“Bu aileye felaket getirdin!” diye bağırdı anne, genç kız olan kızına.
“Anneciğim, döndün! Seni çok özledim! Artık birlikte olacak mıyız?” diye sesi titreyerek umutla haykırdı küçük kız, annesine koşarken.
“Hayır! Büyükannenle kalacaksın!” diye sertçe kesip attı Ayşe, sanki bir yabancıdan kaçarcasına uzaklaşarak.
Ayşe, tam iki yıl sonra ilk kez kızını görmeye Ormanağzı kasabasına gelmişti. Sesi buz gibiydi, gözlerindeyse kin doluydu. Kızını kayınvalidesine bırakmıştı ve bu karşılaşma, annesinin sevgisini bekleyen küçük kızın yüreğini paramparça etti.
“Neden?” diye sordu kız, gözyaşlarını zorlukla tutarak.
“Çünkü senin doğmanla bu eve keder doldu! Babamızın yok olması senin yüzünden!” diye haykırdı Ayşe, kelimeleri bıçak gibi kızının kalbine saplandı.
Ayşe ile Mehmet, okul sıralarından beri ayrılmazdı. Aşkları sonsuz gibiydi: hayaller kurar, gelecekleri için planlar yapar, bir gün bile birbirlerizsiz yapamazlardı. Üniversiteden mezun olur olmaz evlendiler. Mehmet, uzak bir maden ocağında işe girdi ve iyi para kazanmaya başladı. Kısa sürede Ormanağzı’nda bir daire aldılar. Ayşe hamile olduğunu öğrendiğinde, Mehmet mutluluktan havalara uçuyordu. Ona her gün özen gösteriyor, en iyi hastaneyi seçiyor, bebek odasını hazırlıyordu. Hayatları umut doluydu.
Ama kader acımasız davrandı. Doğumdan birkaç gün sonra, taburculuk hazırlıkları yapılıyordu. Mehmet, gururla bebek odasını süsledi, çiçekler aldı ve eşiyle kızını almak için hastaneye doğru yola çıktı. Ancak oraya varamadı. Korkunç bir kaza hayatını aldı. Kurtarma ekipleri ve doktorlar çaresiz kaldı. Ayşe, yeni doğmuş kızıyla baş başa kalmıştı.
Hastaneye Ayşe’nin en yakın arkadaşı geldi, ona acı haberi yumuşatmaya çalışıyordu. Onu oyalamak için saçma hikayeler uydurdu, ama gerçek, Ayşe eve döndüğünde yüzüne çarptı. Kayınvalidesi Fatma Hanım, hıçkıra hıçkıra trajediyi anlattı. Ayşe, acıdan deliye dönmüş bir halde, Mehmet’in özenle hazırladığı bebek odasına daldı. Etrafı parçaladı: perdeler yırtıldı, oyuncaklar savruldu, çığlıkları acıyla doluydu. Dünyası yerle bir olmuştu.
Cenazeden sonra, Ayşe kızına bakamadı. Kayınvalidesi Fatma Hanım, bebeğin tüm ihtiyaçlarını üstlendi. Ayşe kendini zorlayıp çocuğa baktı, ama yüreğinde sevgi değil, sadece boşluk ve öfke vardı. Kocasının ölümünden kızını sorumlu tutuyor, sanki onun doğumu bir lanetmiş gibi davranıyordu.
Bir gün, Fatma Hanım torununu görmeye geldiğinde, Ayşe patladı.
“Suç onun!” diye ağlayarak haykırdı. “O hayatımızı mahvetti! Ondan nefret ediyorum!”
“Ayşe, kendine gel!” diye yalvardı kayınvalidesi. “Bu kız için yaşamalıyız. Onun suçu yok!”
Ama sözler onu ikna etmedi. Ayşe, kederine gömüldü ve kızına karşı nefret duvarı ördü.
İki yıl sonra, Ayşe bir işe girdi. Fatma Hanım elinden geldiğince yardım etti, ancak kısa süre sonra Ayşe terfi aldı ve sık sık iş seyahatlerine çıkmaya başladı. Kayınvalidesinden kızını almasını istedi. Torununu çok seven büyükanne, sevinçle kabul etti. Başlarda Ayşe, kızını ziyaret ediyor, hafta sonları alıyordu, ama zamanla bu görüşmeler azaldı. Sonunda tamamen ortadan kayboldu.
Ayşe, para gönderiyordu, ama hiçbir haber vermiyordu. Küçük kız, annesini özleyerek ağlıyor, onu istiyordu. Fatma Hanım, “Annen iş seyahatinde, yakında dönecek” gibi bahaneler uydurdu. Bir gün Ayşe’nin evine gitti, ama kapı yüzüne kapatıldı.
Yıllar geçti. Ayşe, kızı Elif’in doğum gününde kayınvalidesinin evine çıkageldi. Soğuk bir ifadeyle hediyeyi uzatıp durdu, kendisine umutla koşan kızına baktı.
“Anne, geri döndün mü? Artık seninle mi yaşayacağım?” diye sevinçle haykırdı Elif, gözleri parıldayarak.
“Hiçbir şey değişmedi!” diye kesip attı Ayşe, geri çekilerek. “Sen burada kalacaksın.”
“Neden?” diye sordu Elif, sesi titreyerek.
“Çünkü sen uğursuzluk getirdin! Babanın ölümü senin yüzünden!” diye bağırdı Ayşe, sözleri odada yankılandı.
Fatma Hanım dayanamadı:
“Ayşe, sus! Bir çocuğa nasıl böyle şeyler söylersin?”
Ayşe, kayınvalidesine buz gibi bir bakış attı.
“Evlendim,” dedi. “Ve hamileyim. Artık Elif’ten vazgeçmek için geldim.”
“Öz kızını bırakıyor musun?” diye hayretle bağırdı Fatma Hanım. “Hiç mi utanmıyorsun?”
“Onu sevemiyorum,” diye sessizce cevapladı Ayşe. “Affedin beni.”
Arkasını dönüp gitti. Kısa süre sonra noter onaylı bir vazgeçme belgesi geldi. Elif, artık ona resmi olarak bakan büyükannesiyle kaldı. Kız, annesini sordukça Fatma Hanım susuyor, gerçeği söylemeye gücü yetmiyordu. Yıllar sonra Elif, annesinin babasının ölümünden onu sorumlu tuttuğunu öğrendi. Uzun süre ağladı, ama bir daha sormadı. Annesine duyduğu sevgiyle dolu yüreği, sonsuza dek kırılmıştı.




