Eski Sevgilisi Evlendiği İçin Sinirleniyor. Ben Onun Şimdiki Eşiyim. Buna Nasıl Tepki Vermeliyim?

Kızdı, çünkü eski eşi evleniyordu. Ben ise şu anki karısıyım. Buna nasıl tepki vermeliyim?

Bazen hayat öyle bir senaryo yazıyor ki, hiçbir yönetmenin aklına gelmez. Kocam, Emre, yüzü asık bir şekilde eve geldi, anahtarları çekmeceye fırlattı ve sessizce ayakkabılarını çıkardı. Bu ona hiç benzemiyordu—normalde kızı Zeynep’i gördükten sonra yüzü gülerdi. Sormama bile fırsat kalmadan, içindekileri patlarcasına anlatmaya başladı:

“Gül, inanamazsın! Zeynep’i kreşten almak için erkenden gittim, sürpriz yapmak istedim. İçeri girdiğimde, elinden tutmuş bir adam onu götürüyordu! Kanım dondu. Kaçırıyor sandım! Koştum, sorgulamaya başladım, meğerse… meğerse Özlem’in sevgilisiymiş!”

Ben Gül’üm ve biliyordum: Emre’nin eski eşi Özlem, onun hiç kapanmayan yarasıydı. Neredeyse altı yıldır birlikteyiz, oğlumuz Ali var. Ama Özlem hep aramızda bir gölge gibiydi. Emre bir türlü seçim yapamıyordu—bazen Özlem ateşlendiğinde ona bakmaya gidiyor, bazen Zeynep’in adına ona çiçek alıyor ama kendisi yazıyordu. Hele onun hayatına bu kadar müdahil olduğu için kaç kez kavga etmiştik…

Ve şimdi… Özlem evleniyor. Nihayet. Umursamaması gerekiyordu. Ama o, öfkeden deliye dönmüş, saçını başını yoluyordu.

“Anlıyor musun, bana ciddi olduklarını söyledi! Düğün yakınmış. Bu Kerem de boşanmış, çocuğu varmış, bir de ‘Özlem oğluma iyi bir anne olur’ diyormuş!”

“Peki, sorun ne? Belki de olur. Sevindin mi?” diye sordum sakince, aslında içimden gülümsüyordum.

“Sevinmek mi? Ciddi misin? Ya herkes gibi çıkarsa? Evlenir, sonra başkasını bulursa? Zeynep bunu görecek, ona bunu mu reva görüyorsun? O daha çocuk!” diye çırpınıyordu.

Aklıma bir fikir geldi: Belki de Kerem, Emre’den daha güvenilirdi? Sakin, olgun, ilgili bir adamdı. Özlem’in sosyal medyasına baktım—Kerem’le fotoğraflar. Gülen yüzler, aile, çocuklar, mangal keyifleri. Bir de Kerem’in profilini açtım, her şey açıktı: oğluyla, iş yerinden, seyahatlerden fotoğraflar. Hiç dar giysilerle poz veren kızlar yoktu, hiç imalı yazılar değil. Normal, düzgün bir adamdı.

Emre’ye kendimi iyi hissetmediğimi, erken yatacağımı söyledim. Aslında Ali’yi yatırdıktan sonra yatak odasına geçip kapıyı aralık bıraktım. Çünkü biliyordum: Özlem’i arayacaktı. Öyle de oldu.

“Özlem, bunun anlamı ne? Ciddi misin?” diye sesini mutfaktan duydum.

Sessizlik. Sonra yine Emre:

“Senin bir kocan olsun istemiyorum… Beni düşün biraz!”

Donup kaldım. Kızı için endişelenmiyordu. Kıskanıyordu. Bana değil, ona. Eski eşine. “Yeni bir hayat” için terk ettiği ama asla bırakamadığı kadına.

Yatakta tavana bakarak yatarken, içimde her şeyin yıkıldığını hissettim. Ben onun karısıyım. Oğlunun anneyim. Onunla yaşayan, planlar kuran, günlük hayatı paylaşan benim. Ama o başka bir kadını arıyor, evlenmemesi için yalvarıyor çünkü… canı yanıyor.

“Kıskanıyorsa seviyor demektir” mi diyeceksiniz? Peki kimi?

Şimdi ne yapacağımı bilmiyorum. Sessiz kalıp hiçbir şey duymamış gibi mi davranmalıyım? Yoksa yüzüne mi sormalıyım: Kalbinde kim var, ben mi Özlem mi? Eğer o geçmişi bırakamıyorsa, ben onun için neyim?

Emre yanıma uzandı, hiçbir şey olmamış gibi sarıldı. Ben ise bir yabancı gibi yattım. Çünkü anladım ki, onun tek kadını değilim. Fiziken belki evet. Ama manen… derinlerde bir yerde, bir başkası daha yaşıyor. Ve bu ben değilim.

Bu aşk mı? Yoksa ihanet ettiği kadın üzerindeki kontrolünü kaybetme korkusu mu? Erkekler neden eski eşleri mutlu olunca bu kadar yıkılıyor? Neden başka birinin, onların olamadığı kişi olabileceği düşüncesi onları bu kadar rahatsız ediyor?

Ve en önemlisi—şimdi onun yanında olan ben, bununla nasıl yaşayacağım?…

Rate article
Lifequest
Eski Sevgilisi Evlendiği İçin Sinirleniyor. Ben Onun Şimdiki Eşiyim. Buna Nasıl Tepki Vermeliyim?