Adım Ayşe, ve hayatımın en zor ikilemiyle karşı karşıyayım. Küçük bir Ege kasabasında, denize nazır bir evde yaşıyorum. Burası, sıcak aile bağlarının her şeyden önemli olduğu bir yer. Çocukluğumdan beri büyük bir aile hayal ettim hep – çocuk cıvıltılarıyla dolu bir ev, bana destek olacak bir eş… Ne var ki hayat beni şimdi sevdiğim adamla aileme olan bağlılığım arasında bıraktı.
İlk evliliğim umutlarla başlamıştı ama sekiz yıl sonra sona erdi. Çocuk sahibi olamayınca aramıza bir duvar örülmüştü. Boşanmanın acısıyla kendimi boşlukta hissederken, Mehmet çıktı karşıma. İki çocuğuyla dul kalmış bu adam, bana yeniden sevme cesareti verdi.
Mehmet’in geniş bahçeli evine taşındığımda, şehirdeki dairesini annemle babaanneme bıraktım. Şimdi orada yaşıyorlar – canımdan çok sevdiklerim, asla terk edemeyeceklerim.
Babaannem Fatma Hanım 85, annem Sevim ise 64 yaşında. Hâlâ dinçler; ev işlerini kendileri görüyor, alışverişe gidiyorlar. Annem boş durmak istemediğinden internetten metin düzeltme işleri yapıyor. Onları sık sık ziyaret edip alışverişlerini yapıyorum. Ama içimde bir ukde var: Keşke hep birlikte yaşasak diyorum.
Mehmet ise kesinlikle karşı. “Kendi düzenimiz olsun istiyorum” diyor. Kendi çocukluğunda üç kuşağın aynı çatı altında yaşamasının yükünü çekmiş. Sürekli müdahale edilen, öğütler verilen bir ev hayatı ona göre değil. Ama nasıl anlatsam ki annemle babaannem benim için “yabancı” değil?
Mehmet’in evinde yaşıyorum, kuralları ona ait. Israr edemem. Ama her ayrılışımda içim parçalanıyor. Şimdilik idare ediyorlar ama yaşları ilerliyor. Babaannemin yürümesi zorlaşıyor, annem ise her geçen gün daha çabuk yoruluyor. Onlara ihtiyaçları olduğunda nasıl sırt çevirebilirim?
Mehmet’le her konuşmamız kavgayla bitiyor. O, ailemin taşınması fikrine kapılarını kapatırken, ben onları bırakmayı hayal bile edemiyorum. Geceleri uyuyamayıp tavanı seyrederken bu düşünce boğazıma düğümleniyor. Eğer Mehmet fikrini değiştirmezse, korkunç bir seçim yapmak zorunda kalacağım: Ya eşim ya da beni büyütenler.
Boşanmak istemiyorum. Mehmet’i seviyorum, onun çocuklarını kendiminkiler gibi görüyorum. Ama annemle babaanneme ihanet etmek? Buna gücüm yetmez.
Her gün dualarımda Mehmet’in yumuşamasını diliyorum. Ama zaman geçiyor, onun kalbi ise hâlâ kapalı. Bu çıkmazda donup kaldım. Eğer Mehmet’i kaybedersem, hayatım altüst olur. Ama ailemi terk edersem, bu vicdan azabıyla yaşayamam. Her iki yol da acıya çıkıyor – hangisini seçmeliyim?




