Gelmeyeceğini Düşünmüştüm… – Bir Dönüş Hikayesi

“Gelmeyeceğini düşünmüştüm…” – Bir Dönüş Hikayesi

Mehmet işten eve döndüğünde çantasını yıkılırcasına yere bıraktı, ayakkabılarını çıkarıp mutfağa yöneldi:

“Bu akşam ne pişirdin?” diye sordu alışkanlıkla.

Leyla arkasını dönmekle yetindi.

“Hiçbir şey. Ama önemli değil. Bugün ev sahibesiyle konuştum. Ay sonunda taşınıyoruz dedim.”

Mehmet donup kaldı.

“Ne? Yeni bir ev bulamadık daha diye konuşmuştuk.”

“Niye arayalım ki?” diye gülümsedi ona dönerek. “Taşınıyoruz… senin eski eşin Ayşe’nin yanına.”

Sandalyeye çöktü, şaşkınlıkla.

“Leyla, aklını mı kaçırdın sen?”

“Tam da yerinde. Sen de demiştin ki, evin yarısı hâlâ senin. Para biriktiririz, zaten Bahadır için yakında bir anaokulu buldum, market de çok yakın.”

Mehmet nefes alamadığını hissetti. Hayatının kontrolünü çoktandır kaybetmişti. İşi artık daha az kazandırıyordu, ümit bağladığı inşaat projesi ertelenmişti ve para yok denecek kadar azalmıştı.

Leyla’yla da işler çoktandır ters gidiyordu. Daha gençti, talepkârdı ve lükse alışıktı. Eskiden bu çekici gelirdi. Şimdiyse yoruyordu.

Uzun süre tereddüt etti, ama sonunda Ayşe’yi aramaya cesaret etti.

“Zor durumdayız. Birkaç aylığına kalacak yer lazım.”

“Bu ev senin de evin Mehmet. Tabii ki gel,” dedi sakin bir sesle.

Taşındıklarında Leyla, evi şöyle bir süzdü ve burun kıvırdı:

“Biraz loş,” diyerek ayakkabılarıyla içeri daldı. “İdare eder.”

Ayşe hiç sesini çıkarmadı. Ama mutfağa gelince şartlarını söyledi:

“Temizliği sırayla yapıyoruz. Yemeklerimizi ayrı pişiriyoruz. Buzdolabı ortak, ama raflar ayrı.”

Leyla isyan etti:

“Bize kurallar dayatmaya hakkın yok!”

“Sizi pansiyoncuya da almadık biz,” diye cevapladı Ayşe, sesini yükseltmeden.

Sonraki ay bir kabusa dönüştü. Leyla durmadan Ayşe’ye laf atıyor, dolaylı yollardan taşınmasını ima ediyordu. Ama Ayşe dimdik durdu. Mehmet ise sessiz kaldı, çünkü suçun kendisinde olduğunu biliyordu.

Bir gün Ayşe dedi ki:

“Annemlerin yanına gidiyorum. Biraz dinlenirim. Yalvarırım, evi mahvetmeyin.”

Leyla neredeyse sevincini gizleyemiyordu. Ertesi gün yine lafa başladı:

“Bir iç mimar buldum, fayansları seçtim, ödeme yapmamız lazım…”

Mehmet artık patladı:

“Kafayı mı yedin sen? Bunları hiç konuşmadık! Tek kuruş vermem!”

“Sen kim oluyorsun karar vermeye?” diye çıkıştı. “Zaten sen çoktan eş değil, neredeyse boş bir cüzdansın.”

O gece bavullarını topladı.

“Ben Bahadır’la Edirne’ye gidiyorum. Bizi geri istersen, gelirsin. Parayı da getirirsin.”

Mehmet sessizce cüzdanından kartını çıkarıp bavula attı.

“Oğlumla pazar günleri görüşürüm.”

Kapı ardından kapanınca, Mehmet yıllar sonra ilk kez özgürlüğü hissetti. Pencereye yönelip uzun uzun nehre baktı.

Bir hafta sonra Ayşe döndü. Her zamanki gibi sessizce. Banyodan su sesi gelince koştu, evde yine birinin olduğunu unutarak.

“Affet…” diye mırıldandı onu görünce.

Ayşe mutfağa yöneldi, o da arkasından, dönmeden:

“Sanırım hâlâ seni seviyorum.”

“Ben de öyleyim Mehmet. Ama geri dönüş yok. Sadece en baştan başlayabiliriz.”

“Hazırım,” diye fısıldadı.

“Hazırmış…” diye gülümsedi. “Yine seni beslemem gerekecek galiba. Peki, aç mısın?”

“Elbette. Sabah beri bir şey yemedim.”

“O zaman patatesleri soy. Burada, arada, herkes kendi işini görür.”

Rate article
Lifequest
Gelmeyeceğini Düşünmüştüm… – Bir Dönüş Hikayesi