Utanç Dolu Yıldönümü Sonrası Oğlum Benden Uzaklaştı

Adım Sevgi. Ufak bir Ege kasabasında yaşıyorum; herkesin birbirini tanıdığı, dedikoduların rüzgârdan hızlı yayıldığı bir yer. Kocamla yıllardır mutlu bir evliliğimiz var, iki yetişkin çocuğumuz oldu: biri oğlum, biri kızım. Kocam hep iyi para kazandı, ben de hayatımı aileme adadım: eve, çocuklara, sıcak bir yuvaya. Bu benim seçimimdi ve hiç pişman olmadım.

Çocuklarımız büyüdü, yuvalarından uçup gittiler. Kızım, Elif, evlendi ve şimdi İspanya’da güneşin ve yeni hayatın tadını çıkarıyor. Onunla sık sık konuşuyoruz, mutlu olduğunu biliyorum. Oğlumuz, Emre, daha yakında yaşıyor, komşu şehirde. Evli, sağlam bir ailesi var, iyi bir işi ve saygın bir statüsü olduğu için hep gurur duydum.

Biz emekliyiz ama rahat geçiniyoruz. Çocuklarımızdan hiç yardım istemedik, hep onlar için destek olduk. Bu yüzden Emre bizi evliliklerinin 15. yılı için düzenledikleri kutlamaya davet ettiğinde çok sevindim. Hep birlikte olmak, onun mutluluğuna ortak olmak harika bir fırsattı. Şehrin göbeğindeki lüks bir restoranda yemek vardı, sıcak bir aile akşamı bekliyordum.

Restoranda bir sürü misafir vardı: Emre’nin arkadaşları, iş arkadaşları, akrabalar… Ortam neşeliydi, herkes gülüyordu. Kadeh kaldıranlar, yıldönümü çiftini tebrik edenler, güzel sözler paylaşanlar derken sıra eski güzel anıları anmaya geldi. Emre, yüzünde kocaman bir gülümsemeyle bana döndü ve çocukluğundan komik bir hikâye anlatmamı istedi. İçim ısındı; oğlum benimle bir anısını paylaşmamı istiyordu!

Düşündüm ve bir şey geldi aklıma: Küçükken Emre, ablasının dolabına gizlice girer, onun elbiselerini giyer ve ciddi ciddi “Ben artık bir prensesim!” derdi. Bu anı hepimizi güldürürdü, masum bir çocukluk hatırasıydı. İşte bunu anlattım, içtenlikle… Misafirler güldü, hatta bazıları “Aman ne tatlı!” diye başlarını salladı. Bana öyle geldi ki ortama samimiyet kattım.

Ama birkaç dakika sonra Emre yanıma geldiğinde yüzü öfkeden kızarmıştı. “Anne, nasıl yaparsın? Beni herkesin önünde rezil ettin!” diye sertçe fısıldadı. Şaşkına dönmüştüm. Sevgiyle anlattığım sözler, ona bir darbe gibi gelmişti. Hiç kötü bir niyetim olmadığını, sadece komik bir anı paylaştığımı söylemeye çalıştım ama dinlemedi bile, dönüp gitti. Bütün gece benden kaçındı, ben de kalbimdeki acıyı ve şaşkınlığı hissettim.

İki hafta oldu, ama yaram daha da derinleşti. Emre aramıyor, mesaj atmıyor. Ben aradığımda ya açmıyor ya da “Meşgulüm” diye kapatıyor. Çaresizlikten evine gittim, belki konuşuruz diye. Ama karşılaşmamız kalbimi daha da kırdı. “Seni görmek istemiyorum, anne,” dedi soğuk bir ifadeyle. “Beni arkadaşlarımın, iş arkadaşişte o günden beri kapısında bekliyorum, bir gün yumuşayacağını umarak.

Rate article
Lifequest
Utanç Dolu Yıldönümü Sonrası Oğlum Benden Uzaklaştı