Leyla, bir sevgiliydi. Evlilik konusunda pek şansı yoktu otuz yaşına kadar bekar kaldı, sonunda bir adam bulmaya karar verdi.
Başta Mehmet’in evli olduğunu bilmiyordu ama sonra adam, kızın kendisine bağlanıp aşık olduğunu anlayınca bu gerçeği saklamadı. Ama Leyla, Mehmet’e tek bir sitem bile etmedi. Aksine, bu ilişki yüzünden hep kendini suçladı, ona olan zaafından dolayı kendine kızdı. Zaman geçtikçe kendini eksik hissetti, bir kocayı zamanında bulamamıştı. Oysa kötü bir kız da değildi: Güzeller güzeli olmasa da sevimliydi, biraz tombulca, bu da ona yaşlı bir hava veriyordu belki. Mehmet’le ilişkisi hiçbir yere varmıyordu. Sevgili olarak kalmak istemiyordu ama onu bırakmaya da cesaret edemiyordu. Yalnız kalmak korkutuyordu onu.
Bir gün kuzeni Murat, çıkageldi. İş seyahati için şehre uğramıştı. Kısa bir süreliğine Leyla’ya uğradı, uzun zamandır görüşmemişlerdi. Mutfakta yemek yerken çocukluk günleri gibi sohbet ettiler, hayattan, şuradan buradan konuştular. Leyla, Murat’a aşk hayatını anlattı. Tüm gerçekleri anlattı, biraz da ağladı.
Tam o sırada komşusu Leyla’yı çağırdı, yeni aldıklarını gösterecekti. Leyla, yirmi dakikalığına çıktı. İşte tam o sırada kapı çaldı. Murat açtı, Leyla döndü sanmıştı ama kapı kilitli değildi ki… Kapıda Mehmet duruyordu. Murat, hemen anladı kızın sevgilisi bu. Mehmet, kapıda spor kıyafetler içinde, kocaman bir adamın sucuklu sandviç yediğini görünce şaşkına döndü.
“Leyla evde mi?” diye söylenebildi ancak Mehmet.
“Leyla banyoda,” diye atıldı Murat.
“Affedersin, siz ona ne alaka?” diye sordu Mehmet hâlâ şaşkın.
“Ben onun kocasıyım. Nikâhsız. Şimdilik… Senin merakın nedir peşinde?” Murat, Mehmet’e doğru yaklaştı, gömleğinden tuttu. “Hah, sen o evli züppe misin, Leyla’nın bana anlattığı? Dinle bak, bir daha burada görürsem merdivenlerden aşağı yuvarlarım, anladın mı?”
Mehmet, Murat’ın elinden kurtulur kurtulmaz merdivenlerden aşağı koştu.
Biraz sonra Leyla eve döndü. Murat, Mehmet’in gelişini anlattı.
“Ne yaptın sen? Kim sana bunu yapmanı söyledi?” diye ağladı Leyla. “Bir daha geri gelmez o.”
Kanepeye çöktü, yüzünü elleriyle kapadı.
“Tabii gelmez, iyi ki gelmez. Yeter artık ağlaman. Bak, sana mükemmel bir adam buldum ben. Köyümüzde dul bir adam var. Karısı öldükten sonra kadınlar peşini bırakmıyor ama o şimdiye kadar hepsini reddetti. Galiba biraz daha yalnız kalmak istiyor. Ne yapacağız? İş seyahatinden döndüğümde yine uğrayacağım, hazırlan. Birlikte köye gideriz. Tanıştırırım sizi.”
“Nasıl yani?” diye şaşırdı Leyla. “Hayır, Murat, olmaz öyle. Tanımadığım biri. Bir de ben neden gideyim… Ayıp olur. Hayır.”
“Başkasının kocasıyla yatmak ayıp, bekar biriyle tanışmak değil. Kimse seni onun yatağına atmıyor. Gel diyorum sana, hem eşim Lale’nin doğum günü var.”
Birkaç gün sonra Leyla ve Murat köye varmıştı. Murat’ın eşi Lale, bahçede mangal hazırlamıştı. Aile kutlamasına komşular, dostlar ve Murat’ın arkadaşı dul Ali de gelmişti. Köylüler zaten Leyla’yı tanıyordu, ama Ali ile ilk kez görüşüyordu.
Samimi sohbetlerden sonra Leyla şehre döndü. İçinden, “Ali çok sessiz ve mütevazıydı. Galiba hâlâ karısının yasındadır. Zavallı adam. Böyle vicdanlı insan az bulunur,” diye geçirdi.
Bir hafta sonra, tatil günü kapı çaldı. Leyla kimseyi beklemiyordu. Kapıyı açınca şaşırdı: eşikte elinde bir poşetle Ali duruyordu.
“Affedersin Leyla, şehre alışverişe gelmiştim. Tanışıklığımız var ya, bir uğrayayım dedim,” diye kekeledi Ali, hazırladığı cümleyi söylerken.
Leyla içeri davet etti. Şaşkınlığı geçmemişti, ama misafire çay ikram etti ve bu ziyaretin tesadüf olmadığını anlamaya başladı.
“Alışverişini dilediğin gibi yaptın mı?” diye sordu Leyla.
“Evet, eşyalar arabada. Bu da sana.” Ali, poşetten küçük bir lale demeti çıkardı, Leyla’ya uzattı.
Leyla buketi aldı, gözleri parladı. Mutfakta çay içip hava durumundan ve market fiyatlarından konuştular. Çay bittikten sonra Ali teşekkür etti, gitmek üzere ayağa kalktı. Koridorda yavaşça ceketini giydi, ayakkabılarını bağladı. Tam kapıdan çıkacakken birden Leyla’ya döndü:
“Şimdi gider de söylemezsem, kendime kızarım. Leyla, bütün hafta seni düşündüm. Vallahi. Seni bir gördüm, başkasını gözüm görmez oldu. Hafta sonunu zor ettim. Geldim işte. Adresi Murat’tan aldım…”
Leyla’nın yüzü kızardı, gözlerini yıLeyla gülümsedi ve “Ben de seni düşünüyordum,” diye fısıldadı.




