Zor Haberle Geldim, Ancak Ailem Beni Daha da Şaşırttı

Toprak, tozlu bir otobüsle İzmir’in eteklerindeki ailesine doğru gidiyordu, yüreği kederle sıkışmıştı. Onlara hayatlarını altüst edecek bir haber vermeliydi: eşiyle boşanıyordu. Ancak anne babasının evinde duydukları, ona gerçek bir darbe indirdi. Onlarca yıldır sağlam bir aile örneği olarak gördüğü yaşlı anne babası, kendi boşanmalarını açıkladığında, söylemeye hazırlandığı her şey gölgede kaldı. Şimdi Toprak, hayatını değiştirecek bir seçimle karşı karşıyaydı ve içinde korku, suçluluk ve anlayamama fırtınası kopuyordu.

Aylin’le boşanma haberi ona kolay gelmemişti. Sessiz kalabilirdi ama küçük mahallelerinde dedikodular hızla yayılırdı. Aylin öfkeyle anne babasını arayıp her şeyi anlatabilir, kardeşleri laf arasında ağzından kaçırabilirdi. Toprak, daha sonra açıklama yapmak zorunda kalmamak için gerçeği kendisinin söylemesinin daha iyi olacağını düşünmüştü. Hayatın ne getireceği belli olmazdı, herkes hata yapabilirdi.

Bildik merdivenleri tırmandı, zile bastı. Kapıyı babası, Ekrem Bey, suratı asık bir şekilde açtı, sanki oğlunun niye geldiğini biliyormuş gibi.

“Gel bakalım,” diye mırıldandı. “İyi ki geldin. İçeri geç.”

“Merhaba baba,” diye karşılık verdi Toprak ama aklından bir endişe geçti: “Yoksa birisi söyledi mi?” “Anne evde mi?”

“Tabii evde,” diye serzenişte bulundu babası. “Nereye gidecek? Prenses gibi oturuyor orada.”

“Ne diyorsun sen?” diye şaşırdı Toprak. “Neyin var?”

“Benim artık yeterli sabrım kalmadı!” diye birden bağırdı babası, dönüp öfkeyle homurdanarak odasına yürüdü.

Toprak, şaşkınlıkla peşinden gitti. Salonda babası koltuğa çökmüş, kollarını bağlamıştı. Normalde el işiyle uğraşan annesi, Neriman Hanım, ortalıkta yoktu. Toprak yatak odasına baktı ve onu pencerenin yanında, yüzü kapkara dururken gördü.

“Geldin mi?” diye buz gibi sordu. “Aylin’den ayrıldın mı yoksa daha mı niyetindesin?”

“Nasıl biliyorsun?” diye sordu Toprak, yüreği ağzına gelmişti. “Neden bunu soruyorsun?”

“Çünkü senin kira çıkıp çıkmadığını bilmem lazım!” diye keskin bir cevap verdi annesi.

“Ne kirası?” diye afalladı Toprak.

“Boşandıktan sonra taşınacağın evi kiraladın mı?” diye net ifade etti annesi.

“Henüz değil,” dedi Toprak. “Ama boşanacağımı nasıl öğrendiniz?”

“Öğrendik işte,” diye karşılık verdi annesi suratını ekşiterek. “Oğlum, hemen bir ev bak çünkü ben seninle yaşamaya geliyorum!”

“Ne?” Toprak donup kaldı, kulaklarına inanamadı.

“Hayır!” diye gürledi babasının sesi salondan. Kapıda belirdi, öfkeden yüzü kızarmıştı. “Toprak’la ben yaşayacağım! Sen burada kal, ev senin üstüne kayıtlı zaten!”

“Asla olmaz!” diye çığlık attı annesi. “Senin inatçılığınla dolu bu evde kalmam!”

“Durun!” Toprak birine sonra diğerine baktı. “Neden bahsediyorsunuz? Nereye gidiyorsunuz?”

“Senin gideceğin yere!” diye ilan etti babası. “Aferin oğlum, tam zamanında boşanmayı düşünmüşsün! Vay canına, ne aklın varmış senin!”

“Neden aferin?” Toprak yerin ayaklarının altından kaydığını hissediyordu.

“Çünkü tam sırası! Biz de annenle boşanıyoruz!” diye patladı babası.

“Ne?!” Toprak donup kaldı. Azarlanmayı bekliyordu ama onun yerine şok edici bir haber almıştı.

“Yetti artık!” diye devam etti babası. “Sen büyük adamsın, kimseye hesap vermek zorunda değilim. Annenle biz de senin Aylin’le olduğun gibi birbirimize yeterince katlandık. Seninle gidiyorum, ikimiz erkek erkeğe yaşarız!”

“Hayır, oğlumla ben yaşayacağım!” diye lafa girdi annesi. “Sana ihtiyacım yok, ama ona lazım olurum. Eşsiz mahvolur, ben ise hâlâ yemek yapabilirim. Değil mi Toprak? Annenin köftelerini seversin?”

“Ben yemek yapamaz mıyım?” diye çıkıştı babası. “Ben her aşçıdan daha iyi pişiririm! Kuru fasulye, pilav, ne istersen!”

“Hah!” diye alay etti annesi. “En son ne zaman yemek yaptın? Elli yıl önce mi?”

“Ne olmuş? Erkekler her şeyi yapar! Bize kadınlar gerekmez, sadece çamaşır makinesi, mikrodalga ve buz dolabı yeter, bir aylık yemeği depolarsın!” diye açıklama yaptı babası.

“Oğluma ne öğretiyorsun sen?” diye öfkelendi annesi.

“Yeter!” diye gürledi Toprak, dayanamayarak. “Siz deli mi oldunuz? Sekseninize merkez dokunmuş, çocuk gibi saçmalıyorsunuz! Kendinize bir bakın!”

“Sen kendine bak!” diye aynı anda bağırdılar. “Neredeyse ellisin, hâlâ çocuk gibi davranıyorsun! Bize laf söylemeye hakkın yok! Hadi, yeni evine kimi alacaksın, seç bakalım!”

“Ben niye bir yere gidecekmişim?” diye patladı Toprak. “Bizim Aylin’le kendi evimiz var!”

“Nasıl yani?” diye şaşırdı annesi. “Sen boşanıyorsun ya!”

“Kim söyledi size?” diye sordu.

“Aylin. Ablan aradığını ve her şeyi anlattığını söyledi,” diye cevapladı annesi.

“Boşanmıyorum!” diye sertçe konuştu Toprak. “Şakaydı!”

“Şaka mı?” Babası şaşkınlık içindeydi. “Biz annenle yeni hayat için plan yapmaya başlamıştık… Sen her şeyi mahvettin şimdi?”

Toprak evinin yolunu tutarken aklından geçen tek şey, acaba anne babasının Aylin’le barışması için böyle bir oyun mu oynadıklarıydı.

Rate article
Lifequest
Zor Haberle Geldim, Ancak Ailem Beni Daha da Şaşırttı