Yıkıcı Şüpheler

Elif mutfakta, dirseklerini masaya dayamış, camdan dışarıyı seyrediyordu. Sanki karanlık camın ardında bir şeyler görebilecekmiş gibi… Gözleri yorgun, yüzü solgundu. Tam o sırada kapı hafifçe gıcırdadı ve kaynanası Gülseren Hanım içeri girdi.

“Böyle geç saatte ne yapıyorsun burada?” diye sordu, su sürahisine uzanırken.

“Düşünüyorum, Gülseren Hanım,” diye fısıldadı Elif.

Kaynanası bir yudum su içti, çıkacaktı ki Elif başını kaldırdı:

“Kalın lütfen. Konuşmamız lazım. Kapıyı kapatın…”

Gülseren Hanım durdu, tedirgin oldu:

“Ne oldu?”

“Oturun. Size… Murat’la ilgili bir şey anlatmalıyım…”

Kaynanası oturdu, bardağı hâlâ elindeydi. Elif konuştukça, kadının yüzü giderek sarardı. Duydukları sanki dilini tutmuştu.

“Hayır, Elif, gece vakti kimseyi kapı dışarı etmem. Çocukla sabah gidersiniz. Zaten işe gideceğim, beni uyandırırsın.”

“Belki tadilatı erteleyebiliriz? Mehmet’le yazlığa gideriz, şimdi havalar soğuk… Hem Murat da dönecek…”

“Olmaz. Şimdi uygun fiyata yaptıracağız, yazın da tozla uğraşmak istemiyorum.”

“Yine de toz olacak,” diye nazikçe itiraz etti Elif.

“Eşyalarınızı da çıkarmalısınız, söylemiştim. Kurban rolü yapma. Oğlum seni çocukla kabul etti, hiç olmazsa sessiz kal.”

“Ama bu sizin torununuz!” diye patladı Elif.

“Öyle mi? Peki Murat’ın iş için gittiği kızın çocuğu? İşte o benim torunum. Bu… Bunu ispatlamak gerek daha.”

Elif donup kaldı. Kaynanasının sözleri göğsüne bir yumruk gibi inmişti.

“Neredeyse dört yaşında. Şimdi mi söylüyorsunuz bunu? Peki çocukla nereye gideyim?”

“Bilmem,” diye omuz silkti Gülseren Hanım. “Umurumda değil.”

Elif, Murat’la beş yıl önce tanışmıştı. Yakışıklı değildi ama güvenilir görünüyordu. Artık aşk peşinde koşacak yaşta değillerdi. O, okul yemekhanesinde aşçıydı; Murat ise uzun süreli iş seyahatlerine çıkan bir işçi. Hamile kalınca hemen nikâh teklif etmişti. Düğünsüz, sadece resmî nikâh…

Murat’ın annesinin evinde yaşıyorlardı. Gülseren Hanım, evine yabancı bir kadının, hem de karnında bebekle yerleşmesinden hoşlanmıyordu. Sessizliğe, yalnızlığa alışkındı. Şimdi ise banyoda şarkı söyleyen, yerleri sürüyen biri vardı, sonra bir de gece gündüz ağlayan bir bebek… Üstelik oğlu artık yazlık işlerine de az geliyordu.

En önemlisi, Elif’in duygularına inanmıyordu. Ona göre Elif, Murat’ı çıkarı için seçmişti. Hatta Mehmet’in gerçekten torunu olup olmadığından bile şüphe ediyordu.

Şimdi tadilat yaptırmaya karar vermişti. Ve baştan söylemişti: Elif çocukla taşınacak. Elif direniyordu, gidecek yeri yoktu diye. Halbuki teyzesi onları bekliyordu. Kaynana ise geri adım atmıyordu. Oyuncak izlerinden bebek maması kokusuna kadar her şey sinirine dokunuyordu.

Murat bir gün aniden haber vermeyi kesince Elif telaşlandı. Hiç böyle yapmazdı. Gece geç saatte aramadı, sabah ise telefonu kapalıydı.

“Hiç kapatmaz,” dedi mutfağa girerken. “Bir terslik var.”

“Uyuyordur herhalde,” diye homurdandı Gülseren Hanım. “Bu telaş niye?”

“Her gün yazışıyoruz. Hiç böyle olmamıştı.”

“İş yerini ara hadi.”

Elif numarayı çevirdi. Birkaç dakika sonra beti benzi attı.

“Hastaneye kaldırılmış. Rahatsızlanmış…”

“Ne?!” Gülseren Hanım çöktü. “Kim haberdar etti?”

“Eski… karısı. Bizi bilgilendirmediler.”

“Ben giderim!” diye atıldı kaynana.

“Hayır, tadilat var. Mehmet’i teyzeye bırakıp ben gideceğim. Her şeyi öğrenirim.”

Üç hafta sonra Elif, Murat’la döndü. Ağır bir felç geçirmişti. Sol tarafı iyi çalışmıyordu ama konuşabiliyor, şaka yapıyor, elinden geleni yapıyordu.

Elif bir an bile yanından ayrılmadı. Doktor buldu, rehabilitasyon ayarladı, günde üç saat uyuyup koşturdu. Sanki tek bir amacı vardı: Murat’ı eski haline döndürmek.

Bir gece, kaynanası bulaşıkları yıkarken Elif sessizce konuştu:

“Size her şeyi anlatacağım. Ama ona söylemeyin.”

Gerçeği anlattı: Murat, kızını görmek için eski eşine gitmişti. Kapıyı tanımadığı bir adam açmıştı. Çocuk ise ona tıpatıp benziyordu. Sarışın, yanağında gamzesi olan… Sonra eski eşi Dilek itiraf etmiş: O çocuğun gerçek babasıydı, sadece yalnız kalmaktan korkmuştu, Murat da o sırada yanındaydı.

Murat bir banka çöktü ve kalbi dayanamadı.

“Yani,” diye nefesi kesildi kaynananın, “torunum değil miymiş?”

“Aynen öyle.”

Bu konuşmadan sonra Gülseren Hanım, Elif’e başka gözle bakmaya başladı. Onun Murat için nasıl çırpındığını, gece uyanıp koluna masaj yaptığını, diyetine dikkat ettiğini gördü. Neredeydi şimdi o “çıkarına evlenen yabancı”?

Bir gün, Elif yine bilgisayar başındayken kaynanası döndü:

“Dürüstçe söyle. Mehmet, Murat’ın oğlu mu?”

Elif hemen cevap vermedi. Sonra başını kaldırdı:

“Gerçek gözünüzün önünde. Sizin gözünüz önü”Hani ‘oğlumun çocuğu değil’ diye şüphelendiğin Mehmet, şimdi Murat’ın tek gerçek evladı, biz de bu evin tek gerçek ailesiyiz.”

Rate article
Lifequest
Yıkıcı Şüpheler