Oğlunu Bırakamayan Kayınvalide: Üç Yıllık Evlilikte Huzur Bulamamak

Adım Yağmur. Yirmi dokuz yaşındayım ve üç yıldır Efe’yle evliyiz. Kızımız Elif’i büyütüyor, huzurlu bir aile kurmaya çalışıyoruz. Ama bir kişi var ki bu huzuru bize çok görüyor: kayınvalidem. Daha doğrusu, oğlunu “annesinin kollarına” geri götürmek için elinden geleni yapan kadın.

Her şey beş yıl önce, Efe’yle üniversitede tanıştığımızda başladı. Ben onu hemen ailemle tanıştırdım – bizim ev sıcaktır, samimidir, yapmacık değildir. Ama o… sürekli erteledi. Beni evine götürmesi bir yılını aldı. Kapıdan içeri adımımı atar atmaz anladım ki beni aslında hiç istememişler.

Efe’nin annesi, Lale Hanım, beni buz gibi bir gülümsemeyle karşıladı. İlk izlenim sandım, ama zamanla anladım ki bana olan nefreti derin ve gerçekti. Beni hiçbir zaman kabul etmedi. Ne oğlunun sevgilisi olarak, ne bir kadın olarak, ne de bir insan olarak.

Efe’yle birlikte ev tutmaya karar verdiğimizde, Lale Hanım tam bir tiyatro çıkardı. “Oğlum daha çocuk!” diye bağırıyor, onsuz yaşayamayacağını, benim onu kötü etkilediğimi söylüyordu. Efe, o sırada yirmi üç yaşında bir adamdı ama onun gözünde hâlâ beş yaşında, kendi başına yaşayamayacak bir çocuktu. Yine de taşındık.

İşte o andan sonra cehennem başladı.

Her gün mesaj yağıyordu: Efe’yi nasıl beslemeliyim, ne yemek yapmalıyım, kıyafetlerini nasıl yıkamalıyım, hangi portakalları almalıyım, üstelik önceden soymalıyım çünkü oğlu “soymayı bilmiyormuş”! Sakince “Oğlunuz kendi işini görebiliyor” dediğimde alındı. Sonra bir gün Efe’yi kazakla gördü diye ağlama krizine girdi: “Hava buz gibi, herkes mont giymiş, senin oğlun üşüyecek!” Oysa dışarısı 15 dereceydi ve kimse mont giymiyordu.

Nişanlandığımızı açıkladığımızda işler iyice çığırından çıktı. Kayınvalidem… affet Allah’ım, evine bir sürü kız getirmeye başladı – arkadaşlarının kızları, komşular, iş arkadaşları. Efe’nin yüzüne bakıp, “İşte, sana layık eş!” diyordu. Efe öfkeden deliye döndü, bir süre onu görmedi. Ama Lale Hanım pes etmedi.

Bize gelmeye başladı. Habersiz. Sürekli şikayetlerle. Her ziyareti bir eleştiriyle bitiyordu: “Dolabın altında toz var!”, “Çorbayı yemekhanede içmişim gibi yapmışsın!”, “Efe’yi ihmal ettin!” Ses çıkarmamaya çalıştım. Bir süre.

Ama düğünden bir hafta önce bardak taştı. Geliniğim yüzünden kavga çıkardı. “Bez parçası giyinmişsin” dedi. Restoran menüsüne “aileye yüz karası” dedi. Beni “herkesin içinde rezil edeceğimle” suçladı. Dayanamadım. Kapıyı gösterdim.

Bir saat sonra Efe’ye telefon geldi: “Kalbim sıkışıyor! Kalp krizi geçiriyorum!” Hemen gitti. Ama vardığında, yanakları al al, sapasağlam duran bir anneyle karşılaştı. Hepsi yalandı. Manipülasyon.

Düğünümüze gelmedi.

Düğünden sonra Elif doğduğunda bizi hiç ziyaret etmedi. Bir çift bez, bir oyuncak bile getirmedi. Telefon bile açmadı. Torununu görmeye çağırdığımızda, “O benim torunum değil. Onu başkasından olmuşsun” diyordu.

Efe anneyle ailesi arasında kaldı. Onun ne kadar zorlandığını görüyordum. Ama her seferinde bizi seçti. Bir sınır koydu. O günden beri annesi o sınırı geçmedi.

Ben o kadınla konuşmuyorum. Özür dilecek bir şey yapmadım. Ailemi yıktırmayacağım. Kızımı, eşimi, hayatımı bir kadının “oğlunun büyüdüğünü kabullenememesi” yüzünden çiğnetmeyeceğim.

Yoruldum. Çok yoruldum. Bazen gözlerimi kapatıp, normal bir kayınvalide hayal ediyorum. Pasta getiren. Yatak odamıza karışmayan. Çocuğumu nasıl yetiştireceğimi dikte etmeyen. Sarılıp “Aferin” diyen. Ama bu, benim gerçeğim değil.

Benim kayınvalidem, hâlâ oğlunun eve geri döneceğini hayal eden bir kadın. Ona. Bensiz.

Ama biliyor musunuz? Bu asla olmayacak. Çünkü o beni seçti. Ve onun bu baskıya boyun eğmediği için gurur duyuyorum.

Ben mi? Ben sadece yaşamak, kızımı büyütmek, eş olmak istiyorum. Onun annesiyle “rekabet etmek” değil.

Yalnız, bu yorgunluk bir türlü geçmiyor…

Rate article
Lifequest
Oğlunu Bırakamayan Kayınvalide: Üç Yıllık Evlilikte Huzur Bulamamak