62 yaşındayım ve İzmir’de yaşıyorum. Geçenlerde başıma gelen bir olay yüreğimi paramparça etti. Kızım Gizem ve eşi Serkan, torunum Elif’e bakmak için tüm hayatımı feda etmem gerektiğine karar verdiler. İyi bir anneanne olmaya çalıştım ama artık sabrım tükendi. Ücretsiz bakıcı olmayı reddettim ve bu ailede fırtınalar kopardı. Ben bir dadı ya da hizmetçi değilim, benim de kendi hayatım olmaya hakkım var!
Gizem, Elif’i doğurduğunda ona elimden gelen tüm yardımı yaptım. Bebeğe baktım, onunla parka çıktım, yemek yedirdim, çamaşırlarını yıkadım ki kızım biraz nefes alsın. Genç bir anne olmanın zorluğunu biliyorum ve aileme destek olmak istedim. Ama zamanla yardımlarım “olmazsa olmaz” hale geldi. Gizem ve Serhan, sanki ben onların kişisel bakıcısıymışım gibi yaşamaya başladılar. Spor salonuna yazıldılar, kurslara gittiler, arkadaşlarıyla buluştular, Elif’i ise “İşimiz var, sen bakarsın artık” diyerek bana getirdiler. Kendi planlarım olup olmadığını hiç düşünmediler. Emekliyim ama Tanrı aşkına, biraz dinlenmeye ve küçük keyiflerime hakkım yok mu?
Gizem öğle vakti telefon açıp “İş yerinde etkinlik var, Serkan da balığa gitti, sen Elif’i anaokulundan alıver” diyebiliyordu. Sinir oluyordum ama yine de gidip torunumu alıyordum – bırakacak değilim ya! Elif’i seviyorum ama bu durum beni boğmaya başladı. Kendimi kullanılmış hissettim, zamanım ve isteklerim kimsenin umurunda değildi.
Bugün bardağı taşıran son damla oldu. Gizem arayıp Serkan’la birlikte iki haftalığına İtalya’ya gideceklerini müjdeledi. İçimden “Elif deniz keyfi yapacak, ne güzel” diye düşündüm. Meğer torunumu bana bırakmaya karar vermişler, hiç sormadan! Sanki onların her isteğine boyun eğmek zorundaymışım gibi kararı önüme koydular. Kanım çekildi. Artık sessiz kalamadım ve Gizem’e “Bakıcıları değilim” dedim. Çocuk sahibi oldularsa, hayatlarını buna göre planlamalılar. Seyahat mi etmek istiyorlar? Ya Elif’i yanlarında götürsünler ya da başka çözüm bulsunlar!
Niye benimle konuşmadan böyle bir karar aldıklarını sorduğumda, Gizem’in cevabı beni afallattı: “Sen zaten emeklisin, yapacak bir şeyin yok ki!” Sanki tokat yemiştim gibi oldum. Ona kendi planlarım olduğunu anlattım: Arkadaşımla birlikte göl kenarındaki bir dinlenme tesisine gidip sonunda biraz nefes alacaktım. Ya Elif’i yanlarında götürsünler ya da kendi çözümlerini bulsunlar, ama ben onların hizmetçisi değilim!
Konuşmamız kavga ile bitti. Gizem bana “Berbat bir anneannesin” dedi, ben ise gözyaşlarımı zor tuttum. Onlar için yaptığım her şeyden sonra bu sözleri duymak ne kadar acıtıyor, anlamıyor. Torunumu seviyorum ama başkalarının keyfi uğruna kendi hayatımı feda edemem. Ben bir bakıcı ya da hizmetçi değilim, ben de mutlu olmayı hak eden bir kadınım. Şimdi önümde bir seçim var: Ya sınırlarımı koruyacağım ya da aile huzuru için yine boyun eğeceğim. Ama şunu çok iyi biliyorum ki bu böyle devam edemez…




