Kocamın İhanetini Kardeşinden Öğrendim

Ayşegül, öfkeden gözü dönmüş bir şekilde İstanbul’un kalabalık caddelerinde büyükannesinden kalan ikinci evine doğru hızla gidiyordu. Direksiyonu öyle sıkı tutmuştu ki parmakları ağrıyordu. Kalbi hızla çarpıyordu; komşular yine kocasının kardeşinden şikayet etmişti, adam onun mirasını bir eğlence mekanına çevirmişti. Ama eve girdiğinde öğrendikleri yüreğine bir hançer gibi saplandı. Kayınbiraderi, kocasının ihanetini açıklamıştı ve şimdi Ayşegül’ün dünyası yıkılıyordu. Önünde iki seçenek vardı: bu ihaneti affetmek ya da hayatına sıfırdan başlamak.

“Sevgilim, o benim kardeşim, başka yere gidecek yeri yok,” demişti kocası Emre olaylar başlarken. “Gamze’den boşandı, nereye gidecek?”

“Büyükannemin evine Selim’i almak istemiyorum,” diye karşı çıkmıştı Ayşegül tereddütle.

“Bir şey bozmaz,” diye ısrar etmişti Emre. “Ailesinin yanına mı gitsin?”

“Neden olmasın?” diye tutunmuştu bu fikre.

“Adam kırk beş yaşında, ailesiyle yaşaması ayıp, bir de özel hayatı var,” diyerek Emre karısına yalvaran gözlerle bakmıştı.

“Tamam, kalsın ama komşular bir daha şikayet ederse kapı dışarı!” demişti Ayşegül uzun bir sessizliğin ardından pes ederek.

“Hiç merak etme!” diye sevinmişti Emre, ellerini ovuşturarak.

Ama Emre’nin evle ilgili başka planları vardı. “Kardeşine yardım” görüntüsü altında, otuz dört yaşındaki karısının haberi olmayan sevgilisiyle buluşmak için bu evi kullanıyordu.

“Şimdi Selim’i götüreyim, rahatlasın!” diye heyecanla bağırmış, anahtarları kapıp evden fırlamıştı.

“Kendi taşınacakmış gibi bu acele niye?” diye iç geçirmişti Ayşegül, işlerine dönmüştü.

Emre üç saat sonra dönmüştü. Ayşegül far ışıklarını görünce hemen bahçeye fırlamıştı.

“Nerede kaldın? Seni aramaya çıkacaktım!” diye şaka yollu sormuştu.

“Selim’e evi gezdirdim,” diye kaçamak bir cevap vermişti Emre, gerçek sebebi saklayarak.

“Peki, elektrik ve su faturasını o ödeyecek mi?” diye sormuştu birden Ayşegül.

Emre duraksamış, gözleri kaçmıştı. Bunu kardeşiyle konuşmamıştı.

“Bizim zaten ev taksidi var, o kadar abartmaz. Hem kardeşimden para almak bana yakışmaz, şu an zaten zor durumda,” diye çıkışmıştı.

Ayşegül, sözlere kanıp akrabadan para almanın doğru olmayacağını kabul etmişti. Ama Selim taşınır taşınmaz ev bir kargaşaya dönüştü. Gece gündüz müzik sesi, kalabalık gruplar, farklı kadınlar, kavga gürültü… Komşular polis çağırmaya başlamış ama polis sadece para cezası kesip gidiyor, evdeki gürültüyü durduramıyordu.

Bir gün Selim, Emre’ye dert yanmıştı:

“Komşular çekilmiyor. Biz normal bir şekilde eğleniyoruz, onlar polis çağırıyor. Bir şey yap, yoksa beni atarlarsa senin de yüzün gülmez burda,” diye gülmüştü.

“Halledeceğim, ama sen de biraz sessiz ol,” demişti Emre. “Ayşegül öğrenirse ikimiz de mahvoluruz!”

“Bir daha olmayacak,” diye söz vermişti Selim, ama o gece yine polis kapıya dayanmıştı.

Komşulardan biri dayanamayıp evin sahibini bulmuş ve Ayşegül’ü sosyal medyadan eklemişti. “Evinizde neler olduğundan haberiniz var mı? Polis kaç kez geldi,” diye mesaj atmıştı. Ayşegül’ün cevabı herkesi şaşırtmıştı, çünkü olanlardan haberi yoktu.

Bir saat sonra Ayşegül, öfkeden kıpkırmızı olmuş bir halde eve girmişti.

“Merhaba!” diye sırıtmıştı Selim kapıyı açarken.

“Selim, komşular senden şikayetçi!” diye patlamıştı Ayşegül. “Bu evi derhal boşaltmanı istiyorum!”

“Taşınmamı mı?” diye şaşırmıştı Selim. “Üzgünüm, ama sen güvenimi boşa çıkardın!”

“Sen benim güvenimi boşa çıkardın!” diye kesmişti Ayşegül. “Defol!”

“Öyle mi?” diye alaylı bir gülüşle, “O zaman kocanla ilgili bir şeyler söyleyeyim!”

“Ne saçmalıyorsun?” diye donup kalmıştı Ayşegül, gözlerini ona dikerek.

“Burada sadece ben gürültü yapmıyorum,” diye sırıtmıştı Selim. “Senin Emre de fena değil.”

“Ne demek istiyorsun?” sesi titremişti.

“Sevgilisini getiriyor buraya,” diye patlatmıştı Selim. “Üç aydır! Sen, yenge, habersizsin tabii!”

Haber yıldırım gibi düşmüştü. Ayşegül, yerin ayaklarının altından kaydığını hissetmişti.

“Çık dışarı!” diye bağırmıştı, kapıyı işaret ederek.

“Kocana ne yapacaksın?” diye sırıtmıştı Selim.

“Seni ilgilendirmez!” diye hırlamıştı. “Kaybol!”

Selim, kıkırdamaya devam ederek eşyalarını toplamış ve yirmi dakika sonra ortadan kaybolmuştu. Ayşegül, dağıtılmış evin ortasında tek başına kalmıştı. İçeri girmiş, bir zamanlar büyükannesinin sıcak evini tanıyamamıştı. Kirli duvarlar, etrafa saçılmış eşyalar, sigara kokusu… Her şey ihanetin izlerini taşıyordu. Camları açmış, ihanetin ruhunu kovmaya çalışmıştı.

Evde onu ağır bir hesaplaşma bekliyordu. Emre önce her şeyi inkar etmiş, ama köşeye sıkışınca pes edip af dilemeye başlamıştı. Ayşegül onun mazeretlerini dinlemiş, ama içinde kararYarın sabah ilk iş avukatını arayacak ve bu hayatı geride bırakacaktı.

Rate article
Lifequest
Kocamın İhanetini Kardeşinden Öğrendim