa kaldım; yorgunluk yok, öfke yok. Çünkü artık her şey şeffaftı. Sahte gülücükler, gizli planlar yoktu. Güven kırılgan bir şeydir. Onu, ne kadar mantıklı olursa olsun, çıkar ilişkisiyle kuramazsın.




