Yeşilova’da Skandal: Aile Kavgasının Gölgesi
“– Aylin, annem aradı, babamla birlikte bize geliyorlar. İrem’i görmek istiyorlar,” dedi Emre, karısının bir yaşındaki kızlarını uyutmaya çalıştığı odaya girerken.
Aylin’in yüzü aniden gerildi. Bu haber ona bir yumruk gibi gelmişti. Neriman Hanım’la ilişkileri İrem’in doğumundan sonra bozulmuştu, oysa daha önce sıcaktı. Aylin, kayınvalidesinin her fırsatta kendi kurallarını dayatmasına, bebeğine onun rızası olmadan yemek vermesine öfkeleniyordu.
Neriman Hanım’ın her ziyareti kavga ile bitiyordu. Son kez, üç ay önce, İrem’e çikolatalı kek vermişti. Aylin kızını kayınvalidesine sadece beş dakikalığına bırakmıştı ki kadın hemen fırsattan istifade etmişti.
“– Ne yapıyorsunuz?!” diye bağırdı Aylin, İrem’i kayınvalidesinin kucağından çekerek. “O daha dokuz aylık! Kek mi yediriyorsunuz?”
Neriman Hanım’ın bu densizliğine içerleyen Aylin, kızını kremaya bulanmış yüzünü ve ellerini yıkamak için banyoya götürdü. Oradan Emre’nin mutfakta annesini azarladığını duydu:
“– Sana söylenmeyen şeye niye karışıyorsun?”
“– Bir şey olmaz! Sen de küçükken tatlı yerdin, bir şey oldu mu?” diye savundu Neriman Hanım.
“– Neden hiç dinlemiyorsun?” diye öfkelendi Emre. “Ne güzel anneymişsin sen!”
“– Anlamıyorum, ne var bunda?” diye surat astı kayınvalide, kollarını bağlayarak.
Konuşmanın sonunda Aylin İrem’le birlikte mutfağa döndü ve dayanamayıp patladı:
“– Normal davranamıyorsanız, gidin!”
Neriman Hanım şaşkınlıkla önce gelinine, sonra oğluna baktı, destek bekliyordu. Ama Emre’nin sessizliği, karısından yana olduğunu gösterdi.
“– Aman ne mesele! Bizim köyde herkes istediğini yedirirdi çocuklara, internetiniz yoktu o zaman da bir şey olmuyordu. Yok yere dert çıkarıyorsunuz!” diye çıkıştı ve kapıya yürüdü.
Kayınvalide gittikten sonra Aylin umutsuzca kocasına baktı. İçinde Neriman Hanım’a karşı biriken öfke kaynıyordu.
“– Bir daha bu eve gelmesinler,” dedi Emre, onun sessiz sorusuna cevap vererek.
O günden sonra Neriman Hanım bir daha çıkagelmedi. Oğlunu arayıp İrem’in fotoğraflarını istiyordu ama ziyarete gelmiyordu. Ancak torununun birinci yaş gününde dayanamayıp geleceklerini bildirdiler.
“– Yine bir numara yapacak mı?” diye tedirginlikle sordu Aylin.
“– Hayır, önceden uyardım!” diye temin etti Emre. “Hiçbir şey yapmaz.”
Aylin kocasına inanmadı. İnatçı Neriman Hanım’ın söz dinleyeceğine güvenmiyordu.
Kayınpeder ve kayınvalide tam on dakika sonra kapıdaydılar. Bu, içeri alınacaklarına güvendiklerini gösteriyordu. Neriman Hanım eşikten atıldı:
“– Kızım nerede? Tatlım nerede? Hediyelerle geldik!” Aylin’e bir poşet uzattı.
Kayınpeder, Selahattin Bey, bir pasta ve şişe şarap taşıyordu. Hemen oğluna verdi.
“– Size yük olmayalım diye her şeyi yanımızda getirdik!” diye gururla açıkladı Neriman Hanım, pastanın ve şarabın sadece onlara değil, kendilerine de olduğunu ima ederek.
Aylin anlamıştı. İrem’i kocasına verip salonda masa hazırlamaya başladı. Emre yardım ederken, Neriman Hanım ve Selahattin Bey torunla birlikte mutfakta oturdular, karışmamak için.
“– Şarabı aç, tadalım, buna tam 200 lira verdik,” diye fısıldadı Neriman Hanım kocasına.
Selahattin Bey şişeyi çabucak açıp karısına uzattı.
“– Kadehe doldur!” diye emretti kadın. “Görmüyor musun, çocukla uğraşıyorum!”
Kayınpeder itaatle doldurup kadehi uzattı. Neriman Hanım bir yudum aldı, şapırdattı ve onayladı:
“– Güzelmiş!” Sonra kucağındaki İrem’e baktı. “Tatlım, kimse görmeden bir yudum alalım mı?” diye fısıldadı, kadehi kızın ağzına yaklaştırırken.
“– Gelin görürse kıyamet kopar!” diye kıkırdadı Selahattin Bey.
Selahattin Bey’in bu sözlerini duyan Aylin salondan başını uzattı. Neriman Hanım’ın kadehi kızının ağzına götürdüğünü görünce mutfağa fırladı ve donup kaldı.
“– Ne yapıyorsunuz?!” diye bağırdı, kadehi kayınvalidesinin elinden çekerek. “Size bir şey vermeyin dedim! Bu ne cüret?!” İrem’i kaptı, sesi öfkeyle titriyordu.
“– Ay, Emre’ye de vermiştik küçükken! Bir şey olmaz,” diye güldü Neriman Hanım, fırtınanın koptuğunu anlayarak. “Hatta faydalıdır bile…”
“– Dışarı!” Emre karısının çığlığını duyarak mutfağa daldı. “Yeter! Kızıma bir şey vermeyin diye defalarca söyledim! Önce kek, şimdi şarap!”
“– Niye bağırıyorsun?!” diye karısını savundu Selahattin Bey. “Bir damla verdik sadece…”
“– Ne damlası ne de yudum! Bir daha kızıma dokunamazsınız!” diye kükredi Emre. “Bir daha bu eve ayak basmayın! Sırada ne var, içki mi vereceksiniz?”
“– Aman ne abartıyorsunuz ya!” diye küçümseyerek Neriman Hanım. “Sen de Aylin de aynı kafadasınız! Hadi Selahattin, gidiyoruz!”
Bir dakika sonra kapı çarpıldı – kayınpederle kayınvalide gitmişti. Aylin hâlâ titreyerek İrem’i sıkı sıkı tutuyordu.
“– Artık ne yaparsan yap, annenle babanı bu eve sokmam! Neriman Hanım’ın kaf”Yıllar geçse de o günün öfkesi hiç dinmedi, aradaki mesafe de bir türlü kapanmadı.”




