Hamile olduğunu söyleyerek bir erkeği kendine bağlamaya çalıştı. Ama bebek partisinde, yalanını örtbas edecek olan doktor her şeyi ortaya çıkardı.
Hiçbir yalanın, özellikle de benimle Cansu’nun arasındaki gibi bir dostluğu yıkacağını hayal bile edemezdim. Üniversiteden beri ayrılmazdık: dersler, gece sohbetleri, geziler, birbirimize destek olmak… Hep birlikteydik. Ta ki o umutsuzca verilmiş karar her şeyi değiştirene kadar.
Cansu değişmişti. İçine kapanık, sürekli geç kalıyor, telefonuna gömülüyor, sinirli davranıyordu. Her şeyi iş stresine bağlıyordum ama içimde bir his, sevgilisi Emre ile aralarında bir sorun olduğunu fısıldıyordu. Oysa mükemmel bir çiftti gibilerdi, en azından dışarıdan öyle görünüyorlardı. Ta ki bir akşam, her zamanki gibi evinde film izlerken, Cansu’nun kulağıma fısıldamasına kadar:
“Hamileyim.”
Donup kaldım.
“Ne? Ciddi misin?”
“Evet.” Sesi titriyordu, dudaklarını ısırıyordu. “Ne yapacağımı bilmiyorum. Emre çocuk istiyor. Ama ben… Korkuyorum. Eğer doğruyu söylersem, beni terk eder.”
İşte o anda içimde bir ürperti hissettim. Cansu mu? O güçlü, bağımsız Cansu? Hamileymiş gibi mi yapıyordu? Onunla konuşmaya, ikna etmeye çalıştım ama kararlıydı:
“Onu ancak bu şekilde tutabilirim.”
Başta destek oldum. Sonra tuhaflıkları fark etmeye başladım. “Karnı” büyümüyordu. “Doktor” var diyordu ama detay vermiyordu. Sürekli bahane buluyor, konuyu değiştiriyor, “zor bir gebelik” hikayeleri uyduruyordu ama hiçbiri inandırıcı değildi.
Beraber doktora gitmeyi teklif ettiğimde yüzü bembeyaz oldu.
“Hayır, gerek yok… Senin üzülmeni istemiyorum…”
Anladım, bir şeyler yanlış gidiyordu. Ama gerçeğin bu kadar çabuk ve bu kadar acımasızca ortaya çıkacağını beklemiyordum.
Emre, hiçbir şeyden habersiz, Cansu’ya sürpriz bir bebek partisi düzenlemeye karar verdi. Herkesi çağırdı: ailesini, arkadaşlarını, iş çevresini. Süslemeler, hediyeler, ikramlar… Her şey mükemmeldi.
Ta ki o ortaya çıkana kadar – Doktor Akın.
“Geldiğiniz için teşekkürler, doktor.” Emre, doktorun elini sıktı, yüzündeki gülümseme samimiydi. “Cansu sizden çok bahsetti.”
İçimde bir şeylerin sıkıştığını hissettim. Doktor duraksadı. Cansu’ya baktı. Gözlerinde endişe vardı.
“Cansu…” dedi sakince ama ciddi bir tonda. “Sanırım artık doğruyu söyleme zamanı.”
Oda sessizliğe gömüldü. Cansu’nun yüzü bembeyazdı, dudakları titriyordu.
“Ben… ben hamile değilim.” Zorlukla itiraf etti. “Üzgünüm, Emre. Sadece… Korktum. Beni terk edeceğini düşündüm…”
Emre donup kaldı. Yumrukları sıkılmıştı. Bağırmadı. Sesi kısıktı ama bir çığlıktan daha acı doluydu:
“Bana yalan söyledin. Çocuğumu taşıyormuş gibi yaptın. Beni aldattın.”
Cansu ağlamaya başladı ama artık çok geçti. Misafirler öylece duruyor, bu saçmalığı izliyordu. Parti bir anda komediye dönüşmüştü.
“Her şey bitti.” Emre, ona bakarak soğuk ve kararlı bir sesle ekledi: “Gidin.”
Ben kenarda durmuş, sadece onların ilişkisinin değil, aynı zamanda arkadaşıma olan inancımın da yerle bir olduğunu hissediyordum. Herkese yalan söylemişti. Manipüle etmişti. Hatta doktoru bile, merhametine güvenerek, yalanına ortak olması için ikna etmişti. Ama bebek partisinde işin rengi değişti. Doktor artık bu maskaralığı durdurmalıydı.
Emre şok içindeydi. Ama doğru olanı yaptı – intikam peşine düşmedi, sadece gitti. Ve bu, en acımasız intikamdı: soğuk, sessiz ve kesin.
Peki ya ben? Dostluğun da bir yalan olabileceğini öğrenmiştim. Bazen en yakın sandığın insan, birden bire yabancıya dönüşebilir. Gizli olan her şey bir gün ortaya çıkar. Ve ne kadar oyun oynarsan oyna, gerçek er ya da geç seni yakalar…




