Annemi mi Ziyarete Çağırdım? Vazgeç! Eski Sevgilim Geliyor!

Annem geliyor mu? İptal et! Bizim eski kız arkadaşım gelecek!

Ece, ocak başında durmuş, fırından yayılan baharatlı et kokusunu derin derin içine çekiyordu. Nihayet yumurta kırmanın ötesinde bir şeyler pişirecek vakti olmuştu. Yorulmuştu, alnındaki teri silerek arkasına döndü ve bağırdı:

— Volkan, yarın annem geleceğini hatırlıyor musun?

Birkaç saniye sonra mutfağın kapısında belirdi—saçları dağınık, gözleri uyku dolu.

— Hangi anne? — Gözlerini açabildiği kadar açtı. — Bana bir şey mi söylemiştin?

— Evet! Birkaç gün önce! — Ece kaşlarını çattı. — Pazar günü geleceğini konuşmuştuk ya!

Volkan bir anda telaşlandı ve ağzından şu sözler döküldü:

— İptal et. Yarın gelemez. Kesinlikle.

— Nedenmiş o? — Ece’nin içine bir kuşku düştü.

— Yarın… Sibel gelecek.

— Hangi Sibel?

— Şey… eski kız arkadaşım, — diye itiraf etti.

Oda buz gibi bir sessizliğe büründü. Ardından Ece’nin öksürüğüyle bozuldu. Gülmeli miydi, bağırmalı mıydı, bilemiyordu.

— Ciddi misin? Annem gelirken bir de eski kız arkadaşının bizde kalmasını mı istiyorsun?

— Yanlış anladın! Kalması yok, sadece bir gece! Sevgilisiyle kavga etmiş, gidecek yeri yok. Sadece birkaç gün, söz veriyorum! Çoktan bitti aramız, biliyorsun ya! Sibel sadece zor durumda!

— Peki bu ne kadar inandırıcı olacak? Annem gelecek, bir de senin geçmişten bir “arkadaşın” evde dolaşacak. Harika bir manzara!

— Senin arkadaşın olduğunu söyleriz. Zaten iyi oyunculuk yaparsın, inanırlar!

Ece gözlerini devirdi, ama içinden bir sahne canlanıyordu: Sibel kapıdan girer girmez onu “evin hanımı” diye selamlıyordu. İğrençti ama bir o kadar da merak uyandırıcı.

Akşam kapı çaldı. Kapıda Sibel duruyordu—uzun boylu, kendinden emin, modaya uygun kesilmiş saçları ve lüks bir çantasıyla. Ece’ye şöyle bir baktı, değerlendirircesine.

— Demek sen meşru olanısın? Anladım… Merak etme, birkaç günlüğüne buradayım, kocanı aşırmam.

Ece kendini zor tuttu. Sadece şunu söyleyebildi:

— Sağdaki oda, yarın annem geliyor—fazla görünme.

Sibel içeri adımını attı, Ece ise mutfağa yöneldi, yemeğin soğumaya başladığını fark etti.

— Sibel, bizimle akşam yemeği yer misin?

— Tabii ki! Pasta mı yaptın? Sakın kendin yaptım deme. Bu hazır katlar ve reçel, değil mi?

— Yemek zorunda değilsin, — diye sertçe çıkıştı Ece, ama dudakları hafifçe kıvrıldı.

Sibel, hemen konuyu değiştirerek sordu:

— Peki, gerçek pasta yapmayı öğrenmek ister misin? Büyükannem aşçıydı, ben de çocukluğumdan beri mutfaktayım.

İşte böyle başladı, ikisinin de unutamayacağı bir akşam. Gecenin ilerleyen saatlerinde, eski dostlar gibi sohbet ettiler—erkeklerden, tariflere, hatta modaya kadar. Ece, ilk kez sadece bir “eş” değil, aynı zamanda etkileyici bir kadın olduğunu hissetti. Sibel bir düşman değil, bir müttefik çıkmıştı.

Sabah Sibel işe gitti, kapıyı Ece’nin annesi—Ayşe Hanım—çaldı. Taze pişmiş etin kokusu onu şaşkına çevirdi.

— Bunu sen mi yaptın? — annesinin gözleri irileşti. — Hiç beklemezdim…

Ece sadece gülümsedi, gururunu zor bastırarak. Kimin sayesinde olduğunu biliyordu—o “eski kız arkadaşın.”

Akşam telefon çaldı. Sibel’di:

— Ece, bugün evdeyim. Barıştık Can’la. Elbisen ve desteğin için teşekkürler. Beni o davette görünce şaşkına döndü—artık beni tüm iş görüşmelerine götüreceğini söyledi. Sözleşmeyi de imzaladık bu arada. Sen harikasın. Yarın eşyalarımı almak uğrarım—ve seni bir dost gibi sarılacağım!

Ece telefonu kapattı ve Volkan’a baktı:

— Biliyor musun, haklı çıktın. O gerçekten iyi biri. Ve belki de artık kim olduğumu biliyorum. Sadece bir eş değil. Bir evin hanımı. Ve başkalarına verecek şeyleri olan bir kadın.

— Eğer Sibel’le bile dost olduysan, bu dünyayı artık hiç anlamıyorum! — Volkan ellerini iki yana açtı.

— Sadece karışma, — diye gülümsedi Ece, — her şey yoluna girecek.

Rate article
Lifequest
Annemi mi Ziyarete Çağırdım? Vazgeç! Eski Sevgilim Geliyor!