Bir buçuk yıl önce tek oğlumuz, Efe evlendi. Evlendiği kız, Deniz’i iyi karşıladık. Sevimli, sakin, kavgadan uzak bir kızdı sanki. Düğünden sonra bizim eve taşındılar – eşimle benim İstanbul’un merkezinde geniş üç odalı bir dairemiz var. Huzurlu yaşadık: Biz çalıştık, onlar da çalıştı.
Ama birkaç ay sonra Deniz, ayrı bir ev istediğini ima etmeye başladı. Kendi alanları olsun, bağımsız yaşasınlar falan diye. Tartışmadık. Zaten bize ait, kiralık olarak tuttuğumuz bir apartman dairesi vardı. Düzenli gelir getiriyordu, bu parayı emeklilik için biriktiriyorduk, çünkü devlet maaşına güven olmazdı.
Eşimle oturup konuştuk ve karar verdik: Bir yıl boyunca ücretsiz oturabilirler. Şartı da açıkça söyledik – sadece bir yıl, fazla değil. O an çok sevindiler. Bir yıl içinde mutlaka mortgage için peşinat biriktireceklerine söz verdiler. Çocuk düşünmüyorlardı, “kendileri için” yaşamak istiyorlardı.
Yardımcılarının olması bizi de mutlu etti. Gençler taşındılar, keyiflerine baktılar. Kıyafetler marka, yemekler hep dışarıda, tatiller üst üste… Birkaç kez biraz tasarruf etseler iyi olacağını ima ettik ama duyduğumuz tek cevap: “Biz genciz, yaşamaya çalışıyoruz!” oldu.
Bir yıl geçti. Artık çıkacaklarını, bizim de daireyi kiraya vereceğimizi düşünüyorduk ki bir anda bomba patladı: Deniz hamileydi. Üstelik ilk aylarda değil, ikinci üç aylık dönemdeydi.
Efe’yi aradım, ne zaman çıkacaklarını sordum. Cevap belirsizdi: “Anne, anlıyorsun ya… Deniz bebek bekliyor, stres olmasın…” Ertesi gün Deniz ağlayarak geldi ve bize çıkıştı:
“Bizi bebekle sokak mı atacaksınız? Vicdanınız yok mu?”
Patlamak üzereydim:
“Hangi sokak? Hem bizim evimiz var hem de Deniz’in ailesininki – onların da üç odalı bir dairesi var! Neden orada yaşamıyorlar? Yetişkin insanlarsınız. Bir yıl önce net konuştuk: Daire bir yıllık, fazla değil. Bu sürede yaklaşık 300 bin TL kaybettik – ki bu parayı mortgage peşinatı için size vermeyi düşünüyorduk. Ama siz eğlenceye, kafelere, marka şeylere harcadınız. Şimdi de bizi kötü ebeveyn gibi suçluyorsunuz?”
Ültimatom verdim: Bir ay daha veriyorum, sonra çıkacaklar. Başlarını salladılar. İki hafta geçti. Hiçbir hareket yok. Ne ilan, ne daire arama. Sadece gözlerindeki sessiz umut: “Belki fikirlerini değiştirirler?”
Eşimle akşamları mutfakta oturup ne yapacağımızı konuşuyoruz ama sonuç hep aynı: Biz suçluyuz, bir yıl önce sert davranmadık.
Şimdi öfkeden çok hayal kırıklığı hissediyorum. Oğlum tek bir kelimeyle bile bizi savunmuyor, sadece sessizce karısını destekliyor. Deniz, benden bilerek kaçıyor, sanki düşmanımmışım gibi. Biz iyilik yapmak istedik… Destek olalım, yardım edelim dedik. Ama karşılığında bağımlılık, küskünlük ve suçlamalar aldık.
En kötüsü, eşimle artık o daireyi geri alabileceğimizi bile bilmiyoruz. Çünkü yasal olarak orada kayıtlılar. Vicdanen de suçluluk duygusu ağır basıyor. Deniz hamileyken onları çıkarmaya hakkımız var mı?
İşte iyiliğimiz bize tuzak oldu. Biz sessiz kaldıkça, onlar da sessizce duruyorlar. Ama biliyorum ki daha fazla sessiz kalamayız.




