Anastasia’nın Dairesine Adım Attığımızda Unutulmaz Bir Koku Bizi Karşıladı.

Yasemin’le birlikte Defne’nin evine adım attığımızda, burnuma öyle bir koku doldu ki neden geldiğimi unutacaktım neredeyse. Yeni pişmiş etin mis gibi kokusu, sıcacık börekler, havalarda dans eder gibi yayılan baharatlar… Kapı eşiğinde durup gözlerimi kapattım, derin bir nefes aldım—bu, huzurun, bayram coşkusunun ve bir parça büyünün kokusuydu. Masaya baktığımda ise donakaldım. Öyle lezzetler vardı ki, sanki bir yemek müzesinde sergilenebilirdi. Nereden başlayacağımı bilemedim; hayran mı olsam, yoksa hemen tabağı mı kaptırsam?

Defne, uzun zamandır arkadaşımdı ve mutfakta her zaman yetenekliydi, ama bu kez kendini aşmıştı. Ben ve eşim Ali, onun daveti üzerine gelmiştik—”öylesine” bir akşam yemeğiydi, sohbet etmek ve birlikte güzel vakit geçirmek için. Ben basit bir şeyler bekliyordum aslında: belki bir salata, belki fırında tavuk, çay ve kurabiye… Ama gördüğüm manzara tam bir şölendi. Masada göz alıcı yemekler vardı: baharatlarla kaplı kızarmış et, biberiye soslu fırın patates, tablo gibi dizilmiş sebzeler ve üzeri altın sarısı kabuklu, tarçın kokulu bir elmalı turta. Üstelik üç çeşit sos, küçük porselen kaselerde, her biri birbirinden lezzetli.

“Defne, restoran mı açıyorsun yoksa?” diye çıkıştım, gözlerimi masadan alamayarak. O gülümsedi, elini salladı: “Ay, Zeynep, sizi biraz şımartayım dedim. Hadi oturun, hepsini tadacağız!” Normalde pek konuşmayan eşim Ali bile çatalını uzatmıştı, ama hemen durdurdum: “Dur önce fotoğrafını çekeyim, böyle şey sosyal medyaya konulur!” Defne gözlerini devirdi, ama belli ki hoşuna gitmişti. Öyledir zaten—yürekten pişirir, sonra hiçbir şey yapmamış gibi davranır.

Masaya oturduk ve gerçek bir ziyafet başladı. Eti ağzıma attığımda adeta eridi, içinde sarımsak ve bir başka gizemli lezzet vardı. “Defne, bu nasıl bir büyü?” diye sordum. O da gülerek, “Gizli malzeme sevgi!” dedi. Güldüm tabii, ama aslında inanmıştım. Çünkü onun elinde basit bir domates-salatalık salatası bile sanat eserine dönüşmüştü. Ali, genelde yemek yerken sessizdir, ama o an, “Defne, her gün böyle yemek yapıyorsan ben taşınıyorum buraya,” diye şaka yaptı. Hepimiz kahkahalara boğulduk, ama ekstra bir porsiyon almanın hesaplarını yaptığını fark ettim.

Yemek yerken Defne her yemeğin öyküsünü anlattı. Bütün günü mutfakta geçirmiş, bazı tarifleri de babaannesinden öğrenmişti. “Bu turta,” dedi, “babaannemin her bayram yaptığı tatlı. Ben sadece biraz vanilya ve tarçın ekledim.” Dinlerken düşündüm: Bu sabrı nasıl buluyor? Ben mutfakta bir saatten fazla dayanamam. Benim yemek repertuarım makarna peynirle sınırlı, üstelik peynir önceden rendelenmişse. O ise bir lezzet senfonisi yaratmıştı, öyle içten bir sevgiyle yapılmıştı ki insan onu kucaklamak istiyordu.

Ama asıl büyüleyici olan, Defne’nin yarattığı atmosferdi. Sadece yemekler değil, evin her köşesi sıcaklık yayıyordu. Masada küçük bir vazoda çiçekler, loş bir ışık veren mumlar, hafif bir caz müziği… Kendimi o kadar rahat hissettim ki uzun zamandır böyle hissetmemiştim. Hatta Ali bile, genelde yemekten sonra telefonuna gömülürken, o gece gülümsüyor ve gençlik anılarını anlatıyordu. Defne, sıradan bir akşamı bir bayrama çevirmeyi başarmıştı.

Turtanın ikinci dilimiyle bitki çayı arasında bir ara sordum: “Defne, bütün bunları nasıl yetiştiriyorsun? İş, ev, bir de böyle sofralar kuruyorsun!” Düşündü, sonra yanıtladı: “Biliyor musun Zeynep, benim için yemek yapmak bir tür meditasyon. Müziği açarım, sebzeleri doğrarım, hamur yoğururum—tüm dertlerim uçar gider. Sizlerin lezzetle yediğinizi görünce de değdiğini anlıyorum.” Ona bakarken içimden geçirdim: Keşke bu sabrın ve yeteneğin birazcık bana da geçse. Belki o zaman ben de turtalar yapabilirim, her fırsatta pizza sipariş etmek zorunda kalmazdım.

Ayrılırken Defne bir kap içinde kalan turtayı ve eti uzattı. “Alın,” dedi, “hadi evde bitirin!” Reddetmeye çalıştım, ama ısrar etti: “Zeynep, direnme, sizin için yaptım!” Ali’yle sokağa çıKapının önünde durup geriye baktığımda, asıl büyünün lezzetlerde değil, paylaştığımız o sıcak kahkahalarda ve samimiyette saklı olduğunu bir kez daha anladım.

Rate article
Lifequest
Anastasia’nın Dairesine Adım Attığımızda Unutulmaz Bir Koku Bizi Karşıladı.