Bazen çocukların annelerine olan sevgisinin koşulsuz bir gerçek olduğu düşünülür, sanki bir kaya gibi sağlam. Ama bir gün gelir ve o kaya çatlar—zamanın baskısı, bencillik ve acımasız kayıtsızlık altında. İşte tam da böyle oldu Selma ve Emre’nin ailesinde; her şey bir hastalıkla başladı, ihanet ve acıyla bitti.
Nermin Hanım—yaşlı anneleri—felç geçirdiğinde, ilk başvurdukları kişiler çocukları oldu. Büyük kızı Selma, iyi bir işi ve yetişkin bir kızı olmasına rağmen, annesini yanına almayı hemen reddetti. “Tek odalı dairesi var, uygun koşullar yok, zamanı yok” dedi, “üstelik böyle bir sorumluluğu kaldıracak gücü de yok.”
O zaman Emre, küçük oğul, hiç düşünmeden annesini Kınalıada’daki iki odalı evine getirdi. Karısı—Ayşe—itiraz etmedi, hatta elinden geldiğince yardımcı oldu. Başta her şey zordu: Nermin Hanım yataktan kalkamıyor, konuşamıyor, sürekli bakıma ihtiyaç duyuyordu. Emre, ablasına bakıcı masraflarını paylaşmayı teklif etti, ama Selma kesinlikle reddetti—kredileri vardı, kızı üniversitedeydi.
“Kusura bakma Emre, gerçekten yapamam,” dedi sadece.
Ayşe imdada yetişti. İşinden ayrıldı ve kaynanasının bakımını üstlendi. Yıkadı, kaşıkla yedirdi, iğneler yaptı, çarşafları değiştirdi. Bu özen ve sabır sayesinde Nermin Hanım yavaş yavaş ayağa kalktı. Tekrar konuşmaya, hareket etmeye başladı, hatta ev işlerine küçük yardımlarda bulunuyordu. Eve kendi evine dönme vakti geldiğinde ise kendisi istedi:
“Emrecim, sizinle kalmak istiyorum. Burası huzurlu, torunlarım yanımda, siz ve Ayşe bana ailem gibisiniz.”
Emre ve Ayşe birbirlerine baktılar ve kabul ettiler. Nermin Hanım’ın Şişli’deki boş dairesine dokunulmadı—kendisi satılmasında ısrar etmedi. Her şey yolunda gidiyordu… ta ki Emre, annesinin Selma ile telefon konuşmasını duyana kadar.
“Kızım, kararımı verdim. Dairemi satacağım, senin kredi borcunu kapatacağım. Sen ve küçük Zehra rahat etmelisiniz. Belki geriye bir de küçük bir yazlık kalır—sen ve torunum için.”
Bu sözler Emre’yi bıçak gibi kesti. Kulaklarına inanamadı. Üç yıldır annesine bakmayan kız her şeyi alacaktı? Peki ya o? Ailesi? Adalet neredeydi?
“Anne, bizim senin iyileşmen için ne kadar emek verdiğimizi biliyorsun, değil mi? Kaç gece Ayşe uykusuz kaldı? Sen her şeyi, bir kuruş bile vermeyen ablama mı bırakacaksın?” diye sordu o akşam.
Ama Nermin Hanım sadece iç çekti:
“Emre, Selma’nın daha çok sıkıntısı var. Siz ve Ayşe güçlüsünüz, siz hallederEmre o gece sessizce annesinin eşyalarını toplayıp Selma’nın kapısına bıraktı ve oradan uzaklaştı.




