Çocuklarımızın İyiliği İçin Aç Kaldık, Yaşlılıkta Yapayalnız Kaldık

Kocamla birlikte çocuklarımızın daha iyi bir hayat yaşaması için aç kaldık. Yaşlılığımızda ise tamamen yalnız kaldık.

Hayatımızı çocuklarımız için yaşadık. Kendimiz için değil, başarı için değil, sadece onlar için—sevgili üç çocuğumuz için. Onları büyüttük, her şeyimizi feda ettik. Kim bilebilirdi ki bu yolun sonunda, sağlığımızın bozulduğu, gücümüzün tükendiği bu yaşlılık günlerinde yanımızda sadece acı ve boşluk kalacağını?

Mehmet’le çocukluktan beri tanışıyorduk—aynı mahallede büyüdük, aynı sıralarda okuduk. On sekiz yaşıma geldiğimde evlendik. Düğünümüz mütevazıydı, paramız yoktu. Birkaç ay sonra hamile olduğumu öğrendim. Mehmet de okulu bıraktı, aileyi geçindirebilmek için iki işte birden çalışmaya başladı.

Fakirdik. Bazen üç gün üst üste sadece patates yedik, ama asla şikayet etmedik. Bunları kimin için yaptığımızı biliyorduk. Çocuklarımızın yoksulluk çekmemesini, bizim yaşadığımız zorlukları tatmamasını istedik. Durum biraz düzeldiğinde tekrar hamile kaldım. Korktuk, ama Mehmet’le bir an bile tereddüt etmedik—yine büyütecektik. Sonuçta bu da bizim evladımızdı.

O zamanlar yardımcımız yoktu. Kimse destek olmadı, bebeklere bakmak için gelen olmadı. Annem erken vefat etmişti, kayınvalidem ise başka bir şehirdeydi ve kendi işleriyle meşguldü. Neredeyse tüm zamanımı mutfakta ve çocukların odasında geçiriyordum. Mehmet ise gece geç saatlere kadar çalışıp, yorgun gözler ve soğuktan çatlamış elleriyle eve dönüyordu.

Otuz yaşıma geldiğimde üçüncü çocuğumu doğurdum. Zor muydu? Evet. Ama kolay olacağını da hiç düşünmemiştik. Hayat bizi şımartmamıştı. Sadece ilerlemeye devam ettik. Kredi borçları, yorucu işler derken, iki çocuğumuza ev almayı başardık. Bunun kaç uykusuz geceye mal olduğunu sadece Allah biliyor. En küçüğümüzü ise doktor olma hayaliyle yurtdışında okumaya gönderdik. Yine kredi çektik ve kendimize “Başaracağız” dedik.

Yıllar göz açıp kapayıncaya kadar geçti. Çocuklar büyüdü, dağıldılar. Kendi hayatlarını yaşıyorlar. Bizimse yaşlılık dönemimiz başladı. Yavaş yavaş değil, aniden—Mehmet’in hastalığıyla birlikte. Zayıfladı, eriyip gidiyordu. Ona tek başıma baktım. Ne telefon, ne ziyaret.

Büyük kızım aradığımda, “Çocuklarım var, işlerim var. Gelemem” diye tersledi. Ama komşular, arkadaşlarıyla kafede gördüklerini anlattılar.

Oğlum işini bahane etti, oysa aynı gün Antalya sahilinde paylaştığı fotoğraflar vardı. En küçüğümüz ise—Avrupa’da okuyabilsin diye neredeyse her şeyimizi sattığımız kızımız—”Sınav dönemi, gelemiyorum” diye mesaj attı. Hepsi bu.

Geceleri Mehmet’in yatağının başında oturdum, ona kaşıkla su verdim, ateşini ölçtüm, acı çektiğinde elini tuttum. Mucize beklemiyordum—sadece yanında onun için var olduğunu hissetmesini istedim. Çünkü o hâlâ bana lazımdı.

İşte o anlarda anladım—tamamen yalnız kalmıştık. Desteksiz, ilgisiz, en ufak bir sıcaklık bile yoktu. Evet, çocuklarımız için her şeyi yaptık. Onlar yesin diye biz aç kaldık. Onlar iyi giyinsin diye kendimize yeni bir şey almadık. Tatile çıkmadık ki onlar denizi görebilsin.

Şimdiyse bir yük olduk. Ve biliyor musunuz, en acı olan ne? İhanet bile değil. En acısı, silinip atıldığını anlamak. İşe yaradığın sürece değerlisin. Ama şimdi—sadece engelsin. Onlar genç, hayat dolu, önlerinde uzun bir gelecek var. Sen ise geçmişinle birliktesin—kimsenin umrunda olmayan bir geçmiş.

Bazen komşuların koridorda güldüğünü duyuyorum—torunları gelmiş. Bazen de arkadaşımın kızıyla parka gittiğini görüyorum. İçim burkuluyor. Bize böyle bir şey yok. Biz çocuklarımız için sadece birer hatırayız artık.

Artık aramıyorum. Kendimi hatırlatmıyorum. Mehmet’le küçük ama temiz bir dairede yaşıyoruz. Ona yulaf lapası pişiriyorum, eski filmler açıyorum, uykuya dalarken yanında oturuyorum. Her akşam gökyüzüne tek bir dilek diliyorum—acı çekmesin. Gidişi rahat olsun. Çünkü daha fazla acıyı hak etmiyor.

Peki ya çocuklar? Onlar iyidir herhalde. Zaten biz bunun için çabaladık. Ama neden bu “mutluluk” bu kadar acı veriyor? Neden içim bu kadar boş ve soğuk?

Kocamla birlikte onların mutluluğu için aç kaldık. Şimdiyse sessizlikte gözyaşı yutuyoruz.

Rate article
Lifequest
Çocuklarımızın İyiliği İçin Aç Kaldık, Yaşlılıkta Yapayalnız Kaldık