Neden Senin Annen Bizde Kalıyor da Benimki Kalamasın?!

Uzun bir günün ardından eve döndüğümde, salonumuzda kayınvalidem Ayşe Hanım’ın valizinden eşyalarını çıkardığını gördüm. Şaka sanıp güleceğim geldi, ama bu benim gerçek hayatımdı. Anlaşılan oğlumuz ve ev işlerine “yardım etmek” için birkaç haftalığına bize taşınmaya karar vermişti. Çünkü ona göre ben bu işlerin altından kalkamıyordum.

Kayınvalidem, kendine has huyları olan bir kadındı, ama ben genelde görmezden gelmeye çalışıyordum. Ancak eşim Mehmet’in sözleri beni çileden çıkardı: “Senin annen haftalarca bizde kalabiliyor, ama benim annem kalamıyor öyle mi?” Boğulacak gibi oldum. Annem bize kilometrelerce uzakta, İzmir’de yaşıyor ve yılda iki kez ziyarete geliyordu. Ama kayınvalidem? Sadece birkaç sokak ötede yaşıyor ve istediği zaman kapımızı çalıyordu!

Ayşe Hanım hiç çalışmamıştı. Kocası, kayınpederim, kadının evde oturması gerektiğine inanıyordu ve o da itiraz etmemişti. Bütün hayatını ailesine, daha doğrusu tek oğlu Mehmet’e adamıştı. Büyük bir aile hayal etmişti ama zor bir doğumun ardından başka çocuğu olmamıştı. Bütün sevgisini oğluna dökmüştü. Onun bu boğucu sevgisinden nasıl bunalmadı, hâlâ anlamıyorum. Şimdi bile, saçları ağarmış bir adam olmasına rağmen, ona hâlâ bir bebekmiş gibi davranıyordu.

Onun bu müdahaleleri yüzünden Mehmet’le sık sık tartışıyorduk. Bana göre ev işlerini “yanlış” yaptığımı, işimin ailemi ihmal etmeme sebep olduğunu, oğlumuza ve eşime yeterince ilgi göstermediğimi düşünüyordu. Ben ise onun sürekli öğütlerine ve her şeyi kendi istediği gibi yapma çabalarına katlanmak istemiyordum. Şükür ki kendi evimiz vardı—ailemin desteğiyle almıştık. İstediğimiz gibi döşemiş, kredi çekmeden tadilat yapmıştık. Ama ne yazık ki evimiz kayınvalidemin evine çok yakındı. Tesadüf mü, yoksa bir tür kader mi bilemiyorum.

İlk başta her gün geliyordu. Mehet de ben de bu durumdan yorulmuştuk, kayınpeder ise akşam yemeğini hazır bulamadığı için söyleniyordu. Sonunda sadece hafta sonları gelmeye başladı. Ama oğlumuz Ali doğduktan sonra yine baskılar arttı. Sabah akşam bizdeydi: ya bez yıkıyor, ya çorba pişiriyor, ya da bana “doğru” şekilde bebek bakmayı öğretiyordu. Sabrım tükenmişti. Bir gün kapıyı açmayınca polisi arayacağını söyleyip büyük bir kriz çıkardı! Mehmet onunla konuşmaya çalıştı, ama en fazla bir hafta susuyor, sonra yine “uzman” tavsiyelerini dayatıyordu.

Annem, Emine Hanım, uzakta yaşıyor ve hâlâ çalışıyor. Yılda iki kez gelir ve tabii ki bizde kalır—otele gitmesi saçma olurdu! Bu ziyaretlerde kayınvalidem kıskançlıktan çıldırıyordu. Mehet bir keresinde, “Sen annenle arkadaş gibi geçiniyorsun, ama benim annemi zoraki tolere ediyorsun!” diye serzenişte bulundu. Ben de açıklamaya çalıştım: “Ben annemi yılda iki kez görüyorum, seninkini neredeyse her gün! Üstelik benim annem bizim hayatımıza karışmıyor!” Ama o yine alınıyordu.

Kayınvalidemin son numarası ise bardağı taşıran damla oldu. Eve geldiğimde, hiçbir şey olmamış gibi gardrobuna elbiselerini asıyordu. Meğer kayınpeder balığa gitmiş, o da bu fırsatı değerlendirip evimizi benim “dağınıklığımdan” kurtarmaya karar vermişti. Öfkeden titriyordum. Mutfakta Mehmet’e çıkıştım: “Aklını mı kaçırdın? Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?”

Omuz silkti: “Annem yardım etmek istiyor. Bunda ne var?”

“Ben onun yardımını istemiyorum! Her şeye burnunu sokuyor, eşyalarımı yerinden oynatıyor, bana nasıl yaşayacağımı söylüyor!” dedim, yumruklarımı sıkarak.

“Senin annen bizde kalıyor, ben sesimi çıkarmıyorum! Benim annem neden kalamıyor?” diye tersledi beni.

Dayanamadım: “Eğer yarın sabah annen hâlâ buradaysa, Ali’yi alıp annemin yanına gidiyorum. Sonra da boşanma davası açarım. Bu sirkten bıktım artık! Seçim senin: ya ben, ya o!”

Mehmet bana bir düşman gibi baktı. Ama şaka yapmıyordum. Onun baskıcı “sevgi”si altında daha fazla ezilmeyecektim. Eğer sınır koymazsa, giderim. Bu bir tehdit değil, bir çığlıktı.

Hayat bazen seni seçim yapmaya zorlar. Bazen “hayır” demek, sevgiyi korumanın tek yoludur.

Rate article
Lifequest
Neden Senin Annen Bizde Kalıyor da Benimki Kalamasın?!