Restoranda Hesap Kavgası

Restoranda Hesap Kavgası

Nasıl tepki vereceğimi bilemiyorum. Eşim Elif’e yalvarıp kalmasını mı isteyeyim, yoksa “Gitmek istiyorsan git” mi diyeyim? Birbirimizi seviyoruz sanki, çocuk planlıyoruz, gelecek kuruyoruz. Ama dün gece restoranda yaşananlar her şeyi altüst etti. Aptal bir hesap yüzünden! Şimdi oturmuş düşünüyorum: Acaba Elif’in arkadaşı Zeynep’in hesabını ödemeyerek hata mı yaptım, yoksa Elif bir bardak suda fırtına mı koparıyor? Ama şundan eminim: Bu kavga, evliliğimizde neler olup bittiğini sorgulamama neden oldu.

Elif’le üç yıldır evliyiz ve hep iyi olduğumuzu sanıyordum. Tabii küçük tartışmalar oluyor—çöpü kim atacak, hangi film izlenecek, tatilde nereye gidilecek. Ama genelde hep anlaşıyorduk. Elif benim aşkım, destekçim. Parlak, zeki, asla sıkılmıyorum onunla. Hatta çocuk konuşuyorduk, isim seçiyorduk, bebek arabasıyla gezerken neler yapacağımıza dair şakalar yapıyorduk. Sonra bir akşam yemeğinden dolayı birden, “Bana böyle davranıyorsan, belki de birlikte olmamalıyız!” diyor. Bu nasıl mümkün olabilir?

Her şey dün gece Elif, arkadaşı Zeynep ve benim restorana gitmemizle başladı. Zeynep, Elif’in okuldan beri arkadaşı. Ona karşı normalimdir, her konuda uzmanmış gibi konuşma huyu bazen sinir bozucu olsa da. Ama Elif için hep kibar davrandım. Restoranda yemekler, şarap, sohbet, kahkahalar… Hesap gelene kadar her şey mükemmel gidiyordu. Rakama baktım—makul bir meblağ, sürpriz değil. Sonra Zeynep gülümseyerek, “Can, sen ısmarlıyorsun değil mi?” dedi. Şaşırdım. Hep beraber plan yaparken benim ısmarlayacağımdan bahsetmemiştik. Arkadaşlarla çıkınca herkes kendi hesabını ödüyordu. Ama Elif bana öyle baktı ki, sanki hemen cüzdanı çıkarmam bekleniyormuş gibi.

Akşamı mahvetmemek için, “Hesabı bölüşelim, daha adil olur,” dedim. Zeynep onayladı, ama Elif bir anda dondu, bakışları buz kesti. Herkes kendi hesabını ödedi ve eve döndük. Arabada Elif patladı: “Zeynep’in hesabını ödeyemez miydin? O benim arkadaşım! Beni onun önünde rezil ettin!” Sorun olmadığını, herkesi ısmarlayacak kadar zengin olmadığımızı anlatmaya çalıştım. Dinlemedi bile. “Bu kadar cimriysen,” dedi, “nasıl bir hayat yaşayacağımızı bilmiyorum.” Sonra ekledi: “Belki de gitmeliyim?” Şoktaydım. Gitmek mi? Restoran hesabı yüzünden mi?

Evde kavga devam etti. Elif bağırıyordu, arkadaşlarına saygı duymadığımı, ondan utanç duyduğumu, bu kadar “petek gözlü” olacağımı beklemediğini söylüyordu. İtiraz ettim: “Elif, tamirat ve çocuk için para biriktirmeye çalışıyorduk. Üstelik Zeynep kendine bin liralık kokteyl sipariş etti.” Ama Elif sadece burun kıvırdı: “Mesele para değil, tavrın!” Ne tavrı? Hep onun için çabalıyorum, tatil masraflarını karşılıyorum, hediyeler alıyorum. Şimdi bir de çıktı ki, onun arkadaşına ısmarlamadım diye pinti oldum!

Geceyi kanepede geçirdim. Sabah Elif, benimle kalıp kalmayacağını düşüneceğini söyledi. Ona bakıyordum ve inanamıyordum: Çocuk hayali kuran, aptal komedilere gülen, planlar yaptığımız Elif bu muydu? Bir akşam yemeği yüzünden her şeyi yıkacak mıydı? Kendimi sorgulamaya başladım. Belki de gerçekten hatalıydım? Ödeyip kavga çıkarmasaydım? Ama sonra düşündüm: Neden suçlu hissetmeliyim? Önceden konuşmadık, ben onun arkadaşları için bankamatik değilim.

Dertleşmek için arkadaşımı aradım. Dinledi ve dedi ki: “Can, mesele hesap değil. Elif, arkadaşının önünde ‘Bak ne kadar cömert bir kocam var’ havası yaratmak istemiş. Sen onu hayal kırıklığına uğrattın.” Belki de haklıdır, ama neden önceden söylemedi? Bilseydim öderdim. Şimdi oturup düşünüyorum: Yalvarıp kalmasını mı isteyeyim, yoksa zaman mı vereyim? Elif’i seviyorum, kaybetmek istemiyorum. Ama onun beklentilerine göre şekillenen biri olmak da istemiyorum.

Bugün konuşmayı denedim. Dedim ki: “Elif, hadi çözüBu gece odamızda sessizliğin ağırlığı altında düşünürken, anlıyorum ki aşk dediğin bazen sadece küçük bir fedakarlıkta bile kocaman anlamlar taşıyor.

Rate article
Lifequest
Restoranda Hesap Kavgası