Bugün günlüğüme içimi dökmek istiyorum. Küçük bir Anadolu kasabasında, sıcak aile geleneklerinin hâlâ yaşadığı sessiz sokaklarda geçen hayatım 54 yaşında oğlumun geleceği konusunda endişelerle dolup taşıyor. Adım Ayşe Hanım. Bundan birkaç gün önce oğlumuz Mehmet, nişanlısıyla bizi tanıştırmaya geldi. Bütün akşam onu izledim, sorular sordum ve içim rahat etmedi. Açıkçası, bu kız – Sibel – Mehmet’e uygun biri değil gibi geliyor. Annelik içgüdülerim bunun bir hata olduğunu haykırıyor ama oğlumu kırmadan onu nasıl koruyabilirim?
Gururum Mehmet
Mehmet benim biricik oğlum, neşem ve geleceğim. Boşandıktan sonra ona tek başıma baktım, tüm sevgimi verdim. Zeki, iyi yürekli, çalışkan bir delikanlı oldu. Yazılım mühendisi olarak çalışıyor, kendi evinde kalıyor, bir yuva kurmanın hayalini kuruyor. 27 yaşında ilk kez böyle derinden sevdi ve beni sevdiği kızla tanıştırmak istediğinde mutlu oldum. “Anne, Sibel çok özel, sen de çok seveceksin” dedi gülümseyerek. Açık bir kalple bekliyordum ama bir şeyler ters gitti.
Sibel akşam yemeğine geldi. Sofrayı özenle hazırladım – mercimek çorbası, mantı, ev yapımı börek. Mehmet’in sevdiği her şey vardı. Sıcak bir aile ortamı olsun istedim. Ama ilk dakikadan bir gerginlik hissettim. Sibel, boylu poslu, yoğun makyajlı ve modaya uygun giyinmişti. Kendinden emin görünüyordu ama davranışları beni huzursuz etti. Zoraki selam verdi, sofraya sanki kendi evindeymiş gibi yerleşti ve beni hiç sormadan kendinden bahsetmeye başladı.
Akşam Her Şeyi Gösterdi
Bütün yemeği onu izleyerek geçirdim. Nereli olduğunu, ne iş yaptığını, gelecek planlarını sordum. Sibel grafikerlik yapıyormuş, 25 yaşındaymış, Bursa’dan gelmiş. Görünüşte her şey normaldi ama cevapları bir tuhaf geldi. Yaptığı projelerden, seyahatlerinden övünerek bahsetti ama ailesinden, değer verdiği şeylerden tek kelime etmedi. Çocuk isteyip istemediğini sorduğumda gülerek, “Aman, daha çok erken, önce kendim için yaşamak istiyorum” dedi. Mehmet gülümsedi ama benim içim cız etti. Oğlum çocuk hayali kurarken, onun aklı hâlâ kendindeydi.
Sofra adabı da şüphelerimi artırdı. Çorbamı içmedi, mantıları karıştırdı durdu, böreğe hiç dokunmadı. “Kilo almamaya çalışıyorum” dedi. Övgü beklemiyordum ama emeklerime karşı bu kayıtsızlık canımı acıttı. Bütün akşam telefonuyla ilgilendi, mesaj yazdı. Mehmet sohbete katmaya çalıştıkça sıkılmış gibi kısa cevaplar verdi. Oğlumun ona aşkla baktığını görüyordum ama onun gözlerinde aynı sıcaklık yoktu. Bana soğuk, bencil ve aile hayatına hazır olmayan biri gibi geldi.
Korkularım ve Düşüncelerim
Yemekten sonra bütün gece uyuyamadım. Sibel, Mehmet’le ilgilenecek biri değil gibi. Oğlum bir yuva insanı, evini seven, geleneklerine bağlı biri. Ama Sibel hep kendi hırslarının, sosyal medyasının, “kendisi için yaşamanın” peşinde. Korkarım ki Mehmet’in kalbini kıracak. Arkadaşlarıma anlattığımda, kimisi “abartıyorsun” dedi, kimisi de “içgüdülerin doğru” dedi. Ama ben oğlumu tanıyorum. Ona destek olacak, arkasında duracak bir kadın lazım. Sürekli eğlence peşinde koşan, kariyerinden başka bir şey düşünmeyen biri değil.
Mehmet’in Sibel’den bahsederken söylediklerini düşündüm. “Bana ilham veriyor, onunla kendimi canlı hissediyorum” diyordu. Ama ben başka bir şey görüyorum: Oğlum ona göre kendini değiştiriyor, alışkanlıklarını bırakıyor, bizi daha az arıyor. Şimdiden etkisi altına almış. Ya evlenirlerse? Onu ailesinden, benden, sevdiği her şeyden koparacak mı? Ya da daha kötüsü, Mehmet onun gölgesinde, mutsuz ama aşık bir adam mı olacak?
Bir Anne Olarak Vazifem
Taram’ın benim hatalarımı tekrarlamasını istemiyorum. Benim evliliğim, başka yöne bakan bir adam yüzünden bitti. Oğlumun, sanıyorum ki onu gerçekten sevmeyen biriyle hayatını birleştirmesine izin veremem. Ama bunu ona nasıl söyleyeceğim? Yemekten sonra üstü kapalı konuşmaya çalıştım: “Mehmet, Sibel güzel kız ama belki de senin için değildir?” Kaşlarını çattı: “Anne, onu tanımıyorsun, biraz zaman ver.” Sibel’i savunması beni yaraladı. Benim gördüklerimi o görmüyor mu?
Israr edersem onu kaybedeceğimden korkuyorum. Mehmet artık yetişkin, kendi kaderini seçebilir. Ama ben bir anneyim ve vazifem onu korumak. Sibel’le baş başa konuşmayı düşünüyorum, niyetlerini anlamaya çalışacağım. Ya da Mehmet’e korkularımı anlatacağım ama yumuşak bir dille, onu benden uzaklaştırmadan. Peki ya beni değil de onu seçerse? Bu düşünce yüreğimi parçalıyor.
Bir Annenin Çığlığı
Bu hikâye bir annenin sevgi çığlığı. Sibel belki de iyi bir kızdır ama inanıyorum ki Mehmet’e uygun değil. Kaynana olup ilişkilerine burnumu sokmak istemem ama oğlumun acıya doğru gittiğini görüp de susamam. 54 yaşında onu mutlu görmek istiyorum. Kendisini benim koruduğum gibi koruyacak bir eşle… Belki haksızım ama bunları onun geleceği için söylüyorum.
Ben Ayşe Hanım. Oğlumun mutluluğu için savaşacağım, beni anlamasa da… Bırakın Sibel yanıldığımı kanıtlasın.Bu gece yine uyuyamayacağım, çünkü annelik yüreğim oğlum için endişeyle çarpıyor.




