Bugün yine çok zor bir gündü. Kayınvalidem kapıyı çarpıp içeri girdiğinde, küçük kızım Zeynep ateşler içinde inliyordu.
“Bu çocuk yine neden bağırıyor böyle?” dedi, sanki ben bu eve yabancı bir çocuk getirmişim gibi bana öfkeyle baktı. O torunu değil de bir yük gibi görüyordu.
“Yüksek ateşi var, hasta,” diye açıklamaya çalıştım, nefesim kesilmiş halde.
“Umurumda değil! Kes şu gürültüyü! Başım kazan gibi patlıyor!” diye bağırdı, çocuğun odasına bile bakmadan. Oysa Zeynep orada, yatağında kıvranıyor, sıcaktan halsizce ağlıyordu.
Evin içinde bir oraya bir buraya koşturuyordum. Ateş düşürücü ilaç arıyordum, su şişesini kontrol ediyordum, perdeleri çekip güneşin gözlerini rahatsız etmesini engelliyordum… Sonra projeksiyonu açtım, yıldızları tavana yansıttım. Sadece o anlarda susuyor, yıldızlara bakarken bir anlık teselli buluyordu. Ben de o kısa sürede mutfağa koşup mamasını hazırlıyor, çorba kaynatıyor, bezi değiştiriyordum. Her şeyi aynı anda yapmak zorundaydım. Ve hepsini tek başıma.
Kayınvalidem ise koltuğuna kurulmuş, deri desenli elbisesiyle kendini kraliçe sanıyordu. “Başım patlıyor!” diye inliyor, sessizlik istiyor, beni “çocuğunu susturamayan beceriksiz” bir anne olmakla suçluyordu.
“İyi dinle,” diye tısladı yanımdan geçerken, “yakında bu evden atılacaksın. O ağlak çocuğunla birlikte. Oğlumun senin gibi kadınlara ihtiyacı yok! Bu evi cehenneme çevirdin!”
İçimden geçen tek şey “Defol git,” demekti. Ama sesimi çıkarmadım. Dişlerimi sıkıp Zeynep’in odasına koştum. Kızım yine ağlıyordu, ateşten, acıdan, kucaklayacak tek kişinin ben olduğunu bildiğinden. Onu tekrar yorgana sardım, alnından öptüm, göğsüme bastırdım.
Sonra mutfağa döndüm, kaynanasının zehirli sözleri kulaklarımda çınlarken:
“İyi annelerin çocukları böyle bağırmaz!”
“Sen bu çocuğu şımarttın!”
“Oğluma senin gibi bir kadın yakışmaz!”
Peki kocam neredeydi? Hep meşguldü. Annesinin bana zehir zemberek sözler ettiğini görmezden geliyordu. “Takma kafana, yaşlı işte,” diyordu. Ama benim bitkin düşüşümü, ellerimin titreyişini, kızımın hasta haliyle tek başıma mücadele edişimi umursamıyordu.
Yarın ne olacak bilmiyorum. Bu evde, bizi sevmeyen insanlarla ne kadar dayanabilirim, onu da bilmiyorum. Ama şunu biliyorum: Artık kimse kızıma kötü davranamaz. Gitmeye hazırım. Savaşmaya hazırım. Artık sadece bir gelin ya da eş değilim. Ben bir anneyim. Ve sandıklarından çok daha güçlüyüm.
Bugün öğrendim ki, bir anne olarak kimseye boyun eğmem gerekmiyor. Çocuğumun huzuru, her şeyden önemli.




