Tatile Gidiyorum, Kimseyle Uğraşmak Niyetinde Değilim!: Kayınvalidem Bizi Sıkıntıda Bıraktı

Herkesin ailesinde bir takım zorluklar olur. Kimisi miras için birbirine girer, kimisi alkolün pençesinden kurtulmaya çalışır, kimisi de çaresizlikten pes eder. Bizim eşimle öyle büyük dertlerimiz yoktu… Tabii bir küçük (!) “ama” hariç: Kayınvalidem. O, Şükran Hanım, huzurumuzun baş düşmanıydı.

Uzun süredir onunla anlaşmaya, alışmaya çalışıyordum. Ama ne kadar uğraşırsam uğraşayım, aramızdaki görünmez duvar bir türlü yıkılmıyordu. Hatta ben çaba gösterdikçe daha da yükseliyordu.

Anne-oğul arasındaki bağın ne kadar özel olduğunu elbette biliyordum. Ama 38 yaşındaki bir adamın hâlâ “anasının kuzusu” olması, fazlasıyla trajikomikti. Eşim ve kayınvalidem kendilerine ait bir dünyada yaşıyor gibiydiler: fısıldaşmalar, gizli planlar, ancak iş işten geçtikten sonra bana anlatılan sırlar…

Derken, sonunda bardağı taşıran damla geldi.

Oğlumuz Emir, her yaz benim ailemin yanında geçirirdi. Annem doktor olduğu için nadiren izin alabiliyordu—hatta pandeminin en zorlu günlerinde bile çalışmıştı. Babamsa maalesef sağlık sorunları nedeniyle tek başına torununa bakamazdı.

Ben de büyük bir şirkette çalışıyordum ve uzun bir tatil hayalden öteye geçmiyordu. Bu yüzden eşimle kayınvalidemden yardım istemeye karar verdik. Bir ay boyunca Şükran Hanım’la her şeyi konuşup anlaştık. Emir’le ilgilenmeye hevesle kabul etti. İçten içe ona güvenebileceğimi sandım.

Ama tatilden bir hafta önce telefon çaldı:

“Gamze,” dedi neşeyle, “bana tatil çıktı! Kaplıcaya gidiyorum! Torununla sen kendin ilgilen artık.”

Öyle şaşırmıştım ki, dediğini ilk anda anlayamadım. Bizi bırakıp gitmişti. Tam bir ihanetti.

Sonradan öğrendim ki, ona “tatil çıkmamıştı”. Kendi kendine plan yapmış: otel seçmiş, uçak bileti almış, rezervasyon yaptırmış. Hem de torununa bakacağını bile bile!

Üstelik, tam yola çıkacağı sırada eşime bir de ricayla geldi: “Ben yokken seraları sulayıp bahçeyle ilgilenecek misin?”

Tabii ki eşim sabah akşam çalışıyordu, bu yüzden görev bana düştü. Ama artık yeter demiştim. Net bir şekilde cevap verdim:

“Kılımı bile kıpırdatmam. Senin annen bizi en zor anımızda yüzüstü bıraktı. Onun için tatil önemliyse, domatesleri de egosuyla birlikte kurusun. Bu onun sorunu, benim değil.”

Tabii ki kayınvalide tepemizden aşağı ağzına geleni söyledi. Suçlamalar, sitemler, şikâyetler… Ama artık iş işten geçmişti. O tatiline gitti, bizi de Emir’le ve bahçe işleriyle baş başa bırakıverdi.

Şimdi soluğu soluğa şehirde koşturuyor, Emir için bir yaz okulu arıyorum. Çünkü o da dört duvar arasında sıkışıp kalmak yerine dolu dolu bir yaz geçirmeyi hak ediyor.

Bir kez daha anladım ki, zor zamanlarda sadece kendine ve vicdanına güvenebilirsin. Kayınvalidem tatili seçti. Ben de oğlumu.

Ve pişman değilim, asla!

Rate article
Lifequest
Tatile Gidiyorum, Kimseyle Uğraşmak Niyetinde Değilim!: Kayınvalidem Bizi Sıkıntıda Bıraktı