Dün sabah saat yedide kapı çaldı — kayınvalidem ve yeğeniyle hayatıma zorla giriyorlar
Herson’un küçük bir kasabasında, sabah çiğlerinin sokaklara tazelik kattığı o sessiz yerde, 34 yaşımda kendi alanım için bitmek bilmez bir savaşın içindeyim. Benim adım Elif, eşim Cemal’le evliyiz ve üç yaşında bir kızımız var: Zeynep. Dün sabah saat yedide kayınvalidem, Gülten Hanım, yeğeniyle birlikte çıkageldi ve “Birkaç saatliğine kalacağım, saat doktada randevum var, yeğenimi bırakacak kimse yok” dedi, izin bile istemeden. Onun bu habersiz ziyaretleri beni çileden çıkarıyor, ama sınır koymaya çalışsam da ailemi dağıtmaktan korkuyorum.
Barış istediğim o aile
Cemal benim dayanağım. Altı yıl önce evlendik, onun ailesiyle yaşamaya hazırdım. Gülten Hanım başta şefkatli görünüyordu: ev yapımı börekler getirir, işe döndüğümde Zeynep’le ilgilenirdi. Ama bu ilgi zamanla kontrol manyaklığına dönüştü. Bizimle aynı apartmanda, bir alt katta yaşıyor ve bu artık bir kabus. Ne zaman isterse, çalıp çırpmadan geliyor, evimizi kendisininki gibi görüyor.
İki koca odalı, kredili aldığımız bir dairede yaşıyoruz. Ben ilkokul öğretmeniyim, Cemal tamirci. Hayatımız iş, Zeynep ve ev telaşı arasında geçiyor. Ama Gülten Hanım bizim temponuzu hiçe sayıyor. Sabahın köründe, gece geç saatlerde, ne zaman canı isterse kapıya dayanıyor. Yeğeni, ablasının oğlu 10 yaşındaki Emre de genelde yanında, onun varlığı işleri daha da zorlaştırıyor.
Her şeyi değiştiren o sabah
Dün sabah saat yedide kapı çaldı. Uykuluydum, Zeynep hâlâ uyuyordu, Cemal işe hazırlanıyordu. Kim olduğunu bilseydim açmazdım ama ne yazık ki kapıyı açtım. Karşımda Gülten Hanım ve Emre duruyordu. “Elif, birkaç saatliğine kalacağım, Emre’yi bırakacak yerim yok,” dedi, izin bile beklemeden. Cevap vermeme fırsat tanımadan salona girmiş, Emre de evin içinde koşuşturmaya başlamıştı.
Donup kaldım. Sabahın bu saatinde evim anaokulu değil! Nazikçe “Gülten Hanım, kendi programımız var, Zeynep uyuyor,” diye ima ettim. Hiç oralı olmadı: “Ay Elif, aman şimdi başlama, kısa sürecek.” İki saat tüm güne yayıldı. Emre televizyonu son ses açtı, Zeynep’i uyandırdı, oyuncaklarını sağa sola attı. Gülten Hanım çayını içip kendi dertlerini anlatıyor, benim son derece gergin olduğumu fark etmiyordu bile. En sonunda gittiklerinde, kanepede meyve suyu lekeleri ve bulaşık yığınıyla baş başa kaldım.
Çaresizlik ve Öfke
Bu ilk değil. Gülten Hanım ne zaman isterse Emre’yi getirip bırakıyor. Sabahın altısında “şöyle bir görüşeyim” diye çalıyor kapıyı, ya da akşam geç saatte “ışık yanıyodu” diye geliyor. Yeğeni ise tam bir afet: eşyaları kırıyor, saygısızca konuşuyor. Kayınvalidemse gülüp geçiyor: “Oğlan işte, koşsun dursun.” Benim Zeynep ondan korkuyor, ama kendi evimde kızımı bile koruyamıyorum.
Cemal’le konuştum. “Annen ne zaman isterse geliyor, bu böyle olmaz,” dedim dünkü olaydan sonra. Omuz silkti: “Anne işte, yardım ediyor, böyle katı olma.” Yardım mı? Bu bir yardım değil, bir işgal! Kendi evimde misafir gibi hissediyorum, kayınvalidem evin sahibiymiş gibi davranıyor, yeğeni de her şeyi alt üst ediyor. Cemal annesini seviyor, onu üzmek istemiyorum ama artık sabrım taştı.
Ne yapmalı?
Nasıl durduracağımı bilemiyorum. Gülten Hanım’la açıkça konuşsam mı? Ama kırılır ve Cemal’i bana karşı kışkırtır diye korkuyorum. Kapıyı kilitleyip açmasam mı? Bu da büyük bir kavga çıkarır. Ya da susup kendisinin anlamasını mı beklesem? Ama hiç anlamıyor, ben de bu stresle yaşamaktan yoruldum. Arkadaşlarım “Elif, kararlı ol, bu senin evin” diyor. Ama ailede savaş çıkarmadan nasıl yapabilirim bunu?
Zeynep huzurlu bir evi hak ediyor. Ben dinlenmeyi, Cemal de sürekli sinir harbi yaşayan bir eş değil, mutlu bir kadın istemeli. Ama Gülten Hanım ve yeğeni hayatımı alt üst ediyor. 34 yaşındayım ve evimin benim olmasını, sabahların gürültüyle değil, huzurla başlamasını istiyorum. Eşimin ailesine saygıyla kendi sınırlarımı korumak arasında dengeyi nasıl kuracağım?
Çığlığım: Huzur İstiyorum!
Bu bir çığlık. Kendi evimde huzur isteyen bir kadının çığlığı. Gülten Hanım belki kötü niyetli değil, ama bu zoraki ziyaretler beni tüketiyor. Cemal beni seviyor olabilir, ama sessizliği beni yalnız hissettiriyor. Kızım Zeynep’in huzurlu bir evde, mutlu bir anneyle büyümesini istiyorum. Belki zor olacak, ama ailemi korumanın bir yolunu bulacağım.
Ben Elif’im ve kayınvalidemin evimi kendi mülkü gibi görmesine izin vermeyeceğim. Gerekirse kapıyı yüzüne kapatacağım!




