Beni Kedi Yüzünden Kıskandı

Bir kedime kıskandı beni…

Hiç böyle saçma, hatta aptalca bir duruma düşeceğimi düşünmezdim. Annemle her gün konuşuruz, bazen sabah akşam iki kez. Ama iki gündür ya arayışımı kesiyor ya da telefonu açmıyordu. Endişelenmeye başlamıştım. Evine gitmeyi bile düşündüm—belki telefonu bozulmuştur? Bu arada, yeni telefonu ona Murat, 8 Mart’ta hediye etmişti ama annem teknolojiyle pek anlaşamaz.

Sonunda açtı ama sesi buz gibiydi, sanki resmî bir dairede kâğıt imzalamaya gelmiştim:

“Evet, dinliyorum.”

“Anne, neredesin? İki gündür ulaşamıyorum, deli oluyorum!”

“Seninle konuşacak vaktim yoktu. Özellikle kediler hakkında,” diye kesip attı.

İlk başta anlamamıştım, ama sonra parçalar birleşti. Her şey bizim kedi yüzündendi. Bir aydır Lale’yi kurtarmaya çalışıyorduk—siyah güzelliğin resmî adı “Lale Sultan Elması”ydı. Önce keyifsizlik başladı, sonra klinikten kliniğe koşturmaca, yanlış teşhisler, iğneler, haplar, serumlar… Hepsi boşunaydı. Lale günden güne kötüleşiyordu, bir klinik neredeyse onu öldürecekti.

Neyse ki üçüncü denemede gerçek bir doktor bulduk—tecrübeli, sakin, özenli. Ultrason, tahliller, muayene… Ameliyat gerekiyordu. Korkmuştum. Onu kaybetmekten ödüm kopuyordu ama doktora güvendim—pişman olmadım. Zorlu bir iyileşme süreci geçirdik: kaşıkla yedirdim, şırıngayla su verdim, kötüleşirse duyayım diye yanında yerde uyudum. Ve Lale, şükürler olsun, iyileşti. Artık kendi yiyor, tuvaletini yapıyor, mırıldanıyor ve eski gibi bize sokuluyor.

Annemin bu küslüğünden önce, ona tedavi masraflarından bahsetmiştim. Anlarsınız ya—ciddi paralar dökülmüştü. Annem o an iç çekmişti:

“Benim birkaç maaşım eder! Aklını mı yitirdin sen?”

Konuşma ne kavga ile bitmişti ne de sıcak. İçime bir kurt düşmüştü ama önemsememiştim. Meğerse annem bunu içine atmış, bir yerden sonra kafasında bir şey kıvılcımlandı.

Dayanamadım, “kedi takıntısı” suçlamalarını duyunca direkt sordum:

“Anne… Lale’yi kıskandın mı yoksa?”

“Yok öyle şey! Sadece tuhaf geliyor: bir kediye benden fazla para harcıyorsun!”

“Ama hasta oldu, anne! Onu uyutayım mıydım yani? Bu arada, ameliyattan daha ucuz olurdu…”

“Ben öyle demek istemedim,” diye mırıldandı annem, artık o kadar sert değildi.

“Bak, Murat’la ben her zaman yanındayız. Bir şeye ihtiyacın olursa söyle—gelir, konuşur, hallederiz. Para da göndeririz, ne gerekiyorsa alırız. Biliyorsun ki sen bizim için birincisin, Lale ise… ailenin bir parçası sadece. Onu da seviyoruz.”

Annemin sesi yumuşadı. Artık buz kesilmemişti ve beklediğim cümleler döküldü:

“Evet… yardımcı oluyorsunuz… sağ ol. Sadece bir hayvana bu kadar para harcanmasını anlamıyorum.”

“Çünkü onu seviyoruz. Karşılaştırma yapma. Bu bir ‘ya o ya bu’ meselesi değil. Hem seni hem onu seviyoruz. Anlaşalım—bir şeye ihtiyacın olursa hemen ara. Yoksa ben gelir buzdolabını, ilaçlarını teftiş ederim!”

“Ece’ciğim, yok artık teftiş falan,” diye güldü annem. “Affet, aptallık ettim. Gel sen, seni çok özledim…”

“Yoldayım,” diyerek gülümsedim. “Bak böreklerini yapmazsan görürsün!”

Akşam Murat’la birlikte anneme gittik. Çay, börek, sohbet, kahkahalar… Her şey eskisi gibiydi. Ve içimden şükrettim—canlı, inatçı, alıngan ama bir o kadar da canım annem olduğu için. Lale de şimdi iyi. Bundan sonra hep böyle olsun…

Rate article
Lifequest
Beni Kedi Yüzünden Kıskandı