Şoke Oldum: Kayınvalidem Bizimle Taşınmak İstiyor, Kendi Evini Kızına Verecekmiş

Adım Deniz, otuz altı yaşındayım. Eşim Emre ile neredeyse on yıldır evliyiz ve altı yaşına girecek olan kızımız Defne’yle birlikte yaşıyoruz. İkimiz de çalışıyoruz, hayatımızı kimseye yük olmadan kendi çabalarımızla kurmaya çalışıyoruz. Ancak sabrımın sınırlarına gelmiş olabilirim.

Evliliğimiz boyunca hiçbir destek görmedik. Başlangıçta kira ödeyerek küçük bir evde yaşadık, neredeyse hiç tatil yapmadan çalıştık. Tek hedefimiz kendi evimizi almak ve birikim yapmaktı. Yeni bir kazak bile almazdık, her şeyi ihtiyaç listesine göre planlıyorduk.

Üç yılın sonunda nihayet İstanbul’un merkezinde iki odalı bir daire aldık. Tabii ki krediyle. Yükü ağırdı ama artık bizimdi. Gurur duyuyorduk. Birkaç yıl daha kredimiz var ancak rahatlamıştık çünkü artık kendi evimizdeydik. Kimse bize neyi nasıl yapacağımızı söylemiyordu, kızımızın özgürce büyüdüğü bir yuvamız vardı.

Ta ki o akşama kadar. İşten yorgun argın eve döndüğümde Emre ve Defne’yi mutfakta buldum. Yanlarında bir de kayınvalidem Aysel Hanım oturuyordu. Yüzündeki ifadeden belliydi, bir şeyler planlıyordu. Yanılmamışım.

Deniz, karar verdim, diye ciddi bir sesle açıkladı. Size taşınacağım. Kendi evimi de kızım Ece’ye vereceğim.

Dünya başıma yıkıldı sanki.

Ece, Emre’nin küçük kız kardeşi. İki çocuğu var, hiç evlenmedi, sürekli borç içinde. Kayınvalidem onu hep el üstünde tuttu. Her şey ona, her fedakarlık onun için. Emre hep ikinci plandaydı. Şimdi de bizim hayatımız ona feda edilecekmiş.

Kendimi zor tuttum.

Aysel Hanım, affedin ama iki odalı bir evde yaşıyoruz. Üçümüz ancak sığıyoruz. Siz nerede kalacaksınız?

Aman kızım, niye telaşlanıyorsun? diye cıvıldadı. Akşamları gelip yatacağım işte. Gündüz dışarıda olurum. Torunuma bakarım, ev işlerine yardım ederim, size destek olurum. Kızımı çocuklarıyla sokağa atamam ya, onun hiçbir şeyi yok!

Bizim her şeyimiz mi var? Biz bu evi almak için on yılımızı verdik, gece gündüz çalıştık ki kızımız rahat etsin, kendi köşemizde huzur bulalım. Pes eden biri değilim, net konuştum:

Üzgünüm ama ben razı değilim. Kimsenin evimize izinsiz yerleşmesini istemiyorum. Bu evin hanımı benim, bu rahatı biz kendimiz için kurduk.

Kayınvalidemin ses tonu değişti. “Kızım”lar, “yardım”lar kayboldu. Beni bencil olmakla suçladı, rahatımı düşündüğümü söyledi. “Ben kızımı zorda bırakamam” dedi, sanki ben kendi konforumdan başka bir şey düşünmüyormuşum gibi.

Emre ise… Sessiz kaldı. Sanki evimize yerleşmeye çalışan kendi annesi değil de komşusu şeker istemeye gelmişti. Ona baktım ve tanıyamadım. İki sevdiği kadın arasında kalmıştı: biri eşi, hayatını birlikte kurduğu insan; diğeri ise onu hep küçük bir çocuk olarak gören annesi.

Sonra yalnız kaldığımızda konuşmaya çalıştım. Ama o sadece gözlerini kaçırdı: “Ne yapacağımı bilmiyorum. Ne seninle ne de annemle kavga etmek istemiyorum.” Peki ya ben? Ben ne yapayım? Bana açık açık “ikinci plandasın” dendiğinde ne hissetmeliyim?

Ama biliyorum ki bir seçim yapmak zorunda kalacağız. Er ya da geç Emre tarafını belli etmeli. Kendime ait bir evde, huzur içinde yaşamaya hakkım var. Kızımın, arkasından “bu evde kimin sözü geçer” tartışmaları duymadığı bir yuva istiyorum.

Bu sürecin nereye varacağını bilmiyorum. Ama şunu çok iyi biliyorum: Evimi vermeyeceğim. Emre’yle yıllarca emek vererek kurduğumuz düzeni bozdurtmayacağım. Bunun için kendi annesiyle bile mücadele etmem gerekse…

Rate article
Lifequest
Şoke Oldum: Kayınvalidem Bizimle Taşınmak İstiyor, Kendi Evini Kızına Verecekmiş