Oğlum Kadın ve Çocuğuyla Gelince Kendi Evimde Yabancılaştım

— Anne, bugün kız arkadaşımı getireceğim. Tanışmanızı istiyorum. Çok zamandır hayal ediyordum ama bir türlü kısmet olmadı. Kızı şu an babaannesinde, bugün mükemmel bir fırsat.

Bu sözlerle Emre, annesi Ayşe’yi İzmir’deki geniş evlerinde şaşkına çevirdi. Ayşe’nin kalbi bir an durdu. Emre daha yirmi bir yaşındaydı, bir de üstelik çocuklu bir kız arkadaş mı bulmuştu? Oğlunun özel hayatından habersizdi, bu haber ani bir yıldırım gibi çarpıverdi.

Ayşe altı yıl önce dul kalmıştı. Eşi Mehmet, henüz kırk üç yaşındayken ansızın bir pıhtı yüzünden hayatını kaybetmişti. O daha güçlü kuvvetliydi, aşkları ise sanki hiç bitmeyecekti. Mehmet ve Ayşe çocukluktan beri ayrılmazdı: aynı sınıfta okumuşlar, beraber hayal kurmuşlar, gülmüşlerdi. İlkokulda saçlarını çekerdi, ortaokulda çantasını taşırdı, lisede ise birbirlerine aşklarını itiraf etmişlerdi. On sekiz yaşında, ayrı yaşamayı düşünmeden evlenmişlerdi.

Mutlu bir evlilikleri olmuştu. Birbirlerine destek olmuşlar, beraber okuyup çalışmışlar, bu sıcak yuvayı kurmuşlardı. Emre on üç yaşına geldiğinde ikinci bir çocuk hayal etmeye başlamışlardı ama kader başka türlü yazılmıştı. Mehmet’in ölümü dünyalarını yıkmıştı. O zamanlar on beş yaşında bir delikanlı olan Emre içine kapanmıştı. Ayşe ise dişlerini sıkmış, oğluna destek olmak için tüm gücünü toplamıştı. Çalışmış, onu büyütmüş, başardığını düşünmüştü — Emre büyümüş, üniversiteye girmişti. Ayşe rahat bir nefes almıştı ama meğerse erkenmiş.

— Anneciğim, tanıştırayım, bu Ece. Benim kız arkadaşım, — dedi Emre kapıyı açarak.

Yanında uzun sarı saçlı, zarif bir kadın duruyordu. Şık bir elbise ve topuklularla gülümsüyordu ama Ayşe karşılık veremedi. Ece neredeyse kendi yaşındaydı — oğlundan neredeyse on beş yaş büyük. Ayşe’nin içi sızladı ama duygularını bastırdı, nazikçe karşıladı ve sofraya buyur etti.

Akşam yemeğinde Ece kendinden bahsetti. Otuz dokuz yaşındaydı, İzmir’de kiralık bir evde kalıyordu, başka bir şehirden gelmişti. Kızı Elif beş yaşındaydı, anaokuluna gidiyordu.
— Tabii, siz şaşırmış olmalısınız, — diye başladı Ece, Ayşe’ye anlamlı bir bakış attı. — Emre’den çok büyüğüm. Ama yaş sadece bir sayı, değil mi? Sevince gerisi önemli olmuyor. Emre’yle birbirimizi bulduk. Siz bir kadın olarak beni anlarsınız, değil mi? — diyerek cilveli bir gülümseme yaptı ama gözlerinde küçük bir meydan okuma pırıltısı vardı.

Ayşe başını salladı ama içi kuşkuluydu. Yemekten sonra Ece gitti ve Emre annesiyle baş başa kalınca konuşmaya başladı:
— Anne, sen benim için herkesten önemlisin. Lütfen, anlamaya çalış. Evet, Ece benden büyük ama birbirimizi seviyoruz. Bu sıradan bir aşk değil, ciddiyiz. Bir de Elif var, kızı çok tatlı. Anne, bizimle kalabilirler mi? Ece’nin kendi evi yok, bizim evimiz büyük, yer var. İstemezsen anlarım, kırılmam.

Ayşe oğluna baktı, yüreği ikiye bölünüyordu. Onu korumak, uyarmak istiyordu ama gözlerindeki umudu görünce hayır diyemedi.
— Kalın, — diye fısıldadı. — Önemli olan senin mutlu olman, oğlum.

— Teşekkürler anneciğim! Yarın taşınırlar! Senin dünyanın en iyisi olduğunu biliyordum! — Emre ona sarıldı ve hemen Ece’yi aramak için koştu.

Ayşe yalnız kalınca arkadaşı Fatma’yı aradı. Fatma hikâyeyi sonuna kadar dinledi, sonra pat diye:
— Ayşe, bu biraz tuhaf. Aşk elbet karmaşık bir şey ama bir düşün: Bu kadının nereden olduğu belli olmayan bir çocuğu var, evi yok, senin oğlunsa büyük bir evi olan genç bir delikanlı. Çok şık değil mi? Arada neredeyse yirmi yaş var. Belki de sadece kenara yatmaya çalışıyor? Dikkatli ol, yoksa oğlunla ilişkini sonsuza kadar bozarsın.

Ayşe düşüncelere daldı. Ece’nin niyetlerini anlamak için onu gözlemeye karar verdi. Ertesi gün Ece ve Elif taşındılar. Kız çok tatlıydı, önce çekindi ama sonra Ayşe’ye oyuncak bebeklerini göstermeye başladı. Ayşe istemeden gülümsedi ama içindeki endişe gitmedi.

Akşam, Elif’i yatırdıktan sonra büyükler çay içmek için oturdu. Ayşe, Emre’nin Ece’ye sarılışını görünce içinde bir kıskançlık hissetti. Ece’nin gözlerinde bir zafer veifadesi okunuyordu: “Artık oğlun benim, elinden bir şey gelmez.” Ayşe bu düşünceleri kovmaya çalıştı ama karanlık gölgeler gibi sürekli geri dönüyorlardı.

Rate article
Lifequest
Oğlum Kadın ve Çocuğuyla Gelince Kendi Evimde Yabancılaştım