Yemek Paketleyebilir misiniz?” — Unutulmaz Bir Ziyaret

“Bize yemekleri paket yapar mısınız?” – Asla unutamayacağım bir ziyaret

Hayatta öyle anlar olur ki, gerçek miydi yoksa şaka mı diye uzun süre düşünür durursun. Kocamın iş arkadaşının ailesinin bize yaptığı son ziyaret de işte tam öyle bir andı. Şimdi o anı hatırladıkça sırtıma bir ürperme geliyor ve “az tanıdığımız iyi insanları” asla eve davet etmemeye yemin ediyorum.

Biz İzmir’de yaşıyoruz. Ben evimi seven biriyim, küçük ama şirin bir dairemiz var. Bir kızımız var, Elif, ve bu bile günlerimizin dopdolu geçmesi için yeterli. Kocam sosyal bir insan, proje ekibinde çalışıyor ve sık sık işten hikayeler anlatır. Kim ne dedi, nasıl şaka yaptı, kim kimi kurtardı falan. Bu hikayelerde en çok geçen isim de Mehmet’ti. Neşeli, hareketli, güvenilir gibi duran bir adam. İş düştü mü yardım eder, vardiyasını değiştirir, iş arkadaşlarını kollar. Kocam da onu çok severdi. Bir gün, Mehmet ve ailesinin bize gelmek istediğinden bahsettiğinde itiraz etmedim. Yine de şaşırmıştım çünkü daha önce pek samimi değildik.

Derken bir akşam kapımızda belirdiler – Mehmet, eşi Aylin ve küçük kızları. Kızları bizim Elif’le yaşıttı, en azından çocuklar oynar diye sevindim. Başlangıç fena değildi. Aylin güler yüzlü, tatlı bir kadına benziyordu… ta ki konuşmaya başlayana kadar. Konuştuğu tek konu vardı: çocuklar, çocuklar, çocuklar. Üç çocukları varmış ve onun anlattığına göre herkes onlara borçluydu: devlet daha çok para vermeli, işverenler istedikleri zaman izin vermeli, aileler de sabah akşam torunlara bakmalıydı.

Dinliyor, başımı sallıyordum ama içim içimi yiyordu. Direkt sormak istedim: “Üç çocuk yaparken kimin sizi kollayacağını düşündünüz ki?” Bizim bir çocuğumuz var ve bunun ne kadar masraflı olduğunu biliyoruz – hem para, hem duygu, hem de enerji olarak. O yüzden şimdilik tek çocuk yeter dedik. Onların ise üç çocuğu var. Ve suçlu olan herkes: ekonomi, belediye, büyükanneler, okul… Sadece çocuk yapmaya karar verenler değil tabii.

Susmayı tercih ettim. Çünkü evimde tartışmayı sevmem. Üstelik çocuklar güzelce oynuyordu, kocam da bu buluşmayı ayarladığı için mutlu görünüyordu. Ben de iyi bir ev sahibi gibi hazırlık yapmıştım: tavuk pişirmiş, salatalar yapmış, sıcak yemek, hatta ev yapımı böreğim bile vardı. Masayı donattım, gülümseyerek karşıladım. Kendim pek yiyemedim, çünkü onları dinliyordum. Misafirler de pek fazla yemediler. Belki çekiniyorlar diye düşündüm.

Ne büyük bir yanılgıymış…

Yemek sona yaklaşırken içimden seviniyordum, en azından ertesi gün yemek yapmama yetecek kadar yemek kalmıştı. Tam o sıra Aylin, bir yudum şerbet içip bana döndü ve dedi ki:

“Bize yemekleri paket yapar mısınız? Tavuk ve salataları… Aslında bilerek fazla yemedik, evde yesinler diye. Hafta sonu yemek yapmak istemiyoruz.”

Bir an odada sessizlik çöktü. Şaşkına dönmüştüm. Bunu ciddi ciddi söyleyebildiğine inanamıyordum. Hiç utanmadan, hiç espri katmadan, direkt istedi! Gerçekten de bizden dolu dolu paketlerle ayrılmayı bekliyordu!

Hayatımda hiç kimseye yemek paketi yapmamıştım – bizde böyle bir gelenek yok ki! Misafirliğe gelirsin, ev sahibi ikram eder, sen de yersin. Ama misafirin sana “bunları paketle” demesi? Üstelik “zaten öyle olmalı” der gibi bir tavırla?

Kocama baktım. Gözlerini kaçırdı. Durumun tuhaf olduğunu anlıyordu. Zoraki bir gülümsemeyle:

“Paket mi? Eh… kaptımız yok ama poşete koyabilirim…” dedim.

Aylin sevinçle başını salladı. Mehmet ise sessizliğini korudu. Yemeklerin kalanını iki poşete doldurup verdim. Bütün bu sürede kafamda tek bir şey yankılanıyordu: ASLA BİR DAHA…

Gittiklerinde kocam:

“Herhalde alışmışlardır… Üç çocuk, zamanları az…” dedi.

Ben de acı bir gülümsemeyle cevap verdim:

“Biliyor musun, kim neye alışmış umrumda değil. Ben böyle misafirlere ASLA alışmayacağım.”

O geceden sonra evimin kapısı, boş elle gelip büyük beklentilerle girenlere kapalı. Özellikle de mutfağımı ücretsiz bir lokanta sananlara…

Rate article
Lifequest
Yemek Paketleyebilir misiniz?” — Unutulmaz Bir Ziyaret