Kiralık Ev Meselesi: Gelecek İçin Mücadele
Benim adım Aylin, 48 yaşındayım ve kalbimi parçalayan bir seçimle karşı karşıyayım. Sakarya Nehri kıyısındaki sakin kasabamızda oğlum Emre, sevgilisi Elif ile evlenmeye karar verdiğini açıkladı. İkisi de umut dolu, kocam Mehmet’le birlikte kiraya verdiğimiz daireye taşınmayı hayal ediyorlar. Ancak ben kesinlikle karşıyım ve içimi kemiren bir sebebim var. Bu karar, oğlumla ilişkimi sonsuza kadar değiştirebilir ama başka türlü davranamıyorum, kendi geleceğimden ve başkalarının hatalarını tekrarlamaktan korkuyorum.
Emre ve Elif, tek odalı dairemizde yaşamaları için bizi ikna etmeye çalışıyor. Biz şu an Mehmet’le birlikte iki odalı dairede Emre’yle yaşıyoruz. Tek odalı daireyi birkaç yıl önce kredi çekerek aldık ve yakın zamanda taksitlerini bitirdik. Bu daire bizim emeklilik planımız. İleride rahat bir yaşam sürmek için kiraya veriyoruz. Şu an kira geliri hayati değil ama birkaç yıl sonra tek güvencemiz olacak. Bu gelir olmadan yoksulluğa düşeriz, ben de yaşlılığımı kuruş hesaplayarak geçirmek istemiyorum.
Elif, ebeveynleri, küçük kız kardeşi ve hasta büyükannesiyle daracık bir evde yaşıyor. Ailesi, Elif evlenince evde biraz nefes alacaklarını düşünüyor. Elif’in ailesinin gençlere ev alacak imkânı yok, bu yüzden bize güveniyorlar. Ama ben kabul edemem. Eğer Emre ve Elif’i bu daireye yerleştirirsek, bir daha asla çıkmalarını isteyemem—özellikle de çocukları olursa. Bu düşünce içimi yakıyor çünkü biliyorum ki iyilik, bazen felakete dönüşebilir.
Arkadaşım Gülşah da aynı tuzağa düştü. Kızına ve damadına kiraya verdiği evde geçici olarak kalmalarına izin vermişti. “Kendi eviniz için birikim yapın, sonra taşınırsınız,” demişti. Ama hiç para biriktirmediler. Bunun yerine tatillere, pahalı kıyafetlere ve elektronik eşyalara para harcadılar. Sonra çocukları oldu ve şimdi Gülşah onları evden çıkaramıyor. “Küçük bebekleriyle kızımı nasıl sokağa atarım?” diye ağlıyordu bana. “Üstelik kira da alamıyorum, kızım doğum izninde. Emekli maaşımla zar zor geçiniyorum!” Onun gözyaşları ve çaresizliği benim için bir uyarı oldu. Ben onun kaderini yaşamak istemiyorum.
Korkarım ki Emre ve Elif, bu daireyi alınca rahata alışacaklar. Geleceği düşünmeden keyiflerine bakacaklar. Ücretsiz bir evleri varken neden birikim yapsınlar? Biz de Mehmet’le elimiz boş kalacağız. Emekli olduğumuzda, küçük maaşlarla geçinmek zorunda kalıp her şeyden kısacağız. Bu düşünce beni dehşete düşürüyor. Yaşlılığımın hayatta kalma mücadelesine dönüşmesini, ilaç bile alamayacak duruma düşmeyi istemiyorum.
Emre bana kırgın gözlerle bakıyor, neden bu kadar inatçı olduğumu anlamıyor. “Anne, gidecek yerimiz yok,” diyor. “Elif ailesinin evinde kalamaz, orası çok dar.” Sözleri yüreğimi acıtıyor ama pes etmiyorum. “Kiralık bir ev bulun, kendinize bir ev için birikim yapın,” diyorum. “Biz babanla bunu başardık, siz de başarabilirsiniz.” Ama gözlerindeki hayal kırıklığını görüyorum ve bu kalbimi parçalıyor. Elif ise sessiz, ama bakışları adeta beni suçluyor, hayallerini yıktığımı ima ediyor. Kendimi canavar gibi hissediyorum ama geri adım atamıyorum.
Her gece uyuyamıyorum, son konuşmamızı düşünüp duruyorum. Emre ve Elif’in küçük bir ev kiraladığını, her kuruşu hesaplayarak yaşadığını hayal ediyorum ve yüreğim sızAncak sonra Gülşah’ın gözyaşlarını hatırlıyorum ve kararlılığım yeniden güçleniyor.




