Arkadaşım ve Aynı Zamanda Yakın Dostum Eşinden Ayrıldı, Onun Adına Çok Mutluyum.

Arkadaşım Aylin, aynı zamanda can dostum, nihayet kocası Volkan’dan ayrıldı ve ben onun adına çok sevindim. O Volkan dediğin tam bir “nimet”miş: kuruş kazanmaz, bütün gün havaya kükrer, her gördüğü etek peşinde koşarmış. Geçen gün Aylin aradı, mutluluktan uçuyor, anlatıyor: “Yeni sevgilisi Emre’yle Kaçkarlar’a tatile gidiyorlarmış!” Duyduğumda çayım bile boğazıma durdu. Bu ne hız di mi? Ama dürüst olayım, ona deli gibi sevindim—bütün çektiklerinden sonra bu mutluluğu hak etti.

Aylin’le Volkan neredeyse on yıl evli kaldılar ve bütün bu yıllar boyunca ona bakıp içimden “Aylin, ne zaman göndereceksin şu adamı?” diye düşünürdüm. Öyle erkeklerdendi ki, evde bulunmasını bile büyük bir lütuf sayardı. Çalışmak mı? Duymamış bile. Akşamları kanepeye kurulur, kral gibi yemek bekler, Aylin’in yemeklerini eleştirirdi. Bir de şu “yan maceraları” var tabii! Aylin defalarca telefonunda şüpheli mesajlara, hatta gömlek yakasında ruja rastlamıştı. Tabii hepsini inkâr eder, suçu ona atardı: “Beni sen bu hale getirdin!” Kaç kez dedim ona: “Bırak gitsin, gençsin, güzelsin, kendine düzgün birini bulursun.” Ama o hep dayandı, belki sevgisinden, belki de yalnız kalmak korkusundan.

Derken üç ay önce Aylin dayanamadı. Sonra bana anlattı, Volkan’ın bir kızla yazışmalarını bulmuş, bir de ortak birikimlerini “gezme tozma”ya harcadığını öğrenmiş. Son damla olmuş. Eşyalarını toplamış, kapıya koymuş ve “Tamam Volkan, git kendine başka bir avanak bul” demiş. Duyduğumda ayakta alkışlamak istedim. Volkan elbette geri dönmeye çalıştı—çiçeklerle geldi, “düzeleceğim” vaatleriyle aradı. Ama Aylin kararlıydı: “Artık yeter,” dedi bana. “Beni hiçe sayan bir adamla daha fazla yaşayamam.”

Bakmışım ki Aylin yine telefonla geliyor, nefesi yetmiyormuş gibi Emre’den bahsediyor. Tanışmaları da bir kafedeymiş! Aylin iş çıkışı kahve içmeye gitmiş, Emre de yan masada kitap okuyormuş. Ona göre kibar, bakımlı, espritüel bir adammış. Laf lafı açmış, numaralarını değiştirmişler. İki hafta sonra Emre, Kaçkarlar’a gitmeyi teklif etmiş—dağ evi kiralamış, kayak, orman yürüyüşü planlıyorlarmış. “Bir bilsen,” diyor Aylin, “her şeyi o ayarladı, arabayı bile kendisi tuttu! Volkan olsa başlardı ‘pahalı’ diye sızlanmaya.”

Onu dinlerken inanamadım. Daha dün mutfakta ağlayan Aylin, şimdi gülüyor, planlar yapıyor, Emre’nin ona İtalyan makarnası pişirmeyi öğrettiğini anlatıyor. “Öyle biri ki,” diyor, “sadece sevgili değil. Beni dinliyor, gerçekten ne düşündüğümü merak ediyor.” İşte o an anladım: bu sıradan bir tatil aşkı değil. Aylin gerçekten âşık olmuştu ve görünen o ki Emre, onu mutlu edebilecek biriydi.

Tabii dedikodular da eksik olmadı. Ortak tanıdıklarımız fısıldaşıyor: “Aylin fazla çabuk avunmuş, daha altı ay bile olmadı!” Ben de onlara diyorum ki: “Bravo o zaman! Hayat bir kere, Volkan gibi biri için neden acı çeksin?” Bazıları yeni ilişkisinde acele ettiğini düşünüyor. Ama ben onun nasıl canlandığını görüyorum. Eskiden gözleri sönük dolaşırdı, şimdi gülüyor, şakalaşıyor, saçlarını parlak kestane rengine boyatmış. Diyor ki: “Kendim ve Emre için güzel olmak istiyorum.”

Kaçkarlar hikâyesini anlatırken dayanamayıp sordum: “Aylin, bu Emre de kim tanıdık mısın?” Gülerek cevap verdi: “Dağa çıkacak kadar tanıyorum işte! Yazılımcıymış, iyi bir firmada çalışıyormuş, bir de çok sevdiği bir kedisi varmış. Adam gibi adam, Volkan’a hiç benzemez.” Tabii yine de içimde bir kuşku var—ya yanılıyorsa? Ama Aylin emin: “Bir şey olursa, bavul toplamayı ve veda etmeyi öğrendim. Artık kimse beni ezemez.”

Onun hikâyesi beni düşündürdü. Kaç kadın böyle Volkan’lara katlanıp değişimden korkuyor? Aylin ise hayatını baştan yazdı—üstelik bu sayfa renkli görünüyor. Kaçkarlar, Emre, yeni planlar… Şimdiden dönüşünü bekliyorum, dağlarda gezip şömine başında şarap içtiklerini anlatacak.

Dün Aylin bir fotoğraf attı: rengârenk bir beresiyle, pembe yanaklarıyla karlı dağlar önünde duruyor, yanında da Emre olduğu belli yakışıklı bir adam. Altında şu yazı: “Hayat şimdi başlıyor!” Ve biliyor musunuz, inanıyorum ki her şey güzel olacak. Bu mutlu dönüşü hak etti. Peki ya Volkan? Bırak aynada kendine nutuk çeksin. Aylin artık çok uzaklarda ve orası onun için çok daha iyi bir yer…

Bugün Aylin’in hikâyesinden çıkardığım ders şu: Kimse kendini küçük düşürmemeli. Bazen kapıyı kapatıp gitmek, yeni bir sayfa açmaktır. Gerçek cesaret budur.

Rate article
Lifequest
Arkadaşım ve Aynı Zamanda Yakın Dostum Eşinden Ayrıldı, Onun Adına Çok Mutluyum.