Eşimin Evde Çocukla Kalması Şart, Bütün Yük Benim Omuzlarımda Olmalı mı?

Biz Elif’le otuzlu yaşlarımızda evlendik. İlk üç yılımız hem aşk hem de maddi açıdan dengeli geçti. Elif büyük bir şirkette iyi bir pozisyonda çalışıyor, hatırı sayılır bir maaş alıyordu. Benim kazancım biraz daha mütevazıydı, ama bu hiçbir zaman aramızda sorun olmadı. Elif, gelir farkını asla yüzüme vurmadı, beraber bütçemizi ortak kazançlarımıza göre planlıyorduk.

Kızımız Defne doğduğunda, Elif doğum iznine ayrıldı. Onun işe gitmemesi gelirimizi ciddi şekilde etkiledi. Devlet desteği bir miktar yardımcı olsa da, Elif’in düzenli olarak aldığı ikramiyelerin yerini tutmuyordu. Artık ailenin geçim yükü tamamen benim omuzlarımdaydı. Elimden geleni yapıyordum, ama para zar zor yetiyordu. Özellikle de ekstra masraflar çıkınca: Önce Elif’in doğum sonrası iyileşmesi, sonra Defne’nin sağlık kontrolleri, ardından da doğum sonrası depresyon yaşayan Elif için psikolog seansları…

Elif’in yaklaşık iki yıl izinde kalıp, sonra işe döneceğini düşünmüştüm. Defne kreşe başlayacak, biz de normal hayatımıza devam edecektik. Ama bu konuyu açtığımda, Elif kızımızın sağlığı ve gelişimi için daha fazla zaman ayırmak istediğini söyledi. Defne’nin daha kreşe hazır olmadığını, evde bakım görmesi gerektiğini düşünüyordu.

İşler, kayınvalidem Gülten Hanım’ın devreye girmesiyle daha da karıştı. Bir gün bize geldiğinde, kesin bir dille:

“Anne, çocuğuyla okula kadar ilgilenmeli, baba da aileyi geçindirmeli. Kreşler mikrop kaynıyor, torunumu böyle risklere atamazsınız!” dedi.

Söyledikleri bir ültimatom gibiydi. Tabii ki biz de Defne’ye zarar gelsin istemiyorduk, ama Elif’in geliri olmadan geçinmenin çok zor olacağını biliyordum. Çevremizdeki pek çok aile, çocuklarını kreşe gönderiyordu. Bu bir zorunluluk olduğu kadar, çocuğun sosyalleşmesi, okula hazırlanması için de bir fırsattı. Ayrıca annelerin işe dönüp aile bütçesine katkı sağlamasına da olanak veriyordu.

Gülten Hanım’a durumumuzu anlatmaya çalıştım, ama fikrini değiştirmedi. Aramız gerginleşmeye başladı. Bana kazancımın yetersiz olduğunu söylüyor, ben de ondan ailemizin kararlarına müdahale etmemesini istiyordum.

Zaman geçtikçe, evdeki gerginlik arttı. Elif, bir yandan annesini memnun etmeye çalışıyor, bir yandan da maddi zorluklarımızın farkındaydı. Kendimi sıkışmış hissediyor, bu durumdan nasıl çıkacağımızı bilemiyordum.

Bir akşam, Defne uyuduktan sonra, Elif’le oturup konuştuk. Ona hissettiklerimi anlattım: tek başıma aileyi geçindirmenin ne kadar yorucu olduğunu, gelecekten endişe ettiğimi… Elif, gözleri dolu dolu, annesinin baskısından yorulduğunu ve hem iyi bir anne olma hem de ailesine destek olma arasında sıkışıp kaldığını itiraf etti.

Artık kararlarımızı başkalarının etkisiyle değil, kendi ailemizin ihtiyaçlarına göre alacağımıza karar verdik. Elif yavaş yavaş işe dönüş hazırlıklarına başladı: özgeçmişini güncelledi, eski iş arkadaşlarıyla görüştü, kısmi zamanlı ya da evden çalışma seçeneklerini araştırdı.

Gülten Hanım ilk başta kararımıza pek sıcak bakmadı. Ama zamanla Defne’nin sağlıklı ve mutlu bir çocuk olduğunu, bizim de daha özgüvenli hareket ettiğimizi görünce kabullendi.

Bu dönem bizi zorladı, ama aynı zamanda daha güçlü bir şekilde kenetlenmemizi sağladı. Artık biliyoruz ki, hayatımızı ve çocuğumuzu nasıl şekillendireceğimize ancak biz karar verebiliriz.

Rate article
Lifequest
Eşimin Evde Çocukla Kalması Şart, Bütün Yük Benim Omuzlarımda Olmalı mı?