Kayınvalidem Buluşmaya Gidiyor, Torunumla Ben Kalıyorum

Kayınvalidem randevu peşinde, ben de torunla kalıyorum

Kayınvalidem, Aylin Hanım, uzun yıllardır yalnız yaşıyor. Eşinden, yani kocamın babasından ayrılmaları zorlu geçmiş ve neredeyse tek başına oğlunu büyütmüş. Erkek ilgisi eksik olmamış tabii — canlı, güçlü karakterli bir kadın — ama ikinci kez evlenmemiş. Diyor ki, üvey baba oğlunu incelir diye korkmuş. Onun gibi bir kadın, bunu kimseye yedirmezdi elbette. Sonuçta gençliği iş ve çocuk büyütmekle geçmiş. Randevular, flörtler falan hikâye; tek düşündüğü, çocuğunu nasıl iyi yetiştireceği ve geçindirip okutacağıymış, hele ki eski kocası nafaka bile vermemişken.

Ama başarmış. Bunun için ona minnettarım. Kocam güvenilir, şefkatli bir adam ve biliyorum ki bu onun eseri.

Şimdi oğlu büyüdü, evlendi, bizim bir kızımız oldu, Aylin Hanım’ın da torunuyla yeni bir hayat amacı doğdu. Küçük kızla vakit geçirmeye bayılıyor: parklarda gezdiriyor, börekler yapıyor, masallar anlatıyor. Mutlu mesut, değil mi? Ama hayır! Onun hayatında öyle bir değişim oldu ki, hâlâ şaşkınım.

Yılbaşı öncesinde bir adamla tanışmış. Tesadüfen, İstinye Park’ta kuyrukta beklerken. Laf lafı açmış, numaralarını değiştirmişler ve işte başladı. Adı Cemal Bey, emekli bir asker, albay, o da boşanmış, yalnız yaşıyor. Kayınvalidemin dediğine göre, o kadar çok ortak noktaları varmış ki, adeta kader. İkisi de eski Türk filmlerini seviyor, Boğaz’da yürüyüş yapmayı, aynı kitapları okumayı. Hatta çayı bile aynı şekilde içiyorlarmış — şekersiz, ince bir limon dilimiyle. Tam bir aşk romanı gibi!

Ama işin püf noktası: Cemal Bey sürekli onu randevuya çıkmaya davet ediyor. Biz de eşimle geç saatlere kadar çalışıyoruz, kızımız neredeyse tamamen kayınvalidemde. Çocuğu romantik bir buluşmaya götürmek mi? Olacak şey değil tabii. Dün beni arayıp öyle bir şey söyledi ki neredeyse kahveyle boğuluyordum: “Canım, bu akşam birkaç saat Elif’le kalır mısın, ben… biraz dışarı çıkacağım, randevum var.”

Açıkçası, gülmemek için kendimi zor tuttum. Randevu mu? Bu yaşta? Elli yaşını geçmiş, ama tıpkı genç bir kız gibi âşık peşinde koşuyor, önce parka gidecekler, sonra da modern sanat sergisine! Dedim ki, “Cemal Bey eve gelip çay içse, Elif de yanınızda olsa olmaz mı?” Ama olmazmış! Israr etti: “Öyle olmaz, kızım, gerçek bir randevu olacak, yürüyüş, yıldızlar altında sohbet…” Tam bir aşk hikâyesi yaşıyor resmen!

İşten izin almak zorunda kaldım. Patron bana bakakaldı tabii, ama izin verdi. Şimdi düşünüyorum, bu tek seferlik bir şey değil. Kayınvalidemin Cemal Bey’den bahsederken gözlerinin içinin güldüğünü gördükçe, tek bir randevuyla yetineceğini sanmam. Yakında ya ücretsiz izin alacağım ya da Elif’e bir kreş bulmam gerekecek. Çünkü anlaşılan, Aylin Hanım’ın bu işe kafası çok yatkın. Hatta öyle imalar yapıyor ki, Cemal Bey ciddi bir adam, belki de düğün bile yapabilirler. Düğün! Bu yaşta!

Herkesin mutluluk arayışında olduğunu biliyorum, tabii ki. Ama bu yaşta mutluluk erkeklerde mi? Torunlarla oynamak, onlara gözlemeler pişirmek, parklarda koşturmak değil mi? Yoksa ben mi yanılıyorum? Belki de aşkın yaşı yoktur, emeklilikte bile o “bir kişi”yi bulabilir insan. Yine de kafam almıyor: bana her zaman disiplinli ve ağırbaşlı bir kadın olarak örnek olan kayınvalidem, şimdi gözleri parlayan romantik bir genç kıza dönüştü.

Onu kırmak istemem. Denesin, mutlu olsun. Belki de gerçekten kader, en beklemediği anda kapısını çaldı. Ama yine de kendime soruyorum: bAcaba onun bu yeni aşkı, bizim düzenimizi değiştirirken hepimizi mutlu edecek mi, yoksa bir süre sonra her şey eski haline mi dönecek.

Rate article
Lifequest
Kayınvalidem Buluşmaya Gidiyor, Torunumla Ben Kalıyorum