Gelin Terbiyesizleşiyor, Kocası Sessiz Kalıyor: Hamileliği Bahane mi?

Küçük bir Eskişehir kasabasındaki hayatım, gelinim Elif hamile kaldığından beri bir kabusa döndü. Onunla ilişkilerimiz hiçbir zaman sıcak olmadı, ama hamileliğine kadar kabalıklarına katlandım, aile içinde huzur olması için. Şimdi ise tüm sınırları aştı: bana ve eşime küfrediyor, bağırıyor, aşağılıyor. Oğlumuz, Emre, ise kenarda durup sessiz kalıyor, onun “hâli”yle mazeret buluyor. Bu küstahlık ruhumu kemiriyor, ama oğlumun hiçbir şey yapmaması daha da acıtıyor.

Eşim, Tolga, ve ben Elif’in “nimet” olmadığını ilk günden anlamıştık. Kaba, terbiyesiz, bize hep tepeden bakardı. Ama bir yere kadar kendini tuttu, çizgiyi aşmadı. Biz yüksek sosyeteden değiliz, ama görgümüz var, onun iğnelemelerine aldırmamaya çalıştık. Her şey hamile kalınca değişti. Sanki biri maskesini çekip almış gibiydi; dayanılmaz birine dönüştü, kabalığı zehir gibiydi. Bize bağırıyor, ağza alınmayacak şeyler söylüyor, Emre ise elleriyle “Hamile, ona dikkat etmek lazım” der gibi yapıyor. İçim öfkeyle doluyor, ama onun kulakları sağır.

Geçen yılki doğum günüm bunun en net örneğiydi. Sofrayı hazırladım, bütün gün uğraştım, misafirleri memnun etmek istedim. Elif’in salatalardan birini beğenmedi. Normalde terbiyeli biri sessiz kalırdı, ama o ayağa fırladı ve “Hayatımda yediğim en kötü salata bu! Bir daha böyle şeyler yapma!” diye bağırdı. Donup kaldım. Misafirler birbirine baktılar, içim yandı. Sustum, ama yüreğim kaynıyordu. Emre onu sakinleştirmeye çalıştı, ama Elif devam etti: “Neden sessiz kalayım? Bu salatanın berbat olduğunu söyleme hakkım var!” Üstelik misafirler her şeyi silip süpürmüştü, sadece ona göre “berbat”tı. Sözleri yüzüme bir tokat gibiydi, ama oğlum beni savunmadı.

Düğünleri ise başlı başına bir faciaydı, hâlâ titreyerek hatırlıyorum. Elif sarhoş olmuş, saçma sapan konuşuyor, sonra da bir saçmalık yüzünden kardeşiyle kavga etmişti. Misafirler şok olmuş, zar zor ayırmışlardı. Elif’in ailesi ise hiç oralı bile olmamıştı, sanki bu onlar için normaldi. O gün anladım ki bu kabalık tesadüf değil, onun yapısında var. Ama hamilelik bahanesiyle başlayanların yanında bunlar hafif kalıyor. “Hormonlar” diyerek bir zorbaya dönüştü. En küçük bir söz, bir ricada bile çığlık atıyor, biz ise hakaretlerinin hedefindeyiz.

Ultrason sonucunda bebeğin erkek olacağını öğrenince, Tolga’yla bir hediye almaya karar verdik – mavi kundak takımı. Ziyarete gittik, gülümseyerek verdik, karşılığında ise bir çığlık yedik: “Aklınızı mı kaçırdınız? Bu uğursuzluk getirir, önceden bu şekilde hazırlık yapılmaz!” Elif bağırıyor, bizi batıl inançlı aptallar diye aşağılıyordu. Emre ise başını öne eğmiş, ona dur demeye bile cesaret etmiyordu. Ezik bir şekilde ayrıldık. Kendi oğlumun, ebeveynlerine böyle davranılmasına izin vermesine inanamıyordum.

Geçenlerde kızımız, Ayşe, doğum günü için hepimizi bir restorana davet etti. Sevindik, güzel bir akşam geçirmeyi umduk. Elif topuklu ayakkabılarla geldi, hâlbuki hamileliği ilerlemişti. Usulca, “Belki daha rahat ayakkabı giysen iyi olur, hem senin hem bebeğin için tehlikeli” dedim. O an cehennem koptu. “Düşüp bebeğimi kaybetmemi mi istiyorsunuz? Bacaklarımın kırılmasını dört gözle bekliyorsunuz!” diye haykırdı. İftiraları insanın kanını donduruyordu. Tolga beni savunmaya çalıştı, sözlerine dikkat etmesini söyledi, ama Elif daha da hırslandı, “Yaşlı geri zekâlılar” diyerek kapıyı çarpıp gitti. Emre de peşinden koştu, özür bile dilemeden. Doğum günü mahvolmuştu, biz ise bitkin bir şekilde oturduk, misafirler fısıldaşıyordu.

Kendime gelemedim. Eğer Ayşe, iki çocuklu bir anne olarak, kaynanasına böyle konuşsaydı, utançtan yere geçerdim. Bu sadece terbiyesizlik değil, tam bir saygısızlık. Üç gün sonra Emre aradı. Ben konuşmadım, telefonu Tolga’ya verdi. Oğlum özür diledi, ama Elif’i özür dilemeye zorlamayacağını söyledi – “O zaten çok gergin.” Bu sözler beni bitirdi. Üç çocuk büyüttüm: Ayşe, gururum; küçük oğlum, Arda, şefkatli ve iyi kalpli; ama Emre… O artık yabancı. Karısının bizi aşağılamasına, insan içinde rezil etmesine izin veriyor. Bu bir ihanet.

Tolga’yla dedikodu yapmamaya karar verdik, oysa akrabalara anlatsak Elif’in başı büyük belaya girerdi. Ama onun seviyesine inmek istemiyorum. Yüreğim acıyla sızlıyor: Neden Emre bizi savunmuyor? Onu bu kadar zayıf mı yetiştirdik? Yoksa Elif mi onu gölgesine çevirdi? Artık nasıl yaşayacağımı bilemiyorum. Gelinimin zehir gibi kabalığıyla, oğlumun ise göz yummasıyla… Doğacak torunumuz var, ama korkuyorum ki Elif onu da bize karşı doldurur. Bu düşünce boğazımı sıkıyor, ama yılmayacağım. Evet, eğer oğlum karısını durduracak cesareti bulamazsa, ben onu yerine oturtacağım. Ailemiz parçalansa bile…

Rate article
Lifequest
Gelin Terbiyesizleşiyor, Kocası Sessiz Kalıyor: Hamileliği Bahane mi?