Kaderi Değiştiren Yüzük

**Günlük – Kaderimi Değiştiren Yüzük**

Oğuz, nişanlısı Elif’i annesinin İzmir’in yakınındaki köydeki evine götürdü. “Vay canına, bu nasıl ev böyle!” diye haykırdı Elif, ahşap oymalı pencereleri olan iki katlı köşkü görünce. “Fazla abartma, sade mütevazı bir ev,” diyerek gülümsedi Oğuz. “Annem burayı çok seviyor.” Karşılarında sıcacık bir gülümsemeyle duran bir kadın belirdi. “Bu benim annem, Emine Hanım. Anne, bu da Elif,” diye tanıştırdı Oğuz. “Buyrun, yol yorgunluğunu atmak için börekler yaptım,” dedi Emine Hanım. Elif, masada duran mis kokulu lahmacundan bir ısırık aldığında dişi sert bir şeye çarptı. “Bu da ne?” diye haykırdı, ağzından çıkan parıltılı nesneyi görünce nefesi kesildi.

“Sen burada ne arıyorsun?” Elif, işten döndüğünde eski kocası Barış’ı salonunda otururken buldu. Sakince çayını yudumluyor, hiçbir şey olmamış gibiydi. “Çay ister misin? Hala sıcak,” dedi, ona bakmadan. “Sana sordum, burada ne işin var?” diye tekrarladı Elif, öfkesini zor bastırarak. “Çay içiyorum,” diye umursamazca cevapladı Barış. “Niye geldin? Anahtarı nereden buldun? Kaybettiğini söylemiştin!” Elif’in yumrukları sıkılmıştı. “Bulmuşum işte,” diye omuz silkti. “Elif, geri dönmek istiyorum. Olur mu?”

“Gittiğin gibi geri mi geleceksin?” diye alaycı bir kahkaha attı Elif. “Cidden mi?” “Özür dilerim,” diye fısıldadı Barış. “Seninle daha iyi olduğumu anladım. Lütfen.” “Hayır,” diye kesip attı Elif. “Çayını bitirdiysen, hoşçakal.” “Niye hemen böyle? Gidecek yerim yok. Bu ev boşanmada sana kalmıştı,” diye söze başladı. “Ailen var ya,” diye hatırlattı Elif. “Ve evin parasını sana ödedim. Artık burası benim.” Boşanmaları acı dolu geçmişti. Ev, krediyle alınmıştı ve kavgalarının fitilini ateşlemişti. Barış, yeni sevgilisinin çocuk doğurduğunu, Elif’le çocuklarının olmadığını bahane ederek her şeyi istemişti. Ama Elif’in ailesi paranın büyük kısmını ödemişti ve mahkemede Barış tazminatı kabul etmişti. Elif kredi çekerek borcu kapatmış ve ev artık sadece ona aitti.

“Tek başına bu kadar büyük eve ne yapacaksın?” diye sordu Barış, sinsi bir gülümsemeyle. “Tek başıma mı?” diye şaşırdı Elif. “Annem yalnız yaşadığını söyledi. Belki yeniden başlayabiliriz?” Gözlerinde samimiyet değil, hesap vardı. “Asla,” diye sertçe reddetti Elif. “Çayını bitir ve çık git.” “Niye bu kadar sertsin? Tamam, gidiyorum. Ama yine görüşeceğiz.” Elif, anahtarı geri almayı unuttuğunu fark etti. Ya da belki Barış bir kopyasını yapmıştı. “Kilidi değiştirmeliyim,” diye düşündü, yüreği ihanetin acısıyla sıkışırken. Aşk çoktan ölmüştü, geriye kalan sadece hüzündü.

Ertesi akşam, daha önce hiç karışmayan eski kayınvalidesi Zeynep Hanım çıkageldi. “Elif, merhaba. Hâlâ güzelsin,” diye söze başladı. “Oğlum ise aptalın teki. Sana, böyle bir eşi bırakma derdim hep.” “O artık geçmişte kaldı,” diye soğuk cevapladı Elif. “Ne istiyorsunuz?” “Barışmanızı. Siz iyiydiniz çünkü.” “Hayır. Benim bir hayatım var, onunkini de yaşasın. Onu ilgilendiren bir şey yok.” “Eski günlerin hatrına, izin ver yaşasın. Belki düzelir.” “Düzelmez.”

“Yardıma ihtiyacı var,” diye devam etti kayınvalide. “Borç batağında, o kadın da onu soyup attı. Çocuk ondan değilmiş. Şimdi geri döndü.” “Komik,” diye burun kıvırdı Elif. “Onun hatalarını ben mi ödeyeceğim? Kendi işini kendi halletsin.” “Kalacak yeri yok.” “Ya siz?” “Benim emekli maaşım yetmez.” “Ben de ona bakmayacağım. Eve de almayacağım. Görüşürüz.” “Düşün, o iyi biridir, hatasını anladı.” “Düşünürüm,” diye mırıldandı Elif, düşünmeyeceğini bile bile. Her şey bitmişti.

Sabah, kilidi değiştirecek usta geldi. Adam kapıyla uğraşırken Barış yine çıkageldi. “Sen kimsin?” diye ukalaca sordu ustaya. “Sen kimsin?” diye karşılık verdi usta. “Oğuz, gelir misin!” diye seslendi Elif içeriden. Usta içeri girdi ve Elif alçak sesle, “Lütfen bana yardım et. Bu eski kocam. Ona nişanlım olduğunu söyle. Ücretini fazlasıyla öderim,” diye yalvardı. “Sorun değil, güzelim,” diyerek göz kırptı Oğuz ve kapıya döndü. “Hala burada mısın? Ne istiyorsun?” “Karıma geldim,” diye açıkladı Barış. “Eski koca mı? Artık benim hanımım. Yakında düğünümüz var.” “Bundan bahsetmemişti.” “Sen sormadın. Anahtarını atabilirsin çöpe,” diyerek güldü Oğuz. Barış kapıyı çarparak çıktı.

“Çok teşekkür ederim,” diye iç çekti Elif. “Ne kadar borcum var?” “Eski kocayla laflamak için mi? Bir fincan çay yeter,” diyerek gülümsedi Oğuz. “Para vermemi ister misin?” “Çay yeter. Daha ağır içmem. Babam boşandıktan sonra anneme hep gelir, para ister, anahtarı vermezdi. Ben gazete dağıtarak kilide para biriktirdim. Onun yardımı olmadı.” “Sağ ol, şimdi kesin dönmez,” diye rahatladı Elif.

Cumartesi günü kapı çaldı. “Aman Tanrım, yine mi o?” diye düşündü Elif, ama kapıdaElif kapıyı açtığında karşısında gözleri ışıl ışıl parlayan Oğuz’u görünce, yüreği umutla doldu.

Rate article
Lifequest
Kaderi Değiştiren Yüzük