İlk torununuzu biz büyüttük, şimdi sıra sizde!

“İlk torununuzu biz büyüttük, şimdi sıra sizde!” dedim kayınvalideme.

Kızım Elif, ciddi sağlık sorunlarıyla boğuşuyor ve şimdi ikinci gebeliğinin eşiğinde, ben, Sevim Hanım, dayanılmaz bir seçimle karşı karşıyayım. Kocamla birlikte üç yıldır büyük torunumuz Zeynep’i büyütüyoruz, çünkü ilk doğumdan sonra Elif zor hayatta kalmıştı. Şimdiyse kayınvalidem Ayşe Hanım, yardım edeceğine dair verdiği sözü tutmayarak bizi çaresiz bırakıyor. Kayseri’nin küçük bir kasabasında yaşıyoruz ve bu durum içimi acıtıyor.

Zeynep doğduğunda, onu hastaneden çıkar çıkmaz yanımıza aldık. Elif, hayat mücadelesi vererek altı ay hastanede yattı ve yenidoğanı bakımsız bırakamazdık. Ayşe Hanım yardım edeceğine yemin etmişti, ama üç yıl boyunca “yardımı” boş laflardan ibaret kaldı. Sürekli bahaneleri vardı: ya iş, ya işler, ya seyahatler. Israr etmeseydim, Zeynep’i hiç görmeyecekti! Yalvar yakar geldi, ama kısa süreli ve sanki bize lütfediyormuş gibi bir tavırla…

Şimdi Elif ikinci bebeğini bekliyor ve doktorlar uyarıyor: sağlık sorunları tekrarlayabilir. İlk doğumdan sonra beş ay patoloji servisinde yatmıştı ve hem onu hem Zeynep’i zor kurtarmıştık. O gün, hastaneden “Bebeği kim alacak?” diye sorduklarında saçlarım beyazlamıştı neredeyse. Elif emziremiyordu bile, ben de yaşıma ve tansiyonuma rağmen Zeynep’i yanıma aldım. Kocamla ben artık genç değiliz, bir de henüz 18 yaşına bile gelmemiş küçük bir kızım var evde. Ama seçeneğim yoktu—torunumu bırakamazdım.

Zeynep bizimle yaşıyor, ailesinin yanına sadece hafta sonları gidiyor. Bu herkes için uygun: Elif iyileşiyor, biz de büyük torunla başa çıkabiliyoruz. Ama bir yenidoğanla ben bunu yapamam. Uykusuz geceler, ağlamalar, gaz sancıları… Elif bize ikinci bebeği de almamızı istediğinde, sanki yer yarıldı da içine düştüm. Tansiyon hastasıyım, tansiyonum fırlıyor, bir de Zeynep, özellikle diş çıkarırken, ağlamalarıyla beni perişan etti. O günlerde Ayşe Hanım’ı arar, “Torunu bir günlüğüne alsan!” diye yalvarırdım. Gelirdi, ama birkaç saat sonra, sanki dağları devirmiş gibi bir ifadeyle Zeynep’i geri getirirdi.

Ayşe Hanım benden sekiz yaş küçük, ama kendini sosyete güzeli gibi davranıyor. Bakımlı, sürekli seyahatlerde—ya kaplıcalarda, ya tatillerde. Erkekler onun için önemli değil, özgürlüğünün tadını çıkarıyor. Zeynep doğduğunda yardım sözü vermişti, ama üç yılda torununu yanına sadece iki kez aldı, o da ben zorlayınca. Yorgunluktan düşecek hale geliyordum, tansiyonum tavan yapıyordu, o da “Ay, çok yoruldum!” diyerek Zeynep’i geri getiriyordu. Sanki ben her gün torunumun altına bakmıyorum!

Şimdi Elif son üç aylık döneminde ve doktorlar ilk doğumdakine benzer bir tablo olabileceğini söylüyor. Panik içindeyim. Bir bebek daha büyütmeye gücüm yetmez, Zeynep bile zaten yetmiyor. Kayınvalideme net konuştum: “Zeynep’i biz büyüttük, sıra sende.” Ama Ayşe Hanım hemen yüz tane bahane buldu: kedileri var, pahalı mobilyaları var, evde pek durmazmış, işiymiş, seyahatleriymiş… Çocukla uğraşmak istemiyor. Torunlarının ona yük olduğunu bile gizlemiyor. Çaresizim: Bu bebeği ne yapacağız? Yetimhaneye mi bırakalım?

Yüreğim parçalanıyor. Elif hayat mücadelesi veriyor, bense ailemizi nasıl kurtaracağımı bilmiyorum. Ayşe Hanım sadece kendini düşünüyor, bizim dertlerimiz umrunda değil. Yeni torunu en azından altı aylığına alması için dil döktüm, ama ısrarlarımı sinek gibi savuşturuyor. Zeynep bizim ışığımız, ama bu yükü tekrar taşıyamam. Bebeğin bakımsız kalabileceğini düşündükçe gözlerim doluyor. Kayınvalidem yanımızda olacağına söz vermişti, ama lafları boş çıktı. Onu nasıl ikna edeceğimi bilemiyorum. Kendi torunu, kendi kanı… Eğer aklını başına toplamazsa, ailemizin bu yükün altından kalkamayacağından korkuyorum, ve bu düşünce beni eziyor.

Rate article
Lifequest
İlk torununuzu biz büyüttük, şimdi sıra sizde!