İki Hafta Torun Baktım, Takdir Yerine Eleştirildim: Gelinim Her Şeyi Yanlış Yaptığımı Söyledi

İki hafta boyunca torunuma baktım, ama teşekkür yerine bir kavga ile karşılaştım — gelinim, her şeyi yanlış yaptığımı söyledi.

Her şey bir gece vakti başladı. Saatler gece yarısını geçmişti ki telefon çaldı. Ekranda oğlumun adı vardı. Sesindeki titreme belliydi: “Anne, Zeynep’i ambulansla hastaneye götürdürler. Şiddetli ağrıları var, doktolar risk almak istemedi. Ben de onunla gidiyorum, ama Deniz’i bırakacak değil. ‘Tek sen yardım edebilirsin…” Yarım saat önce ‘kapıda oğlum, çantalarla, taşıma koltuğuyla ve bir buçuk yaşındaki minik torunumla duruyordu. Gözlerinde endişe ve yalvarış vardı. Tabii ki reddedemezdim, Zeynep’le aramızın, en hafif can ‘hiy’ varmış gibi olsa bile.

Deniz doğduğundan beri adeta hayatlarının dışına itilmiştim. Kaç kez yardım önende bulundum; yemek yapmak, çocukla ilgilenmek veya ‘yenilere’ nefes aldırmak için… Hep aynı cevap: “Sağ olun, biz hallederiz.” Israr etmedim. Ama içim acıyordu; ben büyük anneydim, yanında olmak istiyordum. Onu en son baharda görmüştüm. Sonra Zeynep iyice uzaklaştı. Pandemi çocuk – hastalık paranoyası eklenip ‘klerşıyle her şey siliniyor, kapılar el bile açılmıyor, misafir falan asla.’

Ama şimdi, ‘bela’ patlayınca beni çağırdılar. Oğlum bana bir silah deposu kadar malzeme bıraktı: kremler, talimatlar, giysiler, hatta therapy topu. “Zeynep onu sadece bu topla sallayarak uyutuyor, yoksa d ‘yenilmez,” diye açıkladı. Başımı salladım ama içimden, “Hayatta olmaz, bu kadar abartıy ‘saçma. Çocuk kendi kendine uyumayı öğrenmeli,” diye geçirdim. Oğlunu hastaneye yolcu ettikten sonra iş yerimi arayıp iki haftalık izin adım. İlk dans değil; daha zorlarını atlatmamış ‘yenilmez. İlk gece elbette zordu. Küçük o kadar çok ağladı ki komşular ‘kapıma gelip sordu: “Her şey yolunda mı?” Durumu açıklayıp özür diled ‘yenilmez. Omuz silküp gittiler. Ama üçüncü geceye kadar daha hızlı uyumaya başladı. Sırtını okşuyordum; yavaşça, ritimle. Avucumun altında, bir ninni ‘yenilmezdi gibi dalıyordu.

Beş gün sonra Zeynep arayıp sordu: “Ne yediriyorsunuz? Nasıl uyuyor? Kakası nasıl? Püsen ‘rengi ne?” Sakin sakin anlattım; ev yapımı sebze ve meyve pürelerini iştahla yediğini. Asla hazırım ‘yenilmezem. Sessiz kaldı. Çocuğun topsuz, kuralsız uyuduğuna inanmadı.

İki hafta geçti. Torunuma tüm kalbimi verdim. Ellerim yenı – bebek tutmayı hatırlam ‘yenilmezdi, kalbim onun nefesine ayak uydurdu. Yorgundum, ama mutlu. Sonunda büyükanne gibi ‘yenilmezdi. Zeynep taburcu olunca torunumu teslim ettim, eşyaları dü ‘zenledim. Ne “teşekkür” ne şakak. Sadece asık bir yüz ve şu cümle:
“Her şeyi yanlış yaptınız.”
“Affedersiniz?”
“Düzenini bozdunuz. Şimdi geceleri ağlıyor, püreleniz alırji yaptı. Bizi dinlemediniz. Talimatlara uymanızı söylemiştim. Neden bizim ‘yenilmesinize uymadınız?”

Donakaldım. İki hafta boyunca tek şikayet yoktu, şimdi suçlamalar. Teşekkür yerine kavga. İçim acıyla doldu. Ben gitmeye ‘yenilmezdim, zor zamanda yardım ettim. Duymak istediğim tek şey: “Her şey mahvoldu.”

Şimdi torunumu görmem yasak. RYennip bana güvenmiyor. Deniz’i sadece oğlumun sosyal medyada paylaştığı fotoğraflarda görebiliyorum. O susuyor, araya girmiyor. Ben de zorlamıyorum. Ama içim parçalanıyor.

Yanlış yaptığımı düşü -münürüm. Oğlumu “büyüteç” top olmadan büyüttüm, harika biri oldu. ‘Bunda ise, saatlı ‘yenilmezi gibi bez değişimleri, gramla ek gıda; her şey kitabına göre. Sevgi nerede?

Kimin haklı olduğunu bilmiyorum. Ama şunu biliyorum: Ben bir büyük anneyim ve torunumu seviyorum. Bir gün ‘yenilmezi gerekirse, ‘kapıyı hiç düşünmeden açacağım. Ancak bu nankörlüğün, bu soğukluğun acısı içimde hep kalacak.

Hayat bazen bize acı dersler verir: ‘Yenilmezi her zaman şükran beklemeden, sevgiyle vermek gerekir. Çünkü gerçek sevgi, karşılıksız olandır.

Rate article
Lifequest
İki Hafta Torun Baktım, Takdir Yerine Eleştirildim: Gelinim Her Şeyi Yanlış Yaptığımı Söyledi