Kocamın Sevgilisine Öfkeyle Gittim, Ama Beklenmedik Bir Duyguyla Ayrıldım

Adım Leyla, ve birkaç ay öncesine kadar hayat, evlilik ve ihanet hakkında her şeyi bildiğimi sanıyordum. Ama tek bir ziyaret tüm bakış açımı değiştirdi. Şimdi acı biraz hafiflediğinde, kocamın sevgilisine saçını başını yolmak için gittiğimi… ama sonunda onunla arkadaş olduğumu anlatmak istiyorum.

İki ay önce kocam Emre evi terk etti. Çantasını toplayıp, sürekli eleştirilerle dolu bir ortamda daha fazla yaşayamayacağını söyledi. Şoktaydım. On yıl birlikte yaşamıştık, aramızda ne tutku ne de yakınlık kalmış olsa da, gitmeye cesaret edeceğini hiç düşünmemiştim. Üstelik giderken başka bir kadına gittiğini de bilmiyordum.

Bu kadının –adı Aylin’di– adresini öğrendiğimde içimde bir şey kırıldı. Gergin bir yay gibiydim. Kalbim hızla atıyor, ellerim titriyordu. Ona, Bolu’nun kenar mahallesindeki müstakil evine, gidiyordum. Kızgın, aşağılanmış, onunla kavga etmeye hazır, son derece öfkeliydim. Birikmiş her şeyi yüzüne haykırmak, kocamı geri almak istiyordum. Ya da en azından şunu anlamak: Neden o?

Kapıyı kırklı yaşlarında, narin yapılı bir kadın açtı. Gülümsemesi yoktu. Gözlerinde yorgunluk ve bastırılmış bir hüzün vardı.

“Demek sensin…” dedim eşikten. “Kocamı benden alan sensin?”

“Ben Aylin,” dedi sakince. “Emre, abimin çatısını tamir etmeye gitti. Yarın dönecek. İçeri gel. Çay ister misin? Ya da süt? Daha yeni sağdım.”

Şaşkına çevrilmiştim. Kavga etmeye gelmiştim, bana süt ikram ediyordu! İçeri girdim ve etrafa baktım. Evin her yeri sade ama özenliydi. Ot kokusu, temiz çarşaflar, rafta kitaplar, albümler, köşede yumaklar…

“Onu neyle kandırdın?” diye sertçe sordum. “Şehri, rahatını, işini bıraktı… bunun için mi?”

“Ona sorsana. Kendisi geldi. Ben çağırmadım.”

“Çağırmadın ha?” neredeyse bağırıyordum. “Muhtemelen görünce ayağına kapandın, iyi maaşı olan, arabalı bir adam…”

Aylin bana acıyarak baktı:

“Leyla, ben iki çocuğu tek başıma büyüttüm. Kocam yıllar önce gitti. Çalışmasını bilirim ve hayalperest değilim. Ama sevdiğim insana saygı duymayı bilirim. Belki Emre’yi çeken de buydu.”

“Bana sadece şikayet etmiş olmalı! Sen de bunu kullanıp aramıza girdin!”

“Şikayet etmedi,” dedi yumuşakça. “Anlattı sadece. Eve geldiğinde her akşam ne kadar borçlu olduğunu hatırlattığını söyledi. Arkadaşlarının önünde küçük düşürdüğünü, kavga çıkardığını… Oysa o sadece sessizlik istiyordu. Onu öfkeli olmayan bir evin beklediğini.”

Sustum. Kendimi kötü hissettim. Aylin’de nefret yoktu, yapmacık bir acı da. Sadece dürüstlük vardı.

“Sen de yorulmuşsun Leyla,” devam etti. “Acın var, kırgınlığın. Ama kavga etmeyelim. Eğer gitmek isterse bırakırım. Ben onu zorla tutmuyorum. Bizim aramızda… huzur var.”

Aylardır ilk kez ne diyeceğimi bilemedim. Masaya oturduk, çay içtik. Önüme börek koydu, bal, ev yapımı peynir getirdi.

Sonra dedi ki:

“Gece bende kal. Hava karardı. Konuşacak daha çok şey var. Oğlumun odası boş, üniversitede kalıyor.”

Kaldım. O gece uyuyamadım. Aylin’in sözleri, Emre’yle kavgalarımız, hayatımdaki mutsuzluğu ona yükleyişim, bağırışlarım, suçlamalarım… ama onun yavaşça söndüğünü fark etmeyişim aklımda dönüp durdu.

Sabah sessizce kalktım, bir not bıraktım:

*”Aylin, sana düşman gibi geldim. Ama şimdi saygıyla ayrılıyorum. Beni aşağılamadığın, kovmadığın için teşekkürler. Eğer mutlu olma şansın varsa, kullan. Bir gün Bolu’ya gelirsen, çay içmeye beklerim.”*

Gittim. Bağırış çağırış olmadan.

Emre geri dönmedi. Ama artık onu geri istemiyordum. Şimdi biliyordum: Eğer biri gidiyorsa, demek ki gerçekten mutsuzdu. Ve eğer ona benim veremediğim sıcaklığı biri vermişse… bari mutlu olsun.

Benimse önümde daha çok şey var…

Rate article
Lifequest
Kocamın Sevgilisine Öfkeyle Gittim, Ama Beklenmedik Bir Duyguyla Ayrıldım