Geçmiş, Aşk ve Yeni Bir Birleşme
Nazife ve kocası Ahmet, Olukbaşı köyündeki sıcacık evlerinde yemek masasında oturuyorlardı. Birden kapı çalındı. Kapıda, Nazife’nin eski sınıf arkadaşı Sevgi duruyordu. Ev sahipleri şaşkınlıkla birbirlerine baktılar. Sevgi, nadiren uğrardı ve bu beklenmedik ziyaretin bir sebebi olmalıydı.
“Buyur gel içeri, Sevgi,” dedi Nazife, şaşkınlığını belli etmemeye çalışarak. “Doğrusu, gelişin bizi şaşırttı.”
“Lafı dolandırmayayım,” dedi Sevgi, eşikten içeri adım atar atmaz. “Sanırım siz de benim gibi, çocuklarınızın mutlu ve yanınızda olmasını istersiniz…”
“Biraz müphem konuşuyorsun,” diye kaşlarını çattı Ahmet. “Otur şöyle, Nazife’nin yaptığı güzel tarhana çorbası var, buyur.”
“Oğlum evlenmeye karar verdi,” diye pat diye söyledi Sevgi, kararlı bir ifadeyle onlara baktı.
“Vay canına! Peki bizimle ne alakası var bunun?” diye şaşırdı Ahmet, kaşığını bırakarak.
Nazife ve Ahmet, misafirin neye varmak istediğini anlayamamışlardı ve odadaki gerilim giderek arttı.
Nazife ile kızı Lale, köyün sokaklarında yürüyorlardı. Yol kenarında, iki komşu kadın bir şeyler hakkında hararetle konuşuyordu. Nazife’yi görünce sustular ve ona döndüler, belli ki büyük oğluna yaptığı ziyaretle ilgili haber bekliyorlardı.
Selamlaştıktan sonra Nazife ile Lale durdular, komşuların hatırını sorup torun ve gelinden kısaca bahsettiler. Tam yürümeye devam edeceklerdi ki bir kadın yanlarından geçti. Gülümseyerek yüksek sesle:
“Merhaba, sınıf arkadaşım! Nasılsın? Her şey yolunda mı? Komşularla biraz oturup sohbet etseydin, bu acele neden?”
Nazife, uzun kirpiklerle çerçevelenen o kara gözlerine baktı ve hafif bir gülümsemeyle:
“Eve gidiyorum. Ahmet’i üç gündür görmedim, özledim.”
Sevgi alaycı bir bakışla süzdü onu:
“Hadi canım. Aşk gelir geçer. Eğer içini dökmek istersen, ben burdayım.”
Nazife yalnızca gülümsedi:
“Bakışların şefkat dolu, ama samimiyetine inanmıyorum…”
Kızıyla yollarına devam ettiler.
“Anne, bu teyze neden bu kadar acı sözlü?” diye sordu Lale. “Sanki hep bir şeylere kızgın.”
“Onun huyu böyle,” dedi Nazife, gerçek sebebi bilmesine rağmen.
“Her karşılaşmada sana laf dokundurmaya çalışıyor,” diye üsteledi Lale. “Sen ise hep ne diyeceğini biliyorsun. Neden böyle davranıyor?”
“Gerçeği öğrenmek ister misin?” diye gülümsedi Nazife. “Sevgi, babanı seviyordu, ama o beni seçti.”
Lale şaşkınlıkla donakaldı.
“Ciddi mi?! İkinizi de sevdi ve seni mi seçti? Neden?”
Nazife güldü:
“Git babana sor…”
Akşam yemeğinden sonra Lale, televizyon izleyen babasının yanına oturdu. Ona sarılıp aniden sordu:
“Baba, neden annemi seçtin, Sevgi teyzeni değil?”
Ahmet şaşkınlıkla kızına baktı, sonra eşinin yüzüne.
“Anlat işte, kızımız merak etmiş,” diye güldü Nazife.
“Çok eski ama dün gibi hatırlıyorum o günü,” diye başladı Ahmet. “Yılbaşından önce okulda bir balo düzenlenmişti. Annen Kar Tanesi, ben de arkadaşım İbrahim’le birlikteydik. Kıyafeti ona çok yakışmıştı! Mavi elbise gözlerinin rengindeydi, saçları da beline kadar uzun. O an kalbim titredi. Yanımda hep onu görmek istediğimi anladım.”
“Ama utangaçtım,” diye devam etti. “Doğru zamanı bekledim. Okuldan sonra şehre gidemedim, annen de üniversite için şehre gitti. Hafta sonları gelirse görmek umuduyla köyde dolandım durdum. Bir gün bakkaldan çıkarken gördüm. Cesaretimi toplayıp yanına gittim ve askere gideceğimi söyledim. ‘Demek uzun süre göremeyeceğim seni?’ dedi. Sevincimden havalara uçtum. Sarıldım ona ve ‘İki yıl çabuk geçer. Yaz bana, tamam mı?’ dedim. Başını salladı, yanağımdan öptü ve eve koştu.”
“Mektupları sayesinde askerlik çabuk geçti,” diye gülümsedi Ahmet. “Döner dönmez istedim ve evlendik.”
“Baba, ne güzel bir aşk hikayeniz var!” diye hayranlıkla mırıldandı Lale.
“Hey, daha erken düşünme böyle şeyleri,” diye göz kırptı babası.
Lale gülerek odadan fırladı.
Sevgi, Nazife ile aynı sınıftaydı. Güçlü ve keskin hatlara sahipken, Nazife narin ama güçlüydü. Nazife’nin üç erkek kardeşi vardı ve babası onları spor yapmaya alıştırırdı. Nazife de onlarla beraber çalışırdı ve kısa sürede kardeşleri gibi barfikste çekmeye başladı.
Bir beden eğitimi dersinde izin isteyip erkekler kadar iyi performans gösterince herkesi şaşırttı. O günden sonra erkekler ona saygı duymaya, kızlar ise kıskançlıklarını alayla gizlemeye başladı.
Nazife her zaman güler yüzlü ve nazikti, hiç kavga etmez, laf atanlara atasözleriyle ya da nükteli cevaplarla karşılık verirdi.
Büyük sınıflarda birçok kızın talipleri çıkmıştı. Sevgi, Ahmet’e âşıktı, ona notlar yazardı, dans etmeye davet ederdi. Ama Ahmet, askerden dönünce Nazife’yi istedi. O günden sonra kadınlar arasında gizli bir husumet başladı.
Zamanla Sevgi, bir sınıf arkadaşıyla evlendi ve Nazife’nin yakınına yerleşti. Nazife’nin zaten bir oğlu vardı. Yıllar geçti.Nazife’nin evinde başlayan bu yeni hikaye, iki ailenin kaderini sonsuza dek birleştirecek ve geçmişin yaralarını zamanla saracaktı.




