O günden beri çocuklar her gün beni arıyor, ama anlıyorum ki amaçları miras.

Çocuklar artık her gün arıyor, ama hissediyorum ki sebep sevgi değil, miras…

Leyla Hanım pencere kenarında durmuş, kasvetli kış bahçesine dalgın dalgın bakıyordu. Evinde derin bir sessizlik vardı, yalnızca saat tik takları zamanı sayıyordu. Emekli olalı çok olmuştu, ama aklı hep büyümüş çocuklarına takılıyordu — iki kızı ve bir oğlu. Bugün onun doğumgünüydü. Gelecekler miydi kutlamaya? Ya da en azından arayıp hatırlayacaklar mıydı? Ama aslında Leyla Hanım çoktan umutlarını yitirmişti.

“Otuz yıl önce kocamın beni üç küçük çocukla tek başıma bırakışını hatırlıyorum,” diye düşündü acıyla. “Sorumluluk almak istemedi: çocuk ağlamalarından, dağınıklıktan, parasızlıktan yorulmuştu. Daha otuzumdaydım, büyükler okula yeni başlamıştı, en küçükse hâlâ bezliydi. Doyurmam, giydirmem, okutmam gerekiyordu…”

Leyla Hanım o zaman pes etmedi. Ne iş olsa yaptı: temizlikçilik, tezgahtarlık, çocuk bakıcılığı… Yeter ki çocuklarını kurtarsın. Kendi hayatına zaman kalmadı. Tek hayali, çocuklarının hiçbir şeyden geri kalmamasıydı.

Ama şimdi geriye dönüp baktığında, parayı insan sıcaklığının önüne koymanın belki de hata olduğunu anlıyordu. Çocukların yemeğe, giysiye olduğu kadar, elinde kitapla yanlarında duran, tatlı sözler fısıldayan bir anneye de ihtiyacı vardı.

O zor günlerde kimsesi yoktu. Kocası sanki ailesini hayatından silmiş gibi rahatça gitmişti. “Bu onun seçimiydi,” diye düşündü artık kırgınlık duymadan. “Onu yargılamam. Herkesin kendi yolu var.”

Çocuklar büyüdü, yuvalarını kurdular. Her biri kendi hayatına daldı, aile oldu. O ise yalnız kaldı. Emekli maaşı azdı, ama Leyla Hanım tüm hayatı boyunca çocukları için “kara gün” biriktirmişti. Düğünlerine, evlerine, torunlarının geleceğine…

Ama şimdi, yıllar sonra, birikmiş parasıyla, eviyle ve içindeki boşlukla baş başaydı. Konuşacak kimsesi yoktu.

Bir hafta önce göğsünde keskin bir ağrı hissetti. Ambulans çağırmak zorunda kaldı. Hastaneye kaldırıldı ve birkaç gün sonra doktorların teşhisi üzerine bir korku dalgası yükseldi: hastalık ciddiydi, sonuçlar belirsizdi.

Sağlık görevlileri yakınlarını aradı. Ve işte mucize oldu: üç çocuğu da neredeyse aynı anda hastaneye koşup geldi.

Oda arkadaşı kıskançlıkla mırıldandı:

“Ne kadar şanslısınız! Öyle ilgili çocuklarınız var ki, yanınızdan ayrılmıyorlar…”

Leyla Hanım sadece acı bir tebessümle karşılık verdi. Çocuklarını iyi tanıyordu, kendini kandırmayacaktı.

Taburcu olduktan sonra günlük aramalar başladı.

“Anneciğim, nasılsın?”
“Anne, bir şeye ihtiyacın var mı?”
“Anne, vasiyetname yazmayı düşündün mü? Sonradan kavga çıkmasın diye…”

Görünüşte özenliydiler, ama sözlerinde soğuk bir gerginlik vardı. Oyun yapılamayacak kadar gerçek bir endişe yoktu. Leyla Hanım biliyordu ki mesele sevgi değil, özlem hiç değildi. Mesele, paraydı. Şehrin ortasındaki iki odalı eviydi. Onlar için biriktirdiği kuruş kuruş tasarruflarıydı.

Kalbi parçalanıyordu: gerçekten her şey buna mı indirgenmişti?

Son günlerde çok düşünüyordu. Yıllardır hiç bu kadar düşünmemişti. Komşu evlerin karanlık pencerelerine bakarken, hayal ettiği gibi bir yaşlılık geçirmediğini anladı. Hayalinde şöminenin başında torunlarına masallar okuyor, bayramlarda çocuklarını ağırlıyordu… Ama gerçekte yalnızlık ve gizli açgözlülükle dolu programlı telefonlar vardı.

Sık sık düşünüyordu: Çocuklarına, hayatını adadığı her şeyi bırakmaya değer miydi?

Aklına korkunç ve yabancı bir fikir geldi: Birikimlerini hayır kurumuna bağışlamak. Belki de evini, yıllardır akşamları uğrayıp erzak getiren, toz alan, “Nasılsın Leylacığım?” diye soran — hiçbir çıkar gözetmeden — komşusu Ayşe Hanım’a bırakmak…

Kararını henüz vermemişti. Ama Leyla Hanım’ın kalbinde bir şey filizleniyordu: sevginin ne hediyelerle, ne evlerle, ne de paralarla satın alınamayacağını anlamıştı. Sevgi ya vardır, ya yoktur.

Ve hayat bir tanedir. Yaşlılık da öyle.

Eğer yalnız geçirecekse, bari son yaptıkları, sevgiden değil de borçtan gelen hareketler olmasın…

Rate article
Lifequest
O günden beri çocuklar her gün beni arıyor, ama anlıyorum ki amaçları miras.