Neden mortgage alıp kendini borca sokayım ki? Beklerim, büyükanne ölür de evini bana bırakır! Kocamın kardeşi Volkan böyle düşündü. Karısı Aylin ve üç çocuğuyla birlikte büyükannenin evinde yaşıyorlar ama kredi çekmek yerine Fatma Hanım’ın ölümünü bekliyorlar. Bu açgözlülük, bütün Ormanhisar’ı sarsan bir aile kavgasına yol açtı.
Volkan, karısı Aylin ve çocukları, Fatma Hanım’ın evinde yaşıyor. Durum, hafif deyimiyle, içler acısı. Üç odada dört kişi nasıl yaşar, hayal edin! Ama kendi evlerini aramak yerine, Fatma Hanım’ın bir an önce son nefesini vermesini dört gözle bekliyorlar. 75 yaşına rağmen dinç, enerjik, akıllı telefon kullanmayı öğrenmiş, konserlere giden, arkadaşlarıyla buluşan, hatta bazen romantik buluşmalar yapan bu kadın onları çıldırtıyor. Sabırları tükenince bir plan yaptılar: Fatma Hanım’ı evi Volkan’a devretmeye ve huzurevine gitmeye ikna edeceklerdi. Ancak Fatma Hanım kesin bir dille reddetti. Bu direniş, ailedeki kıvılcımı ateşe verdi.
Fatma Hanım’ın bir hayali vardı: Çin’i gezmek. Volkan’ın planlarını duyunca kocam Murat’la ona bizim yanımıza taşınmasını önerdik. Evini kiraya verip bu parayla yolculuğa çıkmasını söyledik. Kabul etti. Onu yanımıza aldık, o da kiracı buldu. Bunu duyan Volkan ve Aylin çılgına döndü. Evin kendilerine ait olduğunu iddia edip kiradan gelen parayı vermesini istediler. Volkan, Murat’ı “büyükannenin kafasını karıştırmakla” suçladı. Bu küstahlık akıl almazdı.
Aylin sık sık bize gelmeye başladı. Bazen çocuklarla, bazen yalnız. Fatma Hanım’ın sağlığını soruyor, sanki ölüm haberini bekliyormuş gibiydi. Volkan da evin bir gün kendisine kalacağı umudunu bırakmadı. Ama Fatma Hanım pes etmedi. Yeterli parayı biriktirip Çin’e gitti. Döndüğünde gözleri parlıyordu: Çin Seddi’ni anlatıyor, rengârenk bahçelerden bahsediyordu. Ona evini satıp daha küçük bir daire almasını, seyahatlerine devam etmesini, sonra da bizimle huzur içinde yaşamasını önerdik. Düşündü ve karar verdi.
Ormanhisar’ın merkezindeki geniş üç odalı evini sattı, sıcak bir stüdyo aldı. Geri kalan parayla İspanya, Avusturya ve İsviçre’yi gezdi. İsviçre’de kader ona müthiş bir sürpriz yaptı: Martin adında bir İsviçreliyle tanıştı ve ona aşık oldu. Düğünlerine Murat’la birlikte uçtuk. 75 yaşında bir gelinin aşkla parlamasına tanık olmak mucize gibiydi. Fatma Hanım bu mutluluğu hak etmişti; ömrü boyunca çalışmış, çocuklarını ve torunlarını hep desteklemişti.
Volkan düğün haberiyle yeniden çıldırdı. Büyükannesinden yeni evini istedi! Beş kişilik aileyi oraya nasıl sığdıracaktı, bilinmez. Ama artık umrumuzda değildi. Biz Fatma Hanım’ın kendi için yaşadığı mutluluğa seviniyorduk. Onun hikâyesi Ormanhisar’da yayıldı; kimini hayran bıraktı, kimini kıskandırdı.
Şimdi Fatma Hanım ve Martin zamanını İsviçre ve Ormanhisar arasında geçiriyor. Bize gezdiği yerlerden kartlar yolluyor, Volkan’ın onun ölümünü beklediği günleri anıp gülüyor. Bu drama, açgözlülüğün aile bağlarını nasıl parçalayabileceğini gösterdi ama aynı zamanda kendi yolunda yürüme cesaretinin her entrikadan güçlü olduğunu kanıtladı. Fatma Hanım hepimize örnek oldu: Tüm dünya karşı çıksa bile, mutluluğu seçmek için asla geç değildir.




