Kaçmak İçin Zihnimde Valizimi Hazırladım: Çocukla Kocamdan ve Ailesinden Kaçış Planı

Çantamı zihnimde topladım bile. Oğlumla birlikte bu köyden, kocamdan ve kayınvalidemden kaçmak için gerekenleri hazırladım. Hayır, ömrümü onların keçilerine, ineklerine ve bitmeyen tarlalarına adamak niyetinde değilim. Selim’le evlendiğim için, çiftliklerinde ücretsiz işçi olmayı kabul ettiğimi sanıyorlar. Ama ben böyle düşünmüyorum. Bu benim hayatım değil ve oğlumun bu bataklıkta büyümesini istemiyorum; tek eğlencesi “Sarıkız’ın bugün kaç litre süt verdiği”ni tartışmak olan bir yer burası.

Evlendikten sonra buraya geldiğimde her şey o kadar da kötü görünmüyordu. Selim sevecendi, kayınvalidem Gülten Hanım ve eşi candan görünüyorlardı. Köy güzeldi: yemyeşil tarlalar, temiz hava, sessizlik. Alışabileceğimi bile düşünmüştüm. Ama gerçek çabuk yüzüme çarptı. Taşınalı bir hafta olmuştu ki Gülten Hanım elime bir kova tutuşturdu ve keçileri sağmaya gönderdi. “Artık bizdensin Elif, yardım etmelisin!” dedi, hâlâ tüylerimi diken diken eden o gülümsemeyle. Hayatında laptop dışında hiçbir ağır şey kaldırmamış bir şehirli olarak, bir akşamda keçi sağmayı öğrenmem gerekiyordu. İlk uyarıydı bu.

Selim’in beni savunmaya hiç niyeti yokmuş. İsyan etmeye kalktığımda, “Annem haklı, köyde herkes çalışır,” dedi. Ve böylece yeni hayatım başladı: sabah beşte kalkış, hayvanları besleme, tarlalarda çapa yapma, ev temizliği, bütün aile için yemek… Bir eş değil, hizmetçi gibi hissettim. Bir gün izin istemeye cesaret ettiğimdeyse Gülten Hanım gözlerini devirip nutuk çekmeye başladı: “Bizim zamanımızda kadınlar sabah akşam çalışırdı, kimse şikâyet etmezdi!” Selim ise hiçbir şey olmuyormuş gibi susuyordu.

Üç yaşındaki oğlum tek ışığım. Ona bakıyorum ve burada büyümesini istemediğimi anlıyorum. Geleceği ya bu çiftlikte çalışmak ya da gidip yabancı olacağı bir şehirde yaşamak. Onun iyi bir anaokuluna gitmesini, eğitim almasını, dünyayı görmesini istiyorum. Burada mı? Burada çocuğa indirecek düzgün internet bile yok. Gülten Hanım, oğlumu yakındaki kasabadaki resim kursuna yazdırmak istediğimi duyunca sadece burun kıvırdı: “Buna ne gerek var? İnek sağmayı öğrensin, daha faydalı!”

Selim’le konuşmaya çalıştım. Burada boğulduğumu, hayal ettiğim şeyin bu olmadığını anlattım. Omuz silkti: “Herkes böyle yaşıyor Elif, ne bekliyorsun?” Geçenlerde Gülten Hanım’ın ahırı genişletip yeni bir inek almaya hazırlandığını öğrendim. Tabii ki bütün iş yine bana kalacak. Bardığı taşıran son damla oldu bu.

Gizlice para biriktirmeye başladım. Çok değil ama şehre otobüs bileti almaya yeter. İlde bir arkadaşım var, iş ve kalacak yer konusunda yardım edeceğine söz verdi. Oğlumla otobüse binip bu köyü, keçileri, inekleri ve Gülten Hanım’ın bitmeyen söylenmelerini geride bıraktığımız anı hayal ediyorum. Küçük bir evimiz olsun istiyorum, sadece bizim huzurumuz olsun; çalışabileceğim, oğlumun normal şartlarda büyüyebileceği bir yer. Yeniden bir insan gibi hissetmek istiyorum, bir iş makinesi gibi değil.

Tabii ki korkuyorum. Şehirde hayatım nasıl olacak? İş bulabilir miyim? Para yeter mi? Ama bir şeyi çok iyi biliyorum: Burada kalamam. Oğlum bahçede oynadığı her an, onun daha fazlasını hak ettiğini düşünüyorum. Ben de. Onun, annesinin başkalarının beklentileri uğruna eridiğini görmesini istemiyorum.

Gülten Hanım geçenlerde, “Fazla şehirlisin, bu köyde hiçbir zaman bizden olmayacaksın,” dedi. Biliyor musunuz, haklı. Burada onlardan biri olmak istemiyorum. Ben, kendim olmak istiyorum—kariyer hayalleri kuran, seyahat etmek isteyen, mutlu bir ailesi olsun isteyen Elif. Ve bu hayatı geri almak için her şeyi yapacağım. Çantayı toplayıp oğlumla birlikte inek sağmaya zorlanmayacağımız bir yere gitmek gerekiyorsa, öyle olsun.

Rate article
Lifequest
Kaçmak İçin Zihnimde Valizimi Hazırladım: Çocukla Kocamdan ve Ailesinden Kaçış Planı